Sözde Kızlar

Muhammet SAĞLAM

Osmanlı Devleti’nin duraklama devrine girdiğinden beri, Avrupa karşısında geri kalışımızın sebepleri üzerine çokça kafa yorulmuştur ve bu sorunun nasıl aşılacağı üzerine muhtelif düşünceler ve çalışmalar ortaya konmuştur. Ancak bu geri kalışın hangi alanları kapsadığının çerçevesi çok net bir şekilde çizilemediğinden geri kalmışlık olgusu hem yanlış anlaşılagelmiş hem de çözüm önerileri tam anlamıyla başarı sağlayamamıştır. Önceleri, Avrupa karşısında geri kalmamızın sebebinin askerî alanda olduğu düşünülmüş ve bu yönde revizyonlar, yenilikler yapılmıştır. Daha sonraları bu yenilikleri siyasî, edebî, mimarî, kültürel vs. alandaki yenilikler takip etmiştir. Kültürel alandaki yenilikler halkın her kesiminde eşit derecede yaşanmadığından ve bazı kesimlerde kendi kültürüyle bir hemhal olma şeklinde değil, kendi kültürünü tümüyle redde, inkâra, aşağılamaya sürüklediğinden toplumsal bir kriz ortamı yaratmıştır. Yaşanan bu toplumsal hadiseyi romanlarında en iyi işleyen, somutlaştıran, birçok yönüyle ve derinlemesine okura sunan yazarlardan biri de şüphesiz Peyami Safa’dır. Bu tür romanlarından biri de Sözde Kızlar’dır.

Roman, Manisa’da babasıyla beraber yaşayan ve Mondros Mütarekesi sonrası ortadan kaybolan babasını aramak üzere İstanbul’a giden Mebrure’nin yaşadıkları, şâhit oldukları üzerinden Batı özentiliği sonucu ahlâkî çöküntüye uğramış kişileri, bu kişilerin şatafatlı yaşamına aldanıp arasına karışmışları, onlar gibi olmuşları ve hiç onlar gibi olmayan, kendi çizgisinden sapmayanları ve birbiriyle olan ilişkilerini konu edinmektedir.

Bahsi geçen konakta sık sık balolar olur, balo bitiminde misafirler yatıya kalır ve bu gecelerde pek hoş olmayan olaylar yaşanır. Behiç’in kardeşi Nevin, Nevin’in sevgilisi Siyret de yine bu alafranga hayatın romandaki figürlerindendir. Bir de Belma ve abisi Salih vardır. Bu kardeşlerin aileleri zengin olmasa da babaları tarafından sıradan Anadolu ailelerine nazaran daha gevşek bir tutumla yetiştirilmişlerdir. Hatta bu aileyi komşuları evde çalgı çaldıkları için kınamaktadır. Belma’nın babası Mustafa Efendi, çocuklarının geç saatlere kadar süren eğlencelerine kızsa da gençliğinde kendisi de onlar gibi olduğundan pek engel olamamaktadır.

Konağa gelip gidenlerden biri olsa da bu alafranga hayat tarzını benimsememiş olan bir kişi var, o da Nadir’dir. Mebrure’ye babasını bulması için de çok yardım eder.

Mebrure konağa geldiği ilk günden beri konağın çapkın oğlu Behiç onunla birlikte olmak istemektedir. Diğer kızları parası, hayatı, şöhreti, vaatleriyle kandıran Behiç, Mebrure’yi kendi yöntemleriyle kandıramadıkça daha da hırs yapacak ve tüm hedefi artık Mebrure olacaktır ve başarılı olmak için eski Behiç olmadığını iddia edip düzgün bir beyefendi gibi davranacaktır. Mebrure yavaş yavaş Behiç’e inanmaya, oyununa kanmaya başlar. Bir diğer tarafta da Nadir’in arkadaşı olan ve ona ilk görüşte tutulan Fahri vardır. Fahri, geleneklerine bağlı, entelektüel ve vatansever bir Türk gencidir. Mebrure’nin Behiç’i mi Fahri’yi mi seçeceği Doğu-Batı ikileminin sembollerinden birisidir aslında.

Behiç tarafından gayrimeşru çocuğu diri diri gömülürken buna engel olamayan Belma, bu vicdan azabına daha fazla dayanamayarak hastalanır ve yatağa düşer. İlk başlarda Mebrure’yi kıskanan Belma, ona Behiç’in gerçek yüzünü göstermek için her şeyi anlatmak ister. Mebrure ise babasını bulmak için Anadolu’ya gitmeyi ve orada bir çiftlik satın alıp evlenmeyi vaat eden Behiç’e söz vermiştir. Mebrure, Belma’dan her şeyi öğrenebilecek mi yoksa Behiç’le Anadolu’ya giderek hayatını mı karartacak sorusu romanı sürükleyici bir hâle getirirken konakta daha birçok olay yaşanmaktadır.

Peyami Safa romanda sadece sosyolojik bir olayı anlatmakla kalmıyor, Doğu-Batı ikileminin insanlarda yarattığı ruhî bunalımı da ustalıkla anlatıyor. Romanı bitirdikten sonra hemen etkisinden çıkamıyorsunuz. Hem sürükleyiciliği hem de sosyolojik ve psikolojik yönleriyle okunmaya değer bir roman…

Peyami Safa

Ötüken Neşriyat, 240 Sayfa, ISBN: 9789754370508

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR