Kırım Savaşı Öncesinde Osmanlı Ordusu

Muhammed ŞENER

 

“Ne Sultan Abdülmecid ne de Serasker Anadolu Ordusu’nun güncel durumu hakkında bilgilendirilmiştir. Eğer Müşir Abdi Paşa, Anadolu Ordusu’nun durumu ve yapılması gereken reformlar hakkında Osmanlı hükümetinin dikkatini çekmiş olsaydı gerekli olan bütün tedbirler bu orduyu bir savaşa hazırlamak için topyekûn ve hızlı bir şekilde alınabilirdi. Ne var ki, şimdiye kadar yapılmayan tam da budur. İşte bundan dolayı bizim çabamız, oldukça tarafsız bir şekilde değerlendirdiğimiz ve bizi hiçbir şekilde ilgilendirmeyen bu durum hakkında Osmanlı hükümetinin dikkatini çekmektir.”

“Raporun içinde Türkiye, genel olarak ülkenin idaresi ve özelde de Anadolu Ordusu’nun organizasyonu hakkında sert bir yargı ifade etmiş olsak da, bu tespitlerimizin ne Müslümanlar ne de Osmanlı hükümeti hakkında bir kin veya antipatiden kaynaklandığını; buna karşın bu ifadelerin sadece gerçeğin basit bir ifadesi olduğunu açıklamak istiyoruz.”

Charles-Alexandre de Challaye’ye ait olan bu sözler, çevirisini Samsun Üniversitesi, İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü’nde öğretim üyesi Özgür Yılmaz’ın yaptığı ve Kronik Kitap tarafından 2018 yılının Ağustos ayında yayımlanan kitapta yer almaktadır. Kitabın çıkış noktasını Erzurum Fransız Konsolosu Charles-Alexandre de Challaye’ın Eylül 1853’te Erzurum’dan başlayarak Kafkas Cephesi’ndeki Osmanlı askeri gücünü tespit etmek üzere bir teftiş seyahati sonucunda kaleme aldığı ve Fransa Savunma Bakanlığı Arşivi’nde yer alan bir rapor oluşturmaktadır. Kitap Osmanlı Ordusu başlığı ile çıkmış olmasına karşın savaş sürecinde oldukça trajik gelişmelere sahne olan Kafkas Cephesi’nin savunulmasından sorumlu olan Anadolu Ordusu hakkında bilgiler vermektedir.

Temmuz 1852’den itibaren Erzurum’da Fransız konsolosu olarak göreve başlayan Charles-Alexandre de Challaye Haziran 1853’ten itibaren Erzurum’dan Fransız makamlarına gönderdiği raporlarda savaş söylentilerinin Erzurum ve eyalet genelindeki yansımalarına ve savaşa yönelik yapılan hazırlıklara dair bilgiler vermiştir. Ancak Eylül 1853’ün ilk günlerinde, Anadolu Ordusu’nun durumuna ilişkin ayrıntılı bir rapor hazırlamak üzere Erzurum dışına çıkmıştır. Bu teftiş ziyaretinde öncelikli olarak Erzurum’da konuşlanmış olan askerî kampı ziyaret etmiş, buradan Hasankale’ye gitmiş ve orada incelemeler yaptıktan sonra Kars’a ulaşmıştır. Kars’ta üç gün kalıp şehirde incelemeler yaptıktan sonra Ani’ye; buradan da Ardahan’a gitmiştir. Challaye Ardahan’daki kamp hakkında da gözlemler yapmış ve arkasından seyahatini Osmanlı-Rus sınırına kadar uzatarak bu bölgeye dair tespitler yapmıştır. Ardahan’dan sonra Erzurum’a dönen Challaye bir süre ikamet etmek üzere izinli olarak İstanbul’a gitmiştir. Burada, askerî teftişine dair izlenimlerini, “Türkiye’nin Rusya’ya Karşı Bir Savunma Savaşı Açısından Anadolu Ordusu’nun Mevcut Durumu Üzerine” adlı 287 sayfalık askerî bir rapor haline getirerek elçiliğe teslim etmiştir.

Yılmaz, bu raporu daha geniş bir perspektif içinde değerlendirmek ve raporun kaynak değerini daha iyi ortaya koymak adına kitabına uzun bir giriş kısmı ilave etmiştir. Bu kısımda ilk olarak Kırım Savaşı’na giden süreç kısaca ortaya konularak; Anadolu Ordusu’na dair bazı bilgiler verilmiştir. Takip eden bölümde, Fransa’nın bölgedeki siyasi, askerî ve ticari gelişmeleri izlemek üzere Erzurum’da tesis ettiği konsolosluğun kuruluş süreci ve Challaye’ın seleflerinin faaliyetlerine kısaca değinilmiştir. Bu giriş kısmının son bölümünde ise Challaye’ın konsolosluğu, savaş öncesindeki konsolosluk görevleri ve savaş sürecindeki misyonu bizzat konsolosun Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri’nde yer alan raporları üzerinden incelenmiştir. Burada özellikle konsolos Challaye’in askeri istihbarat faaliyetleri üzerinde durulmuş ve bu faaliyetleri çerçevesinde Anadolu Ordusu’na hakkında hazırladığı uzun rapor üzerinde durulmuştur.

Yılmaz tarafından hazırlanan bu giriş kısmından sonra kitapta Challaye’ın raporunun tercümesi gelmektedir. Challaye, Anadolu Ordusu’na dair izlenimlerini daha genel bir çerçevede ortaya koymak adına ilk olarak Osmanlı askerî yapısına dair tarihi değerlendirmeler yapmış, Osmanlı ordusunun geçmişten 19. yüzyıla kadar geçirdiği süreci ortaya koyarak Osmanlı ordusunun ve özelde de Anadolu Ordusu’nun güncel durumunu ortaya koymaya çalışmıştır. Takip eden bölümde Challaye, Anadolu Ordusu’nu, ordunun yerleşik olduğu kampları dikkate alarak Erzurum, Hasankale, Bayezid, Kars, Batum, Ardahan gibi başlıklar altında incelemiştir. Her bir kampa ayrı bölümler halinde değinen Challaye, ilk olarak Erzurum kampı üzerinde durmaktadır. Bu kampı ayrıntılı olarak inceleme fırsatı bulan konsolos daha sonra Erzurum’un savunması için en önemli yapı olan Erzurum Kalesi’ni ayrıntılı olarak incelemiştir. Bir sonraki durağı Hasankale olan Challaye, buradaki kalenin durumu hakkında bilgiler toplamıştır. Konsolos takip eden bölümde ziyaret etmediği Bayezid Kampı hakkında da bilgiler vermiştir. Challaye, Erzurum’dan sonra en ayrıntılı gözlemleri savaşın en şiddetli çarpışmalarına konu olan Kars hakkında yapmıştır. Şehirde ayrıntılı gözlemler yapabilmek için burada üç gün geçiren konsolos Kars’ı kalesini merkeze alarak incelemeye tabi tutmuştur. Ziyaret etmediği Batum Kampı hakkında da kısa bilgiler verdikten sonra Challaye raporunda Osmanlı-Rus Sınırına kadar yaptığı seyahatin detaylarını ilave etmiştir. Bu sırada uğradığı Ardahan Kampı’nı da inceleyen Challaye’ın en önemli tespitlerinin Anadolu Ordusu’nun o günkü durumu hakkında olduğunu görmekteyiz. Bu bölümde ordunun iaşe ve ibatesini, barınılan yerlerdeki tedbirsizlikler yüzünden askerlerin birçoğunun hastalandığını, askerlerin fesinden ayağındaki pabuca kadar kullandıkları kıyafetleri, ordunun elinde bulunan mühimmat ve teçhizatların durumunu, kullanılan silahlar her ne kadar modern olsalar da bozulduklarını, Anadolu Ordusu'ndaki süvari askerlerin yetersizliklerini ve süvari atlarının sağlıksız oluşunu, ordudaki topçu birliklerini, topların Avrupalı devletler ile kıyaslamasını, yeterli seviyede askeri malzeme ve nakliyenin olmayışını, sıhhiye hizmetlerinde doktorların hem nicel hem de nitel yönden yetersiz kaldıkları üzerinde durmuştur.

Konsolos savaşın gidişatını etkileyecek unsurlar olarak, Anadolu Ordusu’nun manevi durumunu ve subayların savaş hakkındaki düşüncelerini de ayrı bir başlık halinde aktarmıştır. Takip eden kısımda ise sefer planı üzerine odaklanan Challaye, kesinleşmiş bir sefer planının olmayışını, ordunun savunma ve saldırı hatlarını, Şeyh Şamil ile bağlantı kurabilme durumunu analiz etmiştir. Ancak Challaye sadece Osmanlı ordusu için değerlendirmeler yapmamış, karşı tarafun, Rusya’nın Kafkasya’daki askeri gücünü de dikkate alarak bu güce ait detayları vermiştir. Rus ve Osmanlı askeri gücünün mukayesesini ve savaş sırasında Avrupalı Devletlerin Osmanlı ordusuna vereceği desteğe dair detaylar vermiştir.

Bu değerlendirmelerden sonra Challaye raporunun sonuç kısmında hem Anadolu Ordusu’nun durumuna hem de ilerde daha da alevlenecek olan Osmanlı-Rus çatışmasının gidişatına dair kendi tespitlerini ilave etmiştir. Konsolos burada özellikle Osmanlı Anadolu Ordusu’nun ne durumda olduğunun İstanbul’da bilinmediğini, Müşir Abdi Paşa’nın ordunun durumu ve ordunun görev yerinde etkili bir hizmet sunabilmesi için gerekli olan reformlar hakkında Osmanlı hükümetinin dikkatini çekmediğini ve bundan dolayı da gerekli olan tedbirlerin alınmadığı tespitini yaparak uyarılarda bulunmuştur. Burada ordunun unsurlarına tekrar dönen konsolos “Türk askerinin kanaatkâr, sabırlı, cesur ve ülkesine çıkarı için değil fedakârlığı ile hizmet ettiğini; buna karşın subay sınıfının aynı cesareti taşımadığı” tespitini yapmaktadır. Bu şartlar altında konsolos Anadolu Ordusu’nun sayısal olarak Rus ordusu ile denk bir güce sahip olsa da Rus ordusuna karşı etkili bir direnç gösteremeyeceğini dile getirmektedir. Bu eksikliğin Fransa’nın askeri desteği ile giderilebileceğini ve birleşik ordunun Kafkas eyaletleri sınırında ortak harekât yapabileceğini; birleşik donanmanın ise Karadeniz’i kontrol edip Rus donanmasının hareketlerini kısıtlayabileceğini ve bu birleşik donanmanın Fransız birliklerinin iaşesini ve İstanbul ile olan bağlantısını sağlaması durumunda savaşın gidişatının kısa bir zamanda değişebileceğini dile getirmektedir. Bu varsayım çerçevesinde Challaye, Trabzon’un muhtemel çıkarma için en uygun mahal olarak tarif ederken şehirdeki savunma imkânlarının yetersizliğini ve burada alınması gereken savunma tedbirlerini de dile getirmektedir. Bu tespitlerden sonra Osmanlı Devleti’nin batılılaşması yolundaki adımları dile getirerek bu konuda gösterdiği başarıları dile getirerek raporunu sona erdirmektedir.

Sonuç olarak Yılmaz’ın, Fransız elçiliği tarafından Osmanlı askerî makamları ile paylaşıldığını belirttiği bu raporun, henüz Osmanlı Devleti’nin yanında Rusya’ya karşı savaşa girmeyen Fransa’nın, Osmanlı Devleti’nin askerî gücünü öğrenmek ve Rusya’ya karşı nasıl bir savunma gücü ortaya koyabileceğini tespit etmek üzere hazırlandığı anlaşılmaktadır. Kırım Savaşı’nın çok fazla çalışmaya konu olmayan Kafkas Cephesi'nin savunulmasından sorumlu olan Anadolu Ordusu'nun savaş öncesi durumunu anlamamız açısından önemli ayrıntılara yer vermektedir. Ayrıca kitabın sonuna bir kısmı Challaye tarafından hazırlanan bazı harita ve planlar da ilâve edilmiştir.

Genel olarak değerlendirildiğinde Kafkas Cephesi’nde Osmanlıların çok ciddi kayıplar vermesi ile sonuçlanan çatışmalar öncesinde bir Fransız konsolosun Osmanlı ordusunun mevcut durumunu analiz ederek olacaklara dair öngörüleri takdire şayandır. Konsolosun raporunda da bizzat ifade ettiği gibi kamplara ve ordunun durumuna dair yapmış olduğu tespitler “Osmanlı hükümetinin ilgisini çekecek” gözlemlerdi. Bu bağlamda Fransız elçiliği raporu Babıali ile paylaşmış ve yapılması gerekenler konusunda yetkililerin dikkatini çekmişti. Buna karşın raporun dönemin devlet adamları tarafından dikkate alınmaması ve gereğinin yapılmaması da düşündürücüdür. Son olarak bu eser Osmanlı askeri tarihine, Tanzimat döneminde tesis edilen ve hakkında çok fazla çalışma olmayan Anadolu Ordusu’nun Kırım Savaşı öncesindeki durumu üzerinden katkılar yapmaktadır. Bu haliyle eserin, Osmanlı askeri tarihine alaka besleyen okurların elinin altında bulunmasını tavsiye etmekteyim.

Kitapla kalın...

Charles-Alexandre de Challaye

Tercüme ve Notlar: Özgür YILMAZ

Kronik Yayınları, 158 Sayfa, İstanbul 2018

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR