Bir Osmanlı Kurmayının Gözünden Rus-Japon Harbi

Batuhan SAYGILI[*]

1904-1905 yılları arasında cereyan eden Rus-Japon Harbi, tarihin ilk modern savaşı olarak kabul edilmesi ve savaş gözlemciliğinin boyutu gibi özellikleriyle tarihteki yerini almaktadır. Rus-Japon Harbinin Osmanlı-Türk harp tarihinde ve dönemin İslam dünyasında, harp teknikleri ve gelişmeleri gibi askerî olguların yanı sıra batılı bir devletle doğulu bir devletin karşı karşıya gelmesi yönüyle farklı bir yeri vardır. Osmanlı Devleti’nin kendisine denk gördüğü, geri kalmış doğulu bir devlet olan Japonya’nın gelişmiş batılı bir devlet olan Rusya ile savaşı oldukça ilgi çekmiştir. Savaş gözlemcisi olarak Japonya’ya gönderilen Miralay Pertev Bey (Pretev Sait Demirhan) savaş gözlemlerini ve raporlarını Sultan II.Abdülhamid’e sunmuştur. Savaştan alınan dersleri ve savaşa dair değerlendirmelerini ise daha sonra “Rus-Japon Harbinden Alınan Maddi ve Manevi Dersler ve Japonların Esbab-ı Muzafferiyeti” başlığı altında tekrar ve farklı bir üslupla yazmıştır. İnceleyeceğim eserin önemi şudur: İslam dünyasının ve Osmanlı İmparatorluğu’nun bu kadar ilgilendiği Rus-Japon Harbine gözlemci olarak katılan bir Osmanlı kurmay subayının, iyi yetişmiş bir kurmay subayın değerlendirmeleri ve bakış açısı tipik bir Osmanlı kurmay subayının düşüncelerini temsil etmektedir. Yazar bu çalışma hakkında kitabın başında “Bu çalışma bir Osmanlı kurmay subayının 20.yüzyıl başındaki algısını jeopolitik, toplumsal ve askerî olmak üzere üç açıdan değerlendirmeyi amaçlamaktadır.” ifadesini kullanır. Sadece Rus-Japon Harbinden değil, harbin ilerleyen yıllardaki askerî etkilerinden de bahsedilmektedir.

Kitap, Japonya’nın savaştan önceki durumunu, savaşa kadar olan süreci, savaşın nedenlerini ve savaşı; askerî doktrinlere de yer vererek anlatır. Bu bölüm okuyucu için oldukça faydalı bir ön bilgilendirme niteliğindedir. Ardından İslam dünyasının Rus-Japon Harbine dair algısını, Pertev Paşa’nın gözünden savaşı ve Pertev Paşa’nın savaşa dair değerlendirmelerini ayrı ayrı bölümlerde aktarır. Kitabın sonundaki ek kısmında ise Pertev Paşa’nın “Rus-Japon Harbinden Alınan Maddi ve Manevi Dersler ve Japonların Esbab-ı Muzafferiyeti” eserine ve Pertev Paşa’nın fotoğraflarına yer verilmiştir.

Osmanlı Devleti, Japonya’yı endüstrileşmenin ve çağdaşlaşmanın gerisinde kaldığı için kendisine oldukça benzetmektedir. “Osmanlı’ya denk doğulu bir devlet” bakış açısı ve düşüncesi yaygındır. Fakat Japonların mucizevî bir biçimde kendilerini oldukça hızlı geliştirmesi, bunu yaparken kendi kültürlerinden kopmamaları yönüyle de Osmanlı için tam bir model olmuştur. İslam âlemi ise Japonların inançlarının İslam’a benzemesi, karakteristik özellikleri ve yaygın “Osmanlı’ya denk doğulu bir devlet ve modernizasyon modeli” düşüncesi nedeniyle Japonları kendilerine yakın görmüştür. Onları Müslüman yapmak için adam yollamak gibi fikirler bile ortaya atılmıştır. Yazar bunlardan bahsederken Türk-Japon ilişkilerine ve etkileşimlerine dair oldukça ilgi çekici detaylara yer vermektedir. Örneğin 1927 yıllarında askerî ataşe olarak İstanbul’da bulunan Albay Kingoro Haşimoto Atatürk’ten ve İttihad ve Terakki Cemiyeti’nden oldukça etkilenmiştir. 1930 yılında Japonya’ya döndüğünde siyasi olarak yozlaşmaya başladığını düşündüğü ülkesini canlandırmak için İttihad ve Terakki Cemiyeti gibi orta seviyeli subaylardan oluşan “Sakura” adlı gizli bir cemiyet kurmuştur.

Pertev Paşa (Sait Pertev Demirhan); Erkân-ı Harbiye Mektebi Öğretmenliği, 6. Ordu Kurmay Başkanlığı, Harbiye Müsteşarlığı, 3. Ordu Kurmay Başkanlığı, 1. Kolordu ve 4. Kolordu Komutanlıkları, Askerî Okullar Müfettişliği, Tarih ve Coğrafya Encümenleri Reisliği, Askerî Temyiz Mahkemesi Üyeliği, Erzurum Milletvekilliği yapmıştır. Anılarında Mustafa Kemal ve Enver Paşaların öğretmeni olduğunu yazmaktadır. Goltz Paşa ile Kuleli Askeri Lisesi’nde tanışmıştır ve kendisinin gayriresmî asistanıdır. Goltz Paşa, Pertev Bey’i birçok kişi ile tanıştırmıştır. Pertev Bey bu vesile ile Almanya’da birçok manevraya katılmıştır. Alman Ordusu’nda ve Alman Genelkurmayı’nda görev yapmıştır. 1964 tarihinde vefat etmiştir. Batı eğitimi almış, İttihatçılarla içli dışlı bir kurmay subay olarak (Asla mensup olduğuna dair bir ifade kullanmamasına rağmen Pertev Paşa’nın yakın arkadaşı olduğunu iddia eden İngiliz askerî ataşesi Albay Conyer Surtees 31 Mart Vak’ası günlerinde bir sohbetinde Pertev Paşa’nın İttihad ve Terakki’ye mensup olduğunu söylediğini belirtmektedir.) donanımlı bir kurmay subay olmasının üstünde çok durulmamasına rağmen bu durum okuyucu tarafından kitapta rahatça görülmektedir.

Goltz Paşa’dan istediği bir tavsiye mektubu sonucu Pertev Bey’in Mançurya’ya gönderilmesine karar verilmiştir. Hem Osmanlılar hem de Goltz Paşa için bu görevin verileceği en doğru isimlerden biridir. Goltz Paşa ile Pertev Bey’in yakınlığı ile ilgili çok şaşırtıcı ve önemli bilgiler de burada yer almaktadır. Japonya’da Osmanlı Büyükelçiliği bulunmamasına rağmen bir diplomat muamelesi görmüştür. Gözlemci olmasına rağmen sol bacağından ve başından yaralanmıştır. 1905 tarihinde bizzat İmparator’dan madalya almıştır. Bir Osmanlı subayı olarak kendisine diğer ülkelerin subaylarından daha sıcak davranıldığından, diğer subaylarla paylaşılmayan bilgilerin kendisiyle paylaşıldığından bahseder. Yazar Pertev Paşa’nın anılarından ve kitaplarından iyi yararlanmış olup bu gibi çarpıcı detaylara fazlaca yer verir. Araştırmalarında ise Rus-Japon Harbine ait çalışmalarda Pertev Paşa’ya neredeyse hiç atıfta bulunulmadığını aktarır. Bunların bir kurmay subayın profilini çıkarmak, okuyucuyu bilgilendirmek ve okuyucunun ilgisini canlı tutmak adına oldukça faydalı detaylar olduğunu düşünüyorum.

Pertev Paşa Japonların militarist yapısından ve savaşçı ruhlarından oldukça etkilenmiş ve eserlerinde bunlara yer vermiştir. Kitapta Japon Genelkurmayı’nın nasıl Alman ekolüne göre yapılandırıldığından açıkça bahsedilmiştir. İngiliz General Ian Hamilton ve Pertev Paşa’nın savaşa dair değerlendirmeleri kıyaslanmıştır. Prusya ekolünden olan Pertev Paşa savaşta ve Japon Ordusu’nda Alman ekolünün etkilerini oldukça net görmüş ve hissetmiştir. Japonların zaferinde bu ekolün etkisine de dikkat ederek değerlendirmelerde bulunmuştur. Almanlara atıfta bulunmuştur. Bu ekolden olmayan Ian Hamilton ise zaferi tamamen Japonların inancına, savaşçı ruhuna ve manevî güçlerine dayanarak mucizevî bir biçimde gerçekleşmişçesine yorumlamıştır. Bu değerlendirmelerin ortak noktaları ise şudur: Ateş gücüne karşılık süngü hücumu ve savaşma hırsının hala üstün olduğu düşünülmektedir. Savaşa katılan tüm gözlemcilerin aynı fikirde olması ve savaşa neredeyse sadece bir Doğu-Batı mücadelesi olarak bakması dikkat çekiyor. Yazar bunun yanlış bir değerlendirme olduğunu ve I. Dünya Savaşında ve Rus-Japon Harbinde bu nedenle büyük kayıplar verildiğini söyler. Pertev Paşa’nın tüm delillere ve gözlemlerine rağmen böyle düşünmesine de değinir. Bu konu hakkında, “Pertev Paşa’nın eserinde un, yağ ve şeker bulunmaktadır; ancak siper savaşı unsurundan bahsetmemesi sebebiyle Pertev Paşa okuyucularına helva sunamamaktadır” der. Pertev Paşa savaştaki bütün unsurları başarıyla gözlemlemiş olsa da zaman, çıkarttığı derslerin yanlış olduğunu gösterir. Ancak ilginç bir şekilde bütün gözlemciler aynı yanılgıya düşmüşler ve Pertev Paşa diğer gözlemcilerden farklı şeyler söylememiştir. Bunun sebebi ise zamanın konjonktürüdür. Rus-Japon savaşı “Çıkarılması gereken derslerin çıkarılmadığı savaş” olarak tarihe geçti. Yazar buna birkaç defa değinmiştir. Savaş detaylı olarak gözlemlenmiş, her şeyin kaydı tutulmuş, doğru analiz edilmiş; fakat tüm bunlara rağmen çıkarılan dersler gerçekte olanları yansıtmamaktadır. Pertev Paşa’nın “Rus-Japon Harbinden Alınan Maddi ve Manevi Dersler ve Japonların Esbab-ı Muzafferiyeti” adlı eserinin başında yer alan “Bu harp esas itibariyle bize maddî olarak pek çok şey öğretmemiştir. Temel harp kaideleri hiç değişmemiştir.” çıkarımı yanlıştır. Balkan Harbinde savaş planını hazırlaması ve Schlieffen Planına benzer bu taarruza yönelik planın başarısız olmasıyla kariyerinin yükselişi zedelenmiştir. Ali İhsan Sabis Paşa tarafından doğrudan isim verilmese de ağır eleştirilerin ve ithamların hedefi olmuştur. I.Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşında aktif cephe görevlerinde rol almamıştır.

Eser Pertev Paşa’nın hayatına konu dışına çıkmadan yetkinlikle yer vermiştir. Dönemin İslam dünyasının, Osmanlı Devleti’nin ve Avrupası’nın Japonlara ve Rus-Japon Harbine bakışını tesirli bir biçimde aktarmaktadır. Askeri terminolojiye çok hâkim olmayan bir okur için bile yeterince anlaşılırdır. Yararlanılan kaynaklar, belgeler ve aktarılan olgular dikkatli ve başarılı bir çalışmanın ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Rus-Japon harbine dair çok fazla kaynak olmamasıyla beraber Türk harp tarihi adına faydalı bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Değişen dünyayı tanımak, değişimleri gözler önüne sermek ve tarihimizi yorumlamak adına tavsiye ederim.

[*] Cumhuriyet Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Lisans öğrencisi

Doruk AKYÜZ

Dergah Yayınları, 2017, ISBN: 9789759958572

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR