Hayat Yolunda

Zafer SARAÇ*

Hayattan korkmayın çocuklar! İyi, doğru bir şey yaptığınız zaman hayat öyle güzel ki!” Bu güzel söz Fransız oyun yazarı Jean Anouilh’e ait. Hayatta iyi ve doğru şeyler yapmanın verdiği iç huzur tarif edilemez. Fakat her zaman iyiye ve doğruya ulaşmak mümkün değil. En basit girişimlerde bile bir hata yapma korkusu koca bir dev gibi hayat yolunda insanın önüne çıkar.  Bu yüzden herkes engelleri aşmak için sığınılacak bir liman arar. Sadece sığınmak değil, hayat duymasını bilene sığınılan limanlarda bazen çok şey fısıldar. Her liman zorlu yolculuk öncesi yolcuyu güçlüklere hazırlar ve ders almasını bilene çok şey anlatır. Benzetmemiz üzerinden gidersek bazı gemiler limansız hata yapa yapa ilerler. En nihayetinde hata tecrübeye, tecrübe ferasete ve basirete dönüşür. Bu zaman içindeki tecrübe birikimi hayatın içine saklı halde çabayla çıkarılabileceği gibi, isteyenin emrine amade bir şekilde de sunulabilir. Tıpkı Taha Akyol’un “Hayat Yolunda” kitabının okuruna sunduğu gibi…

Taha Akyol 1946 yılında dünyaya geldikten sonra Türkiye tarihinin önemli kırılma noktalarına şahit olmuş, hayat mücadelesini hiç de kolay olmayan şartlarda sürdürmüştür. Ülkenin yaşadığı siyasi açıdan çalkantılı dönemlerde olayların merkezinde olan Akyol, olayları sadece yaşamamış, olaylara kafa yormuş, uzun tefekkürlerini kıymetli tespitlerle sık sık kaleme almıştır. Akyol, gazeteci kimliği ile uzun soluklu okumaları sayesinde zamanla derin tecrübesini güçlü bir şekilde yansıtabilen, aksakallı bir bilgeye dönüşmüştür.

Taha Akyol’un uzun zamandan beri köşe yazarlığı yaptığı ve bunu ustaca sürdürdüğü bilinir. “Hayat Yolunda” kitabı da aslında Gazete Pazar’da[1] çıkan yazılarından oluşmaktadır. Hayata dair gençleri geleceğe hazırlayan püf noktalarına değinen, sadece kendi yaşadıklarından değil, hayatı bilgece yaşamış kıymetli isimlerden de istifade ederek onların görüşlerine yer veren Akyol, uçsuz bucaksız okyanuslarda okurlarına daha iyi bir rota çizmeleri için eserini yazmış olmalıdır. Kitabın içeriğine ve eserde yazılan bilgilere bakılınca Akyol’un bu tip bir eserin eksikliğini hissettiği açıktır. Sürekli atıfta bulunduğu eserlerin yabancı yazarlarca yazılmış olması ilgili literatürden yerli olarak birkaç kitaptan bahsedilmesi yazarın neden bu eseri yazdığının cevabı gibidir.

Malum olduğu üzere okuyarak erdem kazanmak mümkün olduğu gibi tecrübe kazanmakta pek zor değildir. Akyol okuduğu kitaplardan çıkardığı özü, kendi tecrübesinin anlattıklarıyla beraber servis etmiştir. İyi bir okur olmakla beraber Akyol, haberleri,  matbuatı, gündemi, çok iyi takip eden yapısıyla kitapların rehberliğinde karşılaştığı olayları çok iyi analiz etmiştir. Elde ettiği sonuçları ise kafa karıştırmadan gayet açık ve net bir biçimde talibine sunmuştur. Zaten eserin dili o kadar yalın ve samimidir ki adeta yer yer evladına nasihatte bulunan bir babanın dili terennüm eder.

Hiç şüphesiz ki kitabın hedef kitlesi gençlerdir. Kitabın her sayfasında gençlere sunulan anılar vasıtasıyla ortaya çıkan öneriler ve öğütler o kadar bilgecedir ki eseri kişisel gelişimin yapay dünyasından uzaklaştırır. Zaten tür olarak kişisel gelişim kitaplarından uzak olarak farklı bir platforma oturtulabilecek mezkûr eserin gençleri sadece yönlendirmekle kalmayıp, azami ölçüde düşündüreceği açıktır. Bu yüzden Akyol’un kitabı gençliğin hoyrat ve umursamaz coşkunluğuna iyi bir ilaçtır.

Kitap kabaca 5 bölümden oluşur. Gençlikte iyi bir zemine oturmayan kişiliğin zafiyetiyle yanlış yola girenlerin hikâyesiyle başlayan kitabın ilk üç bölümü, olumsuz tercihin olası sebeplerini yaşanmışlıklar üzerinden fevkalade iyi anlatmıştır. Tecrübeler ve yaşantılarla olayın merkezine çekilen genç okurun dördüncü ve beşinci bölümlerde geleceğe güvenle bakmasını sağlayacak bilince ulaşması hedef edinilmiştir. Özellikle beşinci bölümde bireyin kendi potansiyeli keşfedebilmesi için gayet makul ve cezbedici bir anlatı mevcuttur.

Yazarın kitaplarla fazlasıyla hemhal olması, genç yaşlardan beri bol okumalar yapması, yazdığı konudaki literatüre hâkim olması, okur için ayrı bir avantaj olarak ortaya çıkmaktadır. Zira satır aralarında güzide kaynakların isimleri zuhur etmektedir. Yazarın gençleri olumlu cihette yönlendirmeye çalıştığı barizdir. Fakat eserin sadece gençler için olmadığının kanıtı ise bilinçli okuma tercihlerinin önünü açmasında yatmaktadır. Ayrıca tecrübeyi edinmenin ve yansıtmanın yaşı yoktur. Zira okunulanlar tecrübe olduğu gibi, okunulanın önerilmesi de tecrübenin adresinin verilmesidir. Her şeyden öte kitaptaki yazıların sorgulamayı ve yetkin düşünmeyi öğretmesi hedef okur kitlesi dışındakiler için de eserin faydalı olduğunun ayrı bir kanıtıdır.

Buraya kadar kitabın yönlendirici yönüne vurgu yapılmıştır. Oysaki kitap sadece yönlendirmekle kalmaz. Kitabın fazlasıyla didaktik yönü satırlar arasında o kadar bariz ortaya çıkar ki okur öğrendiği yeni bilgilerin ışığında kitabın mevcut misyonunu unutur. Çünkü kitap sadece bir minvalde ilerlemez. Zaten köşe yazılarının belirli bir konu ve konseptle sınırlı kalması mümkün değildir. Hiç şüphesiz bir gazete için en öğretici ve bilgilendirici kısımları için adres sorulsa; cevap hiç şüphesiz köşe yazıları olur.  

Sonuçta, hayatın her deminde bir şeyler öğrenmek mümkün. Hayat insana her zaman pozitif değerler vermez. Bazen insanın cehdiyle pozitif olana ulaşması zaruridir. Basit bir okuma önerisi bile bazen insana tarifi imkânsız merhaleler katabilir. Okuduğu kitaptan sonra hayatının değiştiğini söyleyenlere bu yüzden kulak vermek gerekmektedir. Tabiî her ne kadar ima ettiğimiz iddia fazlasıyla abartı gibi gelse de “Hayat Yolunda” kitabının insana çok şey katacağına şüphe yok. Zira benzer yerli literatür incelendiğinde merhum Ali Fuat Başgil’in “Gençlerle Başbaşa[2]” kitabı haricinde göze çarpan eser yok gibi. Ali Fuat Başgil’i anmışken, onun Jules Payot’un meşhur eseri “İrade Terbiyesi[3]” için: “Mösyö Girard bize bir kitap tavsiye etti ve mutlaka okumamızı söyledi. Bu, Aix-Marseille Üniversitesi rektörü Jules Payot'un "irade Terbiyesi" adlı kitabı İdi. Ertesi gün şehre İnerek kitabı aldım, ihtiyar bir meşenin dibine oturarak İrade Terbiyesi'ni okumaya koyuldum. Okudukça İçimde tahassür ve nedametle karışık müphem bir acı duymaya başladım. Kendi kendime, ah bu kitap on sekiz yirmi yaşlarımdayken elime geçmeliydi diyor ve geciktiğim için üzülüyordum.[4]" söylediği bilinir. Son söz olarak Taha Akyol’un “Hayat Yolunda” eseri için böyle bir söylevi yapacak çok kişinin olacağına inanmamak kabil değil.

* www.kitapsuuru.com Genel Yayın Yönetmeni, Telmih dergisi Editörü.

[1] Doksanlı yıllarda çıkan haftalık gazete.

[2] Taha Akyol da Gençlerle Başbaşa kitabından alıtılar yapmıştır. Ali Fuat Başgil, Gençlerle Başbaşa, Yağmur Yayınları, İstanbul, 2010.

[3] Jules Payot, (Çevirmen: Hakan Alp), İrade Terbiyesi, Ediz Yayınevi, İstanbul, 2019.

[4] İrade Terbiyesi isimli kitabın arka kapak yazısından alınmıştır.

Taha Akyol

Milliyet Yayınları, 3. Baskı, İstanbul, 1998, 268 Sayfa, ISBN:975-325-473-3-1

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR