Sapiens

Ela DEMİREL

İçimizi kemiren büyük bir merakla varoluşu sorgulama, her dönem gündemde olan bir mevzudur. Bu merak felsefe gibi bir bilim dalının ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Her birey hayatı boyunca bu durumu mutlaka bir kez düşünmüştür ve iç sorgulamasını yapmıştır. İlk insanlar nasıldı? Yiyecekleri nasıl buldular? Nasıl avlandılar? Avlanırken av oldular mı? Yemek pişirmeyi nasıl öğrendiler? Eşyaları nasıl yaptılar? Konuşmaya nasıl başladılar ve diller nasıl ortaya çıktı? Yaşam alanları nerelerdi? Teknolojileri nasıldı? Kıyafetleri nasıldı? Takı veya süs eşyası kullanıyorlar mıydı? vb. çoğaltabileceğim soruların muhtemelen cevaplarını aramaya çaba göstermişsinizdir.

İnsanın evveliyatına dair tarih öncesi dönemlerin sırrı Yuval Noah Hariri’nin uluslararası üne sahip eseri Sapiens’te gün yüzüne çıkmakla beraber geçmiş, gelecek ve günümüz ekseninde dayanaklı bir paradigma yazar tarafından ortaya konulmuştur. Sıradandan farklı olarak tarihî süreçte insanların rolü, hayvanların yaşamı, tarım ve üretimin, hatta ticaretin nasıl başladığı Sapiens’te özgün bir şekilde dile getirilmiştir.

Hariri, Kudüs İbrani Üniversitesini bitirip Oxford’da Doktorasını yaptıktan sonra genç denebilecek bir yaşta profesörlük payesine ulaşmıştır. Zamanla uzmanlık alanını tarihin kademe kademe üzerine çıkararak, insanın geçmişi üzerine yaptığı derin tespitlerle can alıcı felsefik sorunlara parmak basarak Sapiens isimli başyapıtını oluşturmuştur. Sapiens kısa zamanda büyük bir ilgi görerek otuzdan farklı dile çevrilmiş, ülkemiz dâhil olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinde defalarca basılarak, uzun süre çok satanlar listesindeki yerini kimseye kaptırmamıştır.

İlk sayfalardan itibaren güzel bir akış içerisinde yazılan bu eserde özellikle Sanayi Devrimi’nin getirdiği emperyalist düşüncenin altı çokça eleştirilerek çizilen bir konu olmuştur. Keşiflerle birlikte başlayan süreçte fabrikalaşmanın etkisiyle insanların nasıl hunharca köle olarak kullanıldığına sıkça vurgu yapılmıştır.

Süper güçleri olan büyük devletler yüzyıllarca masum insanları köle olarak kullanmıştır. Dünyaya hâkim olmak adına ve ekonomilerini geliştirmek için diğer devletlerle savaşmıştır. Kitapta tarihî süreçler ve yaşanan olaylar tablolardan faydalanılarak anlatılmıştır. Sapiens’e klasik bir tarih kitabı olarak yaklaşmayın derim; içeriğinde sadece tarih değil, biyoloji, coğrafya, fizik, kimya, ekonomi, sosyoloji, psikoloji gibi alanlar da bulunmaktadır.

Kitap toplamda dört bölüm (Bilişsel Devrim, Tarım Devrimi, İnsanoğlunun Birleşmesi, Bilimsel Devrim) ve son sözden oluşur. Sanki insanoğlunun bütün tarihî gelişimi kitap bölümleriyle 4 ana basamağa indirgenir. Her basamağın girdisi çıktısı insanoğlunu yürüyüşü eşliğinde dile getirilir. Kitap da kısaca insanoğlunun zamandaki efsanevî yürüyüşünün derinlemesine bir tahlili gibidir. Zaten insanlık tarihini 4 basamakta anlatın deseler herhâlde Hariri’ninkine yakın başlıklar atılır.

Kitabın ilk sayfalarından itibaren büyük bir ön yargıya sahip oldum ki, o ön yargım ve bazı düşüncelerim inancım gereği ve de yaptığım kısmî araştırmalarımla değişmedi[1]. Kitabın neredeyse tamamında yazarın savunduğu ve Darwin’e dayandırdığı görüş, üçüncü ve dördüncü bölümde daha az hissedilmektedir. Fakat seküler dünya görüşüne sahip yazar için farklı bir beklentiye girmek de yanlış olur zaten.

Ön yargıyla yaklaştığım bu eseri okumayı sürdürdüm, çünkü verilen tarihi bilgilerden (bir tarihçi olarak iyi analiz yaptığımı hesaba katarsak) çoğunun faydalı ve doğru şekilde aktarıldığını gördüm. Ayrıca benim düşünceme zıt olan bazı düşünceleri de çürütebilmem adına okumam ve öğrenmem gerektiği kanaatindeyim. Bu nedenlerle kitabı okumayı tamamladım.

Sapiens’i okumak isteyenler ister Hristiyan ister Müslüman isterse Yahudi olsun, okurken dinini ve inançlarını, başarabiliyorlarsa, bir kenara bırakıp öyle okusunlar, derim. Şahsım adına ben okurken bunu başaramadım ve yer yer yazara sitemde bulundum. Okumak zorunda değildim, evet, saygı da duydum, lakin hazmetmek meselesi benim için oldukça zor oldu. Bu zorluğu sadece benim yaşadığımı düşünmüyorum, çünkü yazar hemen her inanca, her ırktan insana ve hemen her devlete, olağanüstü ütopyasından göndermeler yapmıştır. Tabuları olan, belirli bir inanca, görüşe, millete mensup olan okuyucular illa ki rahatsızlık duyacaktır. Bunlar tabii ki benim kişisel görüşlerim ve eleştirimdir. Eseri çokça esnek düşünenler, belirli bir inancı benimsemeyenler ve de Darwinciler muhtemelen çok beğenecektir.

Yazar, dipnotlar ve görseller kullanarak hikâyesini gerçekçi kılmaya çalışmıştır. Görsellerin kullanılması okuyucuda hoş bir izlenim bırakmaktadır. Ancak bölümler ve tarihî süreçler arasındaki geçiş çok anî olmuş; kendinizi, nereden geldik bu konuya, diye sorgular hâlde bulabilirsiniz. Misal, avcı-toplayıcı toplumdan yerleşik hayata geçiş henüz anlatılıyordu ki birden Sanayi Devrimi, arada bir Coğrafi Keşiflere dönüş, sonra baktım ki savaş ve bir anda Kapitalizm; tarihin kısa özeti bu olsa gerek... Açık konuşmak gerekirse kitap bol notlandırılarak okunması gereken, yeni düşünce kapılarını açacak şekilde tefekküre yönlendirecek bir vizyona sahip…

Çeviri konusuna gelince; kitap, hangi dile çevrilmişse verilen örnekler de çevrilen dilin kullanıldığı ülkeye uygun olarak yapılmıştır. Örneklerin kültürümüze uygun olarak verilmesi kitaba karşı bir sempati beslemenize sebep olurken, örneklerin devamındaki açıklamalar tam zıttı bir etki de oluşturabilir, dikkat ediniz. Çünkü ön yargı her tarihçi için az veya çok söz konusu olabilir.

Gelelim kitaptaki beğendim noktalara: Görseller gerçekten iyi bir şekilde kullanılmıştır. Bazı tespitler de var ki özellikle “Paranın Kokusu” ve “Kapitalist İtikat” başlıkları altında yer alanlarını çok beğendim. Günümüz insanının eşyaya, lükse düşkünlüğü, doğayı katletmesi, hayvanları hapsetmesi ve katletmesi, küresel ısınmaya sebep olması gibi konularda yazarın düşünceleriyle benim düşüncelerim hemen hemen ortaktır.

Kitabın sonuna kadar çoğunlukla çatıştığım, kısmî olarak da aynı fikirde olduğum yazarla nihayet Son Söz kısmında barış imzaladım. Bu barışın nedeni Son Söz’de işi toparlamaya çalışmasıdır. Dili açık, herkesin anlayabileceği tarzda ama açıkçası ağır ilerliyor ve yavaş okunması hasebiyle yer yer bunalabilirsiniz. Sabrı olmayan, siniri olan okumasın derim. Tarihî çerçevede insanlığı keşfetmek isteyen ve yazarın hayal dünyasına kapılmadan doğru çıkarımlar yapabilecek kişilerin okumasını tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar.


[1]Darwin Teorisi’nin benimsenmesi ve hayvan ırkı olan maymunların, insanların ataları olduğu görüşünün savunulması tarafımca kabul edilmemektedir. Biyolojik olarak her ırk kendi içinde evrime zamanla uğrar, fakat ırklar arası bir evrim benim nezdimde ve biyoloji dünyasında yapılan araştırmaların çoğunda da kabul edilmemektedir.

Yuval Noah Hariri (Çeviren: Ertuğrul Genç)

Kollektif Kitap, İstanbul, 2020, 412 Sayfa, ISBN: 978-605-502-93-57

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR