Türk Yazısı

Ömer KARABAYIR*

 

Yazı, medeniyetin en güçlü göstergelerinden; insanlık tarihinin en değerli buluşlarından biridir. Zaman içerisinde sistemleşen; duygu ve düşüncelerin soyut hâlden somut hâle dönüştürülebildiği iletişim aracıdır. Düşüncelerin kalıcılığını sağlamak ve onları gelecek kuşaklara aktarmak yazı ile mümkün kılınmıştır. Denilebilir ki yazı, tarihin en önemli tanığı durumundadır.

Toplumların yazıdan önce de çeşitli haberleşme araçları kullandığı biliniyor. Böylece kendi içlerinde iletişimde kalabilmişler, fakat dışarıya açılmaları pek mümkün olmamıştır. Bir anlamda yazı, toplumları evrenselleştirmiştir. Söz ile ulaşamayacağınız kitleye yazı ile ulaşırsınız. Bugün düşünceleri kaleme alıp kitaplaştırmaktaki amaçlardan biri de budur. Sözle belki yüzlerce kişiye ulaşabilirsiniz, ancak yazı aracılığıyla bu sayı katbekat artar. Öte yandan, düşüncelerinizi herhangi bir değişikliğe uğramasına mahal vermeden gelecek kuşaklara iletme ve yayma imkânını elde edersiniz.

İnsanlığın ortak buluşu sayılabilecek yazının meydana gelmesi için üretilen imler (harf veya tamga) ise topluma özeldir. Alfabe ya da abece kavramını oluşturan imler toplumun şahsî ürünleridir. Kültürel birikimlerin kodları onlarda gizlidir. Her biri geleceğe birer miras niteliğindedir.

Atalarımız çağın gereklerine uymuş, imkânları elverdiğince yazıyı kullanmıştır. Türkler tarihte birçok alfabeden yararlanmıştır. Bugün dahi Türk coğrafyalarında birbirinden farklı alfabeler yaşamaktadır. Günümüzde bunların birçoğu hakkında bilgilere ulaşabilmek mümkün olsa da elimizde Orkun Yazıtlarında kullanılan yazı sistemini öğrenmemizi sağlayacak yeterince kaynak bulunmamaktadır. Bu nedenle Türk Yazısı[1] için yapılmış ve yapılacak çalışmalar hayli önem kazanmaktadır.

Berkant Parlak’ın, tam adıyla Türk Yazısı – Türk Yazısının Uygulamalarla Öğretimi isimli kitabının 2018’in sonlarına doğru ikinci baskısı Kitap Otağı Yayınevi tarafından yayımlandı. Bu çalışmaya Kitap Şuuru projeleri aracılığıyla ulaştım. Böylece uzun zamandır merak ettiğim “Türk Yazısı”nı birkaç gün gibi kısa süre içerisinde ana hatlarıyla öğrenmiş oldum. Tabiî ki bu, birkaç günlük çalışmayla bütün yazıtları okuyabileceğimiz anlamına gelmiyor. Her alanda olduğu gibi üzerine koyarak ilerlemek artık bize kalıyor. Sözün kısası, ilk bakışta zor gibi görünen yazı sisteminin aslında kolayca kavranabileceğini benim gibi meraklılarına anlatmak istedim.

Kitapta tamgalar tanıtılmadan önce yazı sisteminin özelliklerine ve kurallarına değinilmiş. Türk yazısıyla yazılmış bazı eserler ve yazıtlarla ilgili ilk çalışmalar gibi hususlarda fikri olmayanlar için özet bilgiler paylaşılmış. Konuya hazırlık safhası gibi görülebilecek bu bölümlerin ardından her tamga ayrı ayrı ele alınarak açıklanmış.

Parlak, Orkun Yazıtlarında kullanılan 38 tamgayı dikkate alarak çalışmasını hazırlamış. Türk Yazısında olmayan seslere de açıklık getirmiş. Bu yönüyle, kafa karışıklığına neden olan bazı emsallerinden ayrıldığını söyleyebiliriz. Bununla beraber, yazarın yalın üslûbu uyum sorunu yaşamadan çalışabilmeye olanak tanıyor.

Kitapta her tamga için kavramayı kolaylaştıracak bazı ipuçları yer alıyor. Bu ipuçları aynı zamanda Türk yazı sisteminin özgün olmadığı iddialarına da yanıt verir nitelikte. Her tamga, anlatıldığı sayfanın alt kısmında birkaç sözcük içinde kullanılarak pekiştirilmeye çalışılıyor. Ayrıca, yazarak alıştırma yapmanız için bölümler de mevcut. Tamga anlatımının ardından bazı ses ve sözcükler için kullanım ayrıntılarına değiniliyor. Kitabın son bölümündeki sözcük ve okuma metni alıştırmalarıyla da öğrendiklerinizi test edebiliyorsunuz.

Günümüzde Türk Yazısının kullanım sahası olmadığı için ilköğretimde ve ortaöğretimde müfredata alınmasına maalesef gerek duyulmamaktadır. Bu tutum, milyonlarca gencin böyle bir yazı sisteminin varlığından bîhaber yaşamasına neden oluyor. Hâlbuki atalarımızın kullandığı yazı sistemini merak etmek ve öğrenmek için bugün kullanılıyor olmasına lüzum yoktur, diye düşünüyorum. Geçmişle gelecek arasında köprü kuran atalarımızın anlatmak istediklerini özgün hâliyle okuyabilme düşüncesi bile bana heyecan veriyor. Aynı heyecanı paylaşan; Türk Yazısına ilgisi olan ve öğrenmek isteyen herkese Berkant Parlak’ın kitabından istifade etmesini öneriyorum.


[1] Berkant Parlak kitabında Orkun Yazıtlarının yazıldığı dönemde kullanılan yazı sistemini Türk Yazısı olarak adlandırmaktadır.

Berkant PARLAK

Kitap Otağı Yayınevi, 2. Baskı, 120 Sayfa, Kasım 2018, Ankara, ISBN: 978-605-81055-0-8

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR