Dünden Bugünden Tarih - Kültür – Milliyetçilik

Metehan KAYGI

Prof. Dr. Erol Güngör’ün hacim olarak küçük ancak muhteva açısından derya misali bu eserini tanıtmadan evvel müellif hakkında birkaç kelam etmek istiyorum. Merhum Erol Güngör Hoca Prof. Dr. Mümtaz Turhan’ın asistanlığını yapmıştır. Sosyal psikoloji alanının Türkiye’de kurulmasına öncülük etmiştir. Tecrübi Psikoloji Kürsüsü’nde sosyal psikolojiye yönelik dersler vermiştir. Ayrıca milliyetçilik kavramının sosyolojik temelleri üzerine de emsal gösterilen eserler meydana getirmiştir. Kendisi aynı zamanda Selçuk Üniversitesi’nde Rektörlük vazifesini ifa etmiştir. Bu görevi sırasında henüz kırk beş yaşında kalp krizi sonucu Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur.

Eser, Güngör’ün tarih, kültür, milliyetçilik, modernleşme gibi hususlarda yazmış olduğu makalelerden oluşmaktadır. Bu yazıda, kitapta yer alan her bir başlıktan söz ederek siz okuyucularımızın sabrını sınamak istemiyorum. Bu yüzden kitapta söz edilen belli başlı hususlar hakkında kelam etmek istiyorum.

Kültür - medeniyet ilişkisinde Güngör şu tespitlerde bulunmaktadır: “Sosyal bilimlerde kültür denince bir topluluğun kendi hayati problemlerini çözmek üzere denediği ve uzun yıllar içinde standart hale getirdiği usuller ve vasıtalar anlaşılır. Şu halde bir topluluğun ihtiyaçlarını karşılamak üzere benimsemiş bulunduğu hayat tarzı bütün maddi ve manevi unsurlarıyla birlikte onun kültürünü teşkil etmektedir.”

Güngör’e göre kültürün ortaya çıkma kaynağı milletlerin kendine has olan ihtiyaçlarıdır. Her milletin ihtiyaçlarının farklı olması ne kadar tabii ise kültürlerinin de farklı olması kaçınılmazdır. Toplum, hissettiği ihtiyacı gidermek için hayat tarzında birtakım değişiklikler yapar. Bu değişimler de hem maddi hem de manevi olarak kültürüne yansır. Biz bir milletin kültüründeki değişimlere bakarak tarih boyunca ihtiyaç duyduğu unsurların ne olduğunu hakkında fikir sahibi olabiliriz. Şimdi ise Erol Güngör’ün medeniyet hakkındaki görüşlerine bakmakta fayda vardır. Güngör, medeniyet konusunda “Medeniyetin tarifi üzerinde ilim adamları arasında kültür tarifinde olduğu kadar bir anlaşmaya ve kesinliğe rastlayamıyoruz.” tespitinde bulunmuştur. Kültür ve medeniyet arasında kesin sınırlar bulunmamaktadır. Burada Güngör, Türk kültür ve medeniyetini birbirine bağlı kavramlar olarak görür. Burada “değiştirerek bünyeye alma” kavramı devreye girer. Milli kültür kodları muhafaza edilerek alınan teknoloji bünyeye uyduğu takdirde Türk medeniyeti söz konusudur. Güngör Hoca, bu medeniyetin kurulmasında Türkçeye de ayrı bir önem atfetmiştir. Batılı zihniyetin benimsenmesi uğruna Türkçeden vazgeçmenin aynı zamanda Türk medeniyeti ve milli kültüründen de vazgeçmek olduğuna dikkat çekmiştir. Ayrıca Batı’nın teknik ve sanayide kaydettiği gelişmelerin sadece tek başına mı alınması gerektiği (alınabilirliği) yoksa bu teknolojik gelişmelerin ancak Avrupa medeniyetinin bütünüyle tesisi yoluyla mı alınabileceği Güngör Hoca’nın eserde işlediği hususlar arasındadır. Ancak ben tanıtım yazısının hacmine sığınarak bu başlığı burada sonlandırmak istiyorum.

Kitabın başlığında yer alan bir diğer kavram olan milliyetçilikten bahis açmak gerekirse Erol Güngör, Türk milliyetçiliğini ırkçılık kokan kafatası çapı, rengi gibi kıstaslardan uzak tutmuş ve şahsiyetsiz ölçütlerle Türk milliyetçiliğini tanımlamaya çalışmanın ona yapılmış bir haksızlık olarak addetmiştir. Güngör, milliyetçiliği halkçılık ile adeta ikiz kardeş olarak görmüştür. Burada kendisinin konuyla ilgili görüşlerine yer vermek uygun olacaktır.

“Bütün milliyetçilik hareketlerinin ortak özelliklerinden biri ve belki en belirgin olanı halkçılıktır. Milliyetçiliğin dayandığı temel prensipler ve bu cereyanın tarih içinde geçirdiği macera göz önünde tutulursa halkçılık ve milliyetçiliğin niçin birbirinden ayrılamayacağı açıkça görülür. Hakikatte milliyetçiliğin asıl hedefi geniş kitlenin iradesine dayanan bağımsız bir siyasi idare (self-government) ve bu siyasi birlik içinde milli bir kültür meydana getirmek olmuştur.”

Yukarıdaki paragraftan da anlaşılacağı üzerine Güngör, milliyetçiliğe hedef olarak siyasi bütünlük ve milli kültür bütünlüğünü görmüştür. Ancak burada kendisi münevver kültürü ile halk kültürü arasındaki ayrıma dikkat çeker. Çünkü özellikle Tanzimat Fermanı’nın ilanından sonra münevverler halktan uzak kalmayı bir üstünlük vesilesi kabul etmiştir. Özellikle Batı’ya karşı olan psikolojinin de etkisiyle milli kültürün yerine yeni ve yoz bir kültürün temelleri atılmaya çalışılmıştır. Bu hususta yine Güngör’ün şu cümlelerine yer vermekte fayda vardır.

“Milliyetçiliğin ana hedefi Türkiye’de milli kültür bütünlüğünü ve onunla birlikte siyasi bütünlüğü kurmaktır. Hakikatte münevver kültürü ile halk kültürü arasındaki köklü farklar siyasi bütünlüğü de sarsacak mahiyettedir.”

Güngör Hoca, bu tehlikeye dikkat çektikten sonra milliyetçi münevverin nasıl olması gerektiğinde de bizlere portre çizmiştir. Bu kısmı okumayı da okuyucularımıza bırakalım.

Şimdi de Erol Güngör’ün tarih anlayışından ve tarihe yüklediği misyondan bahsedelim. Güngör Hoca, tarihin geçmişten ibretler alarak geleceğe güvenle bakmak için önemli olduğunu ve milliyetçiliğinin kaynağının tarihte olduğunu ifade etmiştir. Çünkü nasıl ki insan aile soyunu bulunca aidiyet duygusu ve bağımsız bir hüviyet hisseder, milletler de kendi tarihlerinin eseri olarak bağımsız varlıklar olduklarını idrak ederler. Bu noktada Erol Güngör’ün tarih tanımına başvurmakta fayda var. Bu tanım aynı zamanda tarihin kültür ile olan ilişkisini de içermektedir.

Tarih bir milletin hayatıdır; yani hayat içinde karşılaşılan ve büyük ölçüde başkalarınkinden farklı olan şartların ve bu şartlara yapılan tepkilerin hikâyesidir; kültür ise bu tepkilerden doğan inanç, norm ve davranış özellikleridir.”

Bu yazıda Erol Güngör’ün “Dünden Bugüne: Tarih – Kültür – Milliyetçilik” isimli kitabını başlıkta yer alan kavramlardan hareketle tanıtmaya çalıştım. Kitapta bu ana başlıklar dışında muhtelif mevzularda yazılmış makaleler de bulunmaktadır. Ancak bu bir kitap tanıtım yazısı olduğu için eseri genel hatlarıyla tanıtıp diğer kısımları okuyuculara bırakmak istedim. Herkese iyi okumalar diliyorum.

Erol GÜNGÖR

Yer-su Yayınevi, 1. Baskı, 151 Sayfa, Aralık 2019, İstanbul, ISBN: 6058105126

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR