Türkiyede Ordu ve Sermaye İlişkisi

Fatih KAPLAN

Yazarımız hakkında kısa bir bilgi vermek gerekirse; Dr. Abdullah Köktürk, 1974 yılında Deniz Lisesi’nden mezun olduktan sonra 1981 yılında mezun olduğu Deniz Harp Okulu’ndan sonra dahil olduğu Silahlı Kuvvetler’imizden 2012 yılında emekli olmuştur. Sırasıyla, 2005 yılında yüksek lisans tezini, 2016 yılında da doktorasını tamamlamış ve 2013 yılından itibaren de Piri Reis Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak yaşamını sürdürmektedir. Elimizde bulundurduğumuz eser de doktorasını yaptığı tez çalışmasıdır.

Eserimiz, önsözle haricinde beş bölümden oluşmaktadır. Eserin dikkat çekici bölümlerinin yanı sıra kapağındaki başlığın sadece akademik manada değil bu konuları merak eden genel okur kitlesinin de dikkatini çekebileceğini belirtmek isterim. Zira bu ve benzeri konuların yeterince araştırılıp kamuoyuna sunulmadığı yönünde düşüncelere sahip biri olarak kitabın kapağını görür görmez içeriğini merak ettiğimi belirteyim. Eserin arka kapağında da benzer yer verilmiş ve genel manada bu konuların işlenmediği belirtilmiş.

Genel bir değerlendirme yapacak olur isek beş bölümden oluşan eserimizde sadece Türkiye’de dünya genelinden örnekler verilerek ordu - siyaset - sermaye ilişkilerinin incelendiğini görmekteyiz.

Fakat özellikle dördüncü bölümde eserin akademik niteliğine biraz gölge düşürecek mahiyette siyasi tarafsızlık ilkesinin dışına çıkıldığını belirtmek gerekir. Okura bu bölümde biraz daha “Sol”u veya o dönemki adıyla “Marksist - Leninist” kesimi ve himayecilerini şirin gösterme çabası varmış gibi bir izlenim edindim. Bu görüş öznel olup genel kanaat diğer okuyuculara bırakılmıştır.

Birinci bölümde, Modern devlet ve ordunun oluşumunu tarihsel boyutlarıyla bulacaksınız. Devletin tanımıyla beraber orduların nasıl oluşturulduğunu bunun yanında ordu - sermaye ilişkilerinin hangi bağlamda birleşip geliştiğini sadece yazarımızın gözüyle değil o dönemin kuramcılarının bakış açıları ve açıklamalarıyla görebilmek mümkün. Ayrıca başta da belirttiğimiz gibi verilen dipnotlarla tez çalışmasının hakkı verilmiştir.

Bu bölümde dikkati çeken paragraflardan birinde, “Kapitalist ve liberal devlet üzerine yapılan çalışmalarda devletin şiddet kullanma yetkisine sahip araçlardan ordunun, iktidar ve siyaset ile ilişkisinin incelenmesi gerekli görülmektedir.” (s:31) denilmekte ve ordu - iktidar ilişkileri incelenmeye başlanılmaktadır. Yine bu bölümde modern devlet oluşumlarında özellikle modern orduların kurulduktan sonra orduların sivillerin kontrolünde olduğu vurgusu yapılmaktadır.

İkinci bölümde, Geç modernleşen devletlerde ordu, ekonomi ve siyaset ilişkisi Mısır, Latin Amerika ve Güney Kore örnekleri incelenmiştir. Burada yine bence üzerinde durulması gereken yerlerden biri de ordu - siyaset - ekonomi ilişkilerinde orduların ekonomiye nasıl dahil olduklarıdır. Ekonomiden uzaklaştırılmaya çalışılan orduların siyasete nasıl müdahale ettikleri de bu sayfalarda işlenen konular arasındadır.

Mısır, örneği de yine burada güzel bir araştırma sonucunda işlenmiştir. Ve tabii ki diğer ülkeler de bizim konumuzla bağlantılı olacak şekilde aktarımı yapılmıştır. Latin Amerika’da orduların darbe yaptıktan sonra ekonomiye nasıl etki yaptıkları burada Türkiye’de 24 Ocak kararlarıyla beraber ilişkilendirilmiştir.

Üçüncü bölümde, Türkiye’de ordu - devlet ve sivil - asker ilişkileri konu başlığı altında incelemeler bulunmaktadır. Burada, Türkiye’de ordunun siyasete bakış açısı ve ordunun ekonomik konumunun sivil bürokrasi karşısında aldığı tutumlar incelemeye alınmıştır. Bu bölümde bizlerin dikkatini çeken bölümlere yer verilmiş ve kitabın kapağında söz edilen bölümler burada kendini göstermeye başlamıştır. Yine bu bölümde “Aferizm”in nasıl geliştiğini, İş Bankası’nın nasıl kurulduğunu, yolsuzlukların ülkeye nasıl ve ne derecede yayılmaya başladığını görebileceksiniz. Yine birçok örnekle yakın tarihimizde ordu - siyaset - ekonomi ilişkilerini de bu bölümde bulma şansınız vardır. Türk burjuvazisinin kendini nasıl dizayn ettiği de incelemeler arasına alınmıştır.

Dördüncü bölümde, Askeri Birikim Rejimleri ve Askeri Müdahaleler, konu başlığı altında yakın dönemde askeri müdahalelerin gelişim süreçleriyle beraber ekonomiye olan etkileri de incelenmiştir. Yine bu bölümde siyasilerin kendi aralarındaki çekişmelerden o günkü yaşanan siyasi ve ekonomik buhranlar da incelenmiştir.

Darbelerin hem siyasete hem de ekonomiye olan etkileri bu bölümde okuyucunun dikkatini cezbedecek şekilde sayfalarda kendine yer bulmuştur. Yine bu bölümde Ticaret Sermayesi ve Sanayi Sermayesi olarak ikiye ayrılan sermaye birikimlerinin oluşumlarının da ülkemizde nasıl geliştiğini görebileceksiniz. Vehbi Koç ve Sabancı Ailesi’nin hangi evrelerden geçip ülkemizde sermayelerini nasıl geliştirdiklerini de bu bölümde bulabilecek bunların devlet ve dış destekli olan gelişimlerinin nasıl ilerlediğini akademik bir dille okuyabileceksiniz.

Yine bu bölümde 12 Eylül 1980 darbesine giden süreçte yaşanan ekonomik olaylarla beraber TOBB ve TÜSİAD gibi kurumların nasıl ve neden kurulduğunu, bunların birbirlerine olan güç mücadelelerini de görebileceksiniz. Bu bölümde yine 1960 darbesi sonrasında ülkede iktidar bloğundaki hakimiyetin sanayi sermayesine geçmesi de belirtilmiştir (s. 122).

Eserde tek taraflı bakış açısına sahip olduğunu düşündüğümüz tek bölümde, “Sanayi burjuvazisi 1974 şubat - eylül ayları arasında 7 ay sürdürülebilen CHP - MSP koalisyon hükümetinin kurulduğu ilk günden itibaren muhalif olmuştur. 1973 seçimlerinde 3 milletvekili çıkaran MHP’ye bağlı komandolar tarafından koalisyonun kurulduğu günlerden başlatılan şiddet karşılığını yaratmakta gecikmemiş, yüzlercesi aydın ve entelektüel olmak üzere 1980’e kadar olan bu dönemde binlerce insan öldürülmüştür.” (s.146) denilmektedir. Bu bölümün o dönemin yakın tahlilini yapan ve tarafsızlık ilkesini kaybetmeyen insanların da tepkisini çekeceğini düşünüyorum. Bir de bunun yanı sıra akademik bir çalışmada böyle sığ ve soyut bir tabirin kullanılıp bir döneme damgasını vuran bir hareketin insafsızca anlatılmasını uygun bulmadım.

Fakat ilerleyen bölümlerde ise, “Ömrü 6 ay gibi kısa süren ikinci MC hükümetinden sonra Ecevit, AP’den ayrılan muhaliflerin ve iki küçük sağ parti Demokratik Parti ve CGP desteği ile hükümet kurmuştur.” (S:151) denilmektedir. Burada da bir tarihsel gerçek göz ardı edilmiştir. Ecevit’in siyasi tarihe geçmiş olan Güneş Motel olayıyla rüşvet karşılığında transfer vekillerle iktidara geldiği unutulmuştur. Zira “Komandolar” olarak tabir edilen oluşumun varlığı ispat edilememiş; fakat “Güneş Motel Rüşveti” ispat edilmiştir.  İşte bu iki bölüm bence kitabın akademik kariyerine gölge düşürmüştür.

Beşinci bölümde, Oyak ve askeri kuruluşların ve emekli askerlerin siyaset - sermaye - ekonomi ilişkileri belli başlıklar altında incelenmiş ve emekli askerlerin hangi şirketin, hangi bölümünde ve konumunda görev yaptıkları da tablolar halinde okuyucuya sunulmuştur.

Elimizdeki çalışmayı bizlere sunduğu için değerli hocamıza teşekkür ediyoruz.

Dr. Abdullah Köktürk

Nobel Bilimsel Eserler, Ankara, 2019, 304 sayfa,  ISBN: 978-605-7662-48-4

 

Bu yazı Kitap Şuuru intisabıdır. (Editörü: Burak Akdağ)

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR