Soğuk Rüya

Fehmi Demir*

Bir kitap bu denli içli gelmeli insana… Okunduğunda gözyaşı döktürüyorsa kitaptır işte. Ölçü bir tek bu mu, elbette ki hayır. Hikâyeleri özgün, dili sade, kurgusu başarılı... Gönül refaransları da uyuştu mu, değmeyin keyfinize gitsin…

İmdat Avşar’ın bu aralar ikinci baskıyı yapan ‘Soğuk Rüya’ isimli kitabı bahse konumuz...

Avşar Hoca Kırşehirli bir öğretmen... Geçen sene emekli oldu. Memleketini öğrenir öğrenmez bozkırın tezenesi Neşet Ertaş'la yüzleşiyorsunuz.

Üstat Neşet Ertaş Anadolu insanının duygularını, sevdalarını, aşklarını, çilelerini, keder ve sevinçlerini sazıyla dillendirirken, aynı toprağın çocuğu İmdat Avşar, bunu hikâyesiyle ortaya döküyor.

Hem de öyle bir döküş ki, ne nağmeye benziyor, ne de bir enstrümanın tınısına. Kimi zaman bir feryat oluyor satırlar, kimi zaman kara bir ağıt. Gözyaşını unutanlara soğuk bir hatırlatma yapıyor ‘Soğuk Rüya’.

Okuduklarımız öyle sıradan hikâyeler değil. Anadolu çocuklarının uzak hayalleri, dramları, yüreği yanık bir gönül tarafından ustaca resmedilmiş. ‘Soğuk Rüya’ bir kitabın ötesinde kişinin kendisi ile yüzleştiği canlı bir ayna oluyor adeta. O aynanın karşısında ahu zar etmemek ve ağlamamak ne mümkün...

Pespaye ezilmişlik hikâyelerini çöpe atıyor Hoca. Burjuvanın şımarık ve riyakâr kalemlerini susturuyor bir bir. Onları ustaca sahnenin dışına itiyor. Beş yıldızlı otellerde yatıp, Anadolu halkına yoksulluk edebiyatı satanların ipliklerini çoktan pazara çıkarmış bile.

Hoca'nın kitaba adını veren hikâyesi 'Soğuk Rüya', terör örgütünün köylerinde okullarını yakmasıyla yatılı okumak zorunda bırakılan Ağrılı Mir Seyit'in içler acısı sonla biten hikâyesini anlatıyor.

Sadece Ağrılı Mir Seyit’in mi?

Memleketimizin gariban çocuklarının, çileyle yoğrulan gelecek hayallerini bu kadar ustaca kim resmedebilirdi?

Mir Seyit… Karlar içinde donan beden sadece ona ait mi sanki?  Anadolumuzun kahir ekseriyetinin makûs talihini gösteren acıklı bir tablo aslında. İmdat Avşar, hissedebilen her yüreğe bir serçe titrekliğiyle asıyor tabloyu.

Hikâyesinde, bir öğretmen şefkatiyle yine bir başka öğretmen riyasını aynı karede buluşturuyor da, sonunda bize bir avuç gözyaşı bırakıyor.

Daha ilk hikâyesinde Türkçeyi kullanmaktaki gücüyle okur gönlüne muhteşem bir dokunuş yapmış İmdat Avşar…

Türkçemizi nakışlandırmadaki ustalığından tutun, olay örgüsüne, karakter tahliline ve yöresel şiveyi kullanmadaki ustalığına kadar her şeyine hayran olmamak mümkün değil.

Hikâyelerinin bir yerlerinde "Feleğin gırk daşı olsa gırkı da bana değer Veysel Usta. Madem deli yağacak, yürü gidek, ıslanmıyak." gibi tam bir Anadolu ağzıyla karşılaşmak, insana kaybettiği mücevherini bulmuş kadar mutluluk veriyor. Bu lehçe bize bozkırı, kekik kokulu yamaçları, çan sesinin yankılandığı yüksek dağları hatırlatıyor; bizi yıllar öncesine, karlı bir gecede ocak başında anamızın hikâyelerini dinlediğimiz o eski zamanlara götürüyor.

Avşar’ın ‘Soğuk Rüya’ adlı hikâyesi 2011 yılı Yunus Emre anısına düzenlenen "Sevgi" konulu yarışmada birincilik ödülü almış.

Kitaptaki devam eden hikâyelerinde ortaya koyduğu her bir karakterin bedeni olmuş, ruhunu kuşanmış ve anlattığı insana bizatihi can vermiş.

Yaşamayan, çekmeyen, yoksulluğu tatmayan, bir yatılı pansiyon köşesinde 'ana baba' özlemi duymayan birinin böylesine güçlü hikâyeler oluşturması elbette mümkün değil.

Avşar Hoca, tam da bizi anlatıyor, “Ben sizin hikâyenizim” diye bağırıyor satır satır, harf harf...

Soğuk Rüya, 238 sayfa ve 15 hikâyeden müteşekkil bir eser. Kesit Yayınlarından çıkıyor Hoca'nın kitapları. Şu sıralar ikinci baskıyı yaptı. Yayın dünyasında haklı bir gururu var eserin.

Her biri bir yudum su kadar akıcı hikâyeler… Kimi zaman kendi anamızı, kimi zaman köyümüzün bir davulcusunu, kimi zaman vefalı bir öğretmeni buluyoruz.

Hikâyelerini ülke sınırlarının dışına taşırarak Azerbaycan Türklerinin acılarına da dikkat çekiyor. 'Karabağ Kaçkınları' buna örnek gösterilebilir.

'Ayvaz Usta', 'Anamın Halleri', 'Heykel' ve dahası birbirinden değerli hikâyeleriyle Soğuk Rüya, aslında bir kitaptan öte, daralan gönüllerimize seher esintisi gönderen bir rahmet misali, okumaya doyulmuyor.

İmdat Avşar Hocamızı tebrik ediyorum. Özellikle ilk hikâyesi Soğuk Rüya ile uzun bir aradan sonra beni gözyaşı ile tanıştırdığı için teşekkür ediyorum.

'Soğuk Rüya’dan sonra onun ikinci kitabı ‘Çiğdemleri Solan Bozkır’ı okumamak olur mu?


* Yazar.

İmdat Avşar

Kesit Yayınları, İstanbul, 2015, 240 Sayfa, ISBN: 978-605-910-06-18

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR