Cengizhan – M. Turhan Tan

M. Turhan Tan’ın Cengiz Han’ı konu alan romanı, farklı yayınevleri tarafından çeşitli dönemlerde birçok kez basılmış, Türk tarihî roman geleneği içinde önemli bir yere sahip olan kıymetli bir eserdir. Asıl adı Mehmet Samih Fethi olan yazar, edebiyat hayatına M. Turhan Tan imzasıyla başlamıştır. Tarih ve edebiyat alanlarında kaleme aldığı eserlerin tamamı tarihî konular üzerine olup yarıya yakını gazete sayfalarında kalmış ve kitaplaşmamıştır. Yazarın bu alanda kaleme aldığı roman sayısı kırka yaklaşmaktadır. Bu çalışmada, eserin 2021 yılında Oğlak Yayınevi tarafından “Oğlak Klasikleri Özel Seri” kapsamında yayımlanan baskısı incelenecektir.

Toplam 343 sayfadan oluşan eser, akıcı ve anlaşılır bir anlatım üslubuna sahiptir. Yazar, tarihsel olayları büyük ölçüde belgelere ve tarihsel kaynaklara dayanarak aktarmakla birlikte, anlatımın etkisini artırmak amacıyla kurgu unsurlarından da yararlanmıştır. Karakterlerin iç dünyalarına, duygusal çatışmalarına ve dramatik anlatım öğelerine yer verilmesi, eserin hem öğretici hem de sürükleyici bir nitelik kazanmasını sağlamaktadır. Böylece tarihsel gerçeklik ile edebî kurgu arasında dengeli bir anlatı kurulmuştur. Olayların tarihsel iskeleti korunurken atmosferi güçlendirmek amacıyla hayalî diyaloglar ve iç çözümlemelerden yararlanılmıştır.

Eserde Cengiz Han’ın çocukluk yılları ve Temuçin adıyla başlayan hayat yolculuğu ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. Moğolistan bozkırlarında zorlu yaşam koşulları içinde büyüyen Temuçin’in doğumu ve çocukluk yılları anlatılırken tarihsel ve mitolojik unsurlar iç içe sunulmaktadır. Moğol beyi Yesugay’ın oğlu olan Temuçin’in elinde bir kan pıhtısı ile doğduğuna dair anlatı, onun ileride büyük bir hükümdar olacağına dair inançların temelini oluşturmuştur. Moğolcada “demir, sağlam” anlamına gelen Temuçin adı da karakterin güçlü ve dayanıklı bir lider olarak tasvir edilmesinde önemli bir sembol hâline gelmiştir. Bu yönüyle Temuçin’in kişiliği, tarihsel gerçeklik ile efsanevi anlatının birleştiği bir figür olarak sunulmaktadır.

Roman boyunca Temuçin’in Cengiz Han’a dönüşme süreci, yaşam mücadelesi, savaş stratejileri ve kurduğu imparatorluğun temelleri altı ana başlık altında ele alınmaktadır. Eserin ilk bölümünde genç Temuçin’in savaş meydanlarında gösterdiği cesaret ve liderlik özellikleri anlatılır. Babasının erken yaşta ölmesiyle başlayan zorlu yaşam süreci, bozkır kültürü ve kabileler arası mücadelelerle birlikte aktarılmaktadır. Bu süreçte Temuçin’in çevresindeki kabilelerle kurduğu ilişkiler, ittifaklar ve mücadeleler onun karakter gelişiminin temel unsurlarını oluşturmaktadır. Farklı Moğol kabilelerini tek bir otorite altında birleştirme çabası, onun stratejik zekâsını ve güçlü liderlik özelliklerini ortaya koymaktadır.

Eserde yer alan anlatılarda zaman zaman fantastik unsurlara da yer verildiği görülmektedir. Temuçin’in Cengiz Han adını alışına ilişkin anlatı bu durumun en dikkat çekici örneklerinden biridir. Tangut İmparatorluğu’na karşı başlatılan bir sefer öncesinde gökyüzünde beliren ve “Çinggiz” diye öttüğü anlatılan renkli bir kuşun Temuçin’e Cengiz adını verdiği yönündeki anlatım, eserin fantastik yönünü güçlendirmektedir. Ancak tarihsel kaynaklarda Cengiz Han adının genellikle “Ulu Kağan” veya “Güçlü Hükümdar” anlamına geldiği ifade edilmektedir.

Romanın dikkat çeken bölümlerinden biri de Cengiz Han’ın askerî teşkilatı ve savaş stratejilerinin anlatıldığı kısımdır. Cengiz Han, kendisinden sayıca ve güç bakımından üstün olan düşmanlara karşı son derece düzenli ve disiplinli bir askerî sistem kurmuştur. Ordusunu belirli bir hiyerarşik düzen içerisinde örgütlemiş ve on bin kişilik birlikler hâlinde yapılandırmıştır. Bu birliklere “tümen”, komutanlarına ise “tümen ağası” adı verilmiştir. Tümenler kendi içinde binlik, yüzlük ve onluk birliklere ayrılmıştır. Bu sistem sayesinde ordu içinde sıkı bir disiplin ve düzen sağlanmıştır. Ayrıca savaş sırasında uyguladığı taktikler, düşmanı yıpratmaya ve ardından ani saldırılarla üstünlük sağlamaya yönelik stratejik bir yaklaşımı yansıtmaktadır.

Cengiz Han’ın yönetim anlayışı da romanda ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. Onun yönetiminde toplumun her bireyi belirli bir sorumluluk taşımaktadır. Kadın ve erkek ayrımı yapılmaksızın herkes silahlarını korumak ve gerektiğinde savaşmakla yükümlü kabul edilmiştir. Silahını ihmal eden veya kaybeden kişiler ağır cezalarla karşılaşmıştır. Hayvan yetiştiriciliği ve özellikle atların korunması da büyük önem taşımaktadır. Bu görevler fiziksel olarak güçlü ve çevik kişilere verilmiştir.

Eserde Cengiz Han’ın yasaları da geniş biçimde ele alınmaktadır. Bu yasalar toplum düzenini korumayı amaçlayan sert kurallar içermektedir. Komutanın emrine uymayan askerlerin ölümle cezalandırılması, devlete ihanet edenlerin affedilmemesi ve hırsızlık yapanların ağır şekilde cezalandırılması bu kurallardan bazılarıdır. Elçilere dokunulmasının yasak olması, doğaya saygıyı ifade eden su ve ateşi kirletme yasağı gibi hükümler de dikkat çekmektedir. Ayrıca farklı dinlere mensup din adamlarının çoğu zaman vergiden muaf tutulması, Cengiz Han’ın dinî hoşgörüye dayalı bir yönetim anlayışı benimsediğini göstermektedir.

Romanın son bölümlerinde Cengiz Han’ın idari düzenlemeleri ve devlet teşkilatı ele alınmaktadır. Ülke belirli bölgelere ayrılmış ve bu bölgelerin yönetimi askerî valilere verilmiştir. Ayrıca vilayetlere giriş çıkışlarda kimlik tespiti yapılmasını sağlayan bir sistem kurulmuştur. Bu uygulama, günümüzdeki pasaport sisteminin erken bir örneği olarak değerlendirilmektedir. Cengiz Han ayrıca fethedilen topraklarda düzenli nüfus sayımları yaptırmış ve halkın görevlerini belirleyen kayıt sistemleri oluşturmuştur.

Cengiz Han’ın Çin üzerine düzenlediği büyük seferler de eserde önemli bir yer tutmaktadır. Pekin’e kadar ilerleyen Cengiz Han, Çin’in tamamını ele geçirememiştir. Bu başarı daha sonra torunu Kubilay Han tarafından gerçekleştirilmiştir. Ömrünün son dönemlerini Pekin’de geçiren Cengiz Han, oğlu Ögeday’ı kurultayın da desteğiyle burada han ve hakan ilan etmiştir. 1227 yılında hayatını kaybeden Cengiz Han, ardında dünyanın en büyük imparatorluklarından birini bırakmıştır.

Cengiz Han’ın ölümüne ilişkin anlatılar da eserde dikkat çekici biçimde yer almaktadır. Ölmeden önce mezarının yerinin gizli tutulmasını istediği ve onu gömenlerin de bu sırrı korumak için öldürüldüğü yönündeki anlatı, tarihî kaynaklarda da yer alan efsanelerden biridir. Bu durum Cengiz Han’ın ölümünden sonra bile efsanevi bir figür olarak hatırlanmasına katkı sağlamıştır

Sonuç olarak, M. Turhan Tan’ın Cengiz Han adlı eseri, tarihî roman türünün önemli örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir. Eser, tarihsel olayları edebî bir anlatım çerçevesinde sunarak okuyucuya hem bilgi hem de estetik bir okuma deneyimi sunmaktadır. Yazarın tarihsel gerçeklik ile kurgu arasında kurduğu denge, romanın en dikkat çekici yönlerinden biridir. Bu yönüyle eser, hem tarih meraklıları hem de edebiyat okuyucuları için ilgi çekici ve sürükleyici bir okuma imkânı sunmaktadır.

M. Turhan Tan, Cengizhan. Oğlak Yayıncılık, İstanbul, 2021 343 sayfa.

Gamze ÇETİN, Tarih Öğretmeni. İletişim: gmzctn93@gmail.com

5 3 kere oylandı
İçeriği Değerlendir