Ondan Bundan

Abdullah Halim KÖSE

Modern Tatar edebiyatının kurucularından olan Fatih Kerimi, 1870 yılında Rus İmparatorluğu tarafından işgal edilmiş olan Tataristan’da dünyaya gelir. Fatih Kerimi babası tarafından verilen ilk eğitiminin ardından medrese eğitimi almak için hicret eder. Rus emperyalizminin, kendi halkını ve diğer halkları eğitim ve bilim alanında yapmış olduğu ilerlemeler sayesinde yendiğinin ve işgal ettiğinin farkına o yıllarda varır. Bu sebeple Fatih Kerimi medrese eğitimine devam ederken iki yıllık eğitim veren Rus okulundan mezun olur. Batı Türkistan Müslümanları tarafından kendilerini kurtaracak yer olarak görülen Osmanlı’nın payitahtına, tahsil için gelir. İstanbul’da eğitimini tamamladıktan sonra Kırım’a döner ve öğretmenlik yapmaya başlar. 4 ay sürecek olan Avrupa gezisine bu dönemde çıkar. Bu seyahatini Avrupa Seyahatnamesi olarak kaleme alır.

Fatih Kerimi, modern eğitimin öneminin çok erken vakitlerde farkına varır. Vatanın kurtuluşu için Ruslardan gizli olarak ilim cephesinde savaşmalarını sağlayacak muallim ve muallimeler yetiştirir. 1905 yılında Rusya’da yaşanan devrim sırasında işgal altındaki Türk topraklarında yaşayan Türk halkının çıkarı için çalışır. Balkan Harbi sırasında çalıştığı gazete tarafından İstanbul’a savaşı takip etmesi için görevli olarak gönderilen Kerimi, bu görevi esnasında edindiği izlenimleri İstanbul Mektupları adıyla yayınlar.

Kerimi bu görevi esnasında Osmanlı aydınları ve Osmanlı siyasetinin ileri gelenleri ile bir araya gelerek başta Rusya işgali altında yaşayan Türkler ve Müslümanların sorunları ile ilgili fikir alışverişinde bulunur. Kerimi, 1917 yılında meydana gelen Bolşevik Devrimi’nin ardından fikri yapı olarak sosyalizme kayış yaşar. Lenin tarafından yazılan birçok makaleyi Tatarca’ya çevirir. 1937 yılında Stalin tarafından tertip edilen girişimle sosyalizmin esasında sömürgeciliğe karşı savaş olduğunu savunan ve Türkistan’da işgalci olarak bulunan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ni düşman olarak gören birçok Batı Türkistanlı aydın ile birlikte infaz edilir.

SSCB kurulduktan sonra yapılan yenilikler ile insanların asırlardan beri var olan kökleriyle irtibatlarını kesmek isteyen Ruslar Türk soyadlarını kendi dil yapılarına göre yeniden yapılandırırlar. Fatih Kerimi iken Fatih Kerimov (Kerimof) olan Kerimi, kendisinden sonra gelen nesillerin Rus soyadı taşımamaları için vermiş olduğu mücadeleden geri adım atmaz. İşgal altında yetişen nesillerin dilleri ile irtibatları kesilmediği müddetçe asimile edilemeyeceğinin bilincinde olan Fatih Kerimi, infazına kadar Türk dilini etkin şekilde kullanmanın mücadelesini verir.

Hakkında bilgi verdiğimiz yazar tarafından 1907 yılında yazılan, Cihan Çakmak tarafından yayına hazırlanan ve 2019 yılında Bengü Yayınları tarafından basılan Ondan Bundan adlı eser, esas olarak Fatih Kerimi’nin eğitim hakkındaki görüşlerini içermektedir. Fatih Kerimi, İsmail Gaspıralı’nın “Dilde Fikirde İşte Birlik” sloganını kendisine rehber edinmiş birisi olarak eserinde, Türklerin eğitimlerinde ortak bir dil olarak Türkçeyi kullanmalarının gerekliliği üzerinde durmaktadır. Türk edebiyatına eser kazandıran isimlerin genel olarak Arapça sözcükler kullanmalarına karşı olan Fatih Kerimi, eserinde bu konu hakkında fikirlerini belirtmiştir.

Kerimi, eserinde Türk şiirinin önemli isimlerinden bazı şairlerin şiirleri ile eserine, inceleme ve fikir eseri olmasının yanında edebî bir hava kazandırmayı başarmıştır. Kerimi, eserinde Türk ve dünya düşünürlerinden alıntılar yaparak fikirlerini sağlamlaştırma yolunu seçmiştir. Yazar okuma yolu ile dünyadaki olayların, iz bırakmış siyasetçilerin, düşünürlerin, bilim adamlarının nasıl düşündüklerine ulaşılabileceğini; onların geçtikleri yollardan geçilebileceğini belirtir. Tabiî bunun için okuma hevesinin olması gerektiğini ifade eder. Fatih Kerimi, asırlardan beri halkın dilinde söylenegelen hikayelerin kalem ehli tarafından kendi dillerinde yazıya geçirilmesi gerektiğini belirtir. Kerimi böylece halkın daha kolay bir şekilde bu eserlere ulaşacağını belirtir. Kerimi gençlerin kendisine rehber olarak edebiyatı, bilimi, fenni almaları gerektiğine; ancak bu sayede kendilerinden daha güçlü olan düşmanları karşısında üstün konuma geleceklerine inanır.

Fatih Kerimi, İslam dininin okumaya ve okutmaya çok değer verdiğini belirtmektedir. Geçmişte yaşanmış hataları gündeme getirmektedir, ama geçmişe takılıp kalınmaması gerektiğini de ekler. Geçmişteki hatalardan ders alınarak ilim ve fence ilerlenmesi ile ancak istenilen seviyeye ulaşılabileceğini belirtir.

Kerimi esas olarak milletin fertlerden başlayarak kendi çıkarının nerede olduğunun farkına varması ve ortak bir gelecek belirlenmesi gerektiğini işaret eder. Bu sayede toplum içinde kaynaşmanın daha üst seviyede olacağını belirtir. Fatih Kerimi geçmişi ile irtibatın kesilmemesi gerektiğini, içinde bulunulan zamanın daha iyi anlaşılması açısından gerekli görür. Fatih Kerimi, esas olarak halkının okumaya karşı olan ilgisizliğinden şikâyet etmektedir. Tatar toplumunun genel olarak okumadığından; yazılı eser, gazete basma ve okuma konusunda geri kalmış olduklarından dert yanar.

Fatih Kerimi, modern anlamda eğitim faaliyetinde bulunan Rus okullarında Müslüman ve özellikle Tatar gençlerinin eğitim alması gerektiğini, Müslüman halkın kaderini ancak bu şekilde yenebileceğini belirtir. Kerimi, muallim ve muallime yetiştirmenin önemini kavramış birisi olarak gençlere eğitim verecek olan hayata, olaylara milli düşünce ile bakan, milli düşünce ile yetişen milli öğretmen gerekliliğinden bahsetmektedir.

Fatih Kerimi, Müslümanların hayatın sadece pis kısmında kendilerine yer bulmalarını, ilimde ve sanatta geri kalmış olmalarını içine sindirememiştir. Müslümanların kendilerine ilim alanında yer bulmaları gerektiğine inanmaktadır. Türk toplumunda yer etmiş olan yanlış dini inanışlara karşı savaşı, yazdığı eserinde başlatmıştır. Müslüman Türk toplumunda yaygınlık kazanmış olan yanlış dini inanışları ağır bir biçimde eleştirmektedir.

Fatih Kerimi, Türkçe konuşma ve yazışmanın azalması nedeniyle Tatar toplumunu içine düştüğü derin boşluk nedeniyle uyarmakta, yapılması gereken ıslahatları sıralamaktadır. Türk dilinin ıslahı için çalışılması gerektiğinden; bugüne kadar atılmış adımların sadece lafta kaldığından, bir an önce harekete geçilmesi gerekliliğinden bahsetmektedir. Kerimi, kendisinin de hazır bulunduğu toplantılarda alınmış kararları paylaşmaktadır. Aynı zamanda o dönem için Tatar medreselerinin ilk ve orta ölçekli kısımlarında yapılmakta olan eğitim müfredatları, eğitim politikaları, eğitim sürelerine eserinde yer vererek neden Tatar Müslümanlarının ilimde ve fende hak ettikleri yere gelemediklerini gözler önüne sermektedir. Kerimi eserinde aynı zamanda bir sosyolog gibi davranarak Tatar Türk toplumunun hangi boş işlerle meşgul olduğunu, ilimde ve fende ilerlemesi gereken ilmi tabakanın kendisine meşgale olarak hangi uğraşıları edindiğini belirtmektedir.

Kerimi, eserinde Rus süreli basınının durumundan bahsetmektedir. Rusların süreli basın yoluyla geçirmiş oldukları değişimi, Rus toplumunun bu hale ancak ve ancak çalışma neticesinde vardığını belirtmektedir. Kerimi esas hedef olarak gayret göstermek, çalışmak, daha çok çalışmak gerektiğini; düşmanlar ile aradaki mesafenin ancak ve ancak bu şekilde kapanacağını belirtmektedir. Kerimi içinden çıkmış olduğu Tatar toplumunda değişik sebepler ile üzeri örtülmeye çalışılan her kesimden ve her değişik tabakadan insanın kendisine göre bir sebep bulduğu geri kalmışlık üzerinde durmaktadır. Bu görüşleri eserine yansıtırken nasıl titiz bir şekilde bu yorumları elde ettiğini okuyucuya hissettirmektedir. Toplumun farklı değer yargılarına sahip olan insanların görüşlerini bir sosyolog edasıyla birleştirmiştir.

Fatih Kerimi eserinde aynı zamanda Rusya’da yayın hayatına devam eden Türk gazeteleri ile ilgili bilgiler sunmaktadır. Gazetelerin arasında lehçe birliği bulunmadığı hususuna değinen Kerimi, medreselerde seneler boyunca Arapça okuyan müderrislerin ve öğrencilerin esasında Arap diline hâkim olamayışından dolayı dertlenmektedir. Arapça ile ilgili kelime hazinesinin sadece gündelik hayatta çok sık kullanılmasından dolayı yer etmiş birkaç kelime ile sınırlı olması konusuna değinen Kerimi, eğitimde dil birliğinin önemini bir kez daha kanıtlamış olmaktadır. Aynı zamanda Kerimi’nin eserinde kanıtlamaya çalıştığı, Tatar medreselerinde yanlış teknik ve müfredat ile eğitim verilmektedir. Fatih Kerimi bu şekilde tezinde ne kadar haklı olduğunu gözler önüne sermiştir.

Fatih KERİMİ

Bengü Yayınları, 108 Sayfa, 2020, ISBN: 9786057654298

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR