
1- ” MAZİDE KALAN TARSUS” kitabı nasıl ortaya çıktı?
Tarsus’un bilinen tarihi on bin öncesinden başlamaktadır, son yıllarda yapılan arkeolojik kazılarda yeni bulgular, eski şehir kalıntıları, yazılı taşlar v.s. ortaya çıkmıştır. Yeni buluntular ortaya çıkınca bilinmeyen Tarsus’u ve hatıralarımı yazmaya karar verdim. yaşlılarımız ve halkımız Tarsus yerine Tersus kelimesini kullanırlardı, son yıllarda eski saray kalıntıları ile Hz. Danyal ( A.S.)’ın mezarı ortaya çıkmıştır. İki Tarsus vardır, biri yer yüzünde diğeri de yer altındadır.
2- Kent Kültürü ve Kent bilinci nedir? Tarsus başta olmak üzere Türkiye konuda sizce nerede?
Kent sadece mekansal değil aynı zamanda sosyal ve ekonomik değerler bütünüdür. Kentlilik bilinci , kentte yaşayan kişilerin kente özgü davranışlar sergilemeleri, kentli ve paydaş olduklarının farkında olmalarıdır. kentlerin kendilerine özgü kuralları ve davranış biçimleri vardır, bu kurallara uymak medeniyetin gereğidir. kentte yaşayan kişiler ile kırsal kesimde yaşayan kişilerin davranışları farklıdır. Son 75 yılda köylerden büyük şehirlere göç hızlanmış, bu sosyal olayın olumsuzlukları da ortaya çıkmıştır. gecekondular ortaya çıkmış, gecekondularda sağlıksız Şartlarda yaşayan vatandaşlarımız ne kentli olabilmişler ne de köylerinden kopmuşlar. Bu durumu büyük şehirlerde görmekteyiz, Türkiye ne ise Tarsus da aynıdır.
3- Tarih boyunca Tarsus’un önemi nedir ve ne olmuştur?
Tarsus coğrafi konumu itibariyle Güney ve Güneydoğu bölgesini iç Anadolu bölgesine başlayan kara ve demir yolu üzerindedir. Toros dağlarında Gülek Boğazı tarih boyunca istilalara, işgallere gelen kavimlere geçiş yeri olmuştur. Tarsus ilklerin şehridir, ilk tarım bu topraklarda yapılmış, ilk üniversite bu şehirde kurulmuş, Bergama kütüphanesi Roma imparatorluğu döneminde Tarsus’a taşınmış, inşa edilen taş köprüler halen kullanılmaktadır, İstanbul ve İzmir’den sonra Anadolu’da ilk elektrik santrali burada kurulmuş, ilk defa evler ve sokaklar elektrik ile aydınlatılmış, ilk defa taş kaldırımlar, evlere boru ile su verilmesi, İstanbul’dan sonra belediye bünyesinde bünyesinde tulumbacılar teşkilatı, Sağlık ve Temizlik Müdürlükleri, 1879 yılında Ticaret ve Sanayi Odası ile Adana ve Mersin’e değil bu ilçemize yabancı ülkelerin konsoloslukları açılmış, ilk traktör 1907 yılında adana ve Tarsus’a getirilmiştir. Anadolu’da ilk futbol takımı 1914 yılında Ermeni Mektebi öğrencileri tarafından kurulmuş, Amerikan Koleji 1881, Fransız Cizvit Mektebi ise 1888 yılında öğretime başlamış, 19. yüz yılda Tarsus’ta bulunan medrese sayısı Adana’dan daha fazladır sadece Müftü mahallesinde dokuz adet medrese bulunmakta idi. HZ. İsa’nın havarilerinden St. Paul’un evinini kuyusu bu şehirdedir ve son yıllarda Hz. Danyal (A.S.)’n kabri ortaya çıkarılmıştır.

4- Sizin çocukluk yıllarınızda Tarsus nasıldı?
Tarsus’un merkez nüfusu 40 bin kişi idi, merkeze bağlı üç adet kasaba ve 148 köy vardı, büyük şehre bağlanınca Şu anda 150 mahalle bulunmaktadır. O yıllarda iç göç yoktu ancak köylerden eğitim ve işsizlik dolayısıyla göçler oluyordu, bölgelerarası göçler pek fazla yoktu. 1980 yılından sonra iç göç çoğaldı, bu durumda nüfusumuzun yapısı değişti, çocukluğumuzda herkes birbirini şahsen de olsa tanırdı, komşuluk, arkadaşlık, akrabalık ilişkileri çok iyi düzeyde idi. İç göçler sonunda nüfus çoğaldı, şehir kültürü yok oldu, kimse kimseyi tanımaz oldu, eski binalar yerine apartmanlar inşa edildi, komşuluk ilişkisi sona erdi.
5- Röportajımız için komik bir hatıranızı anlatmak ister misiniz?
Mahallemizde Deli İsmet ağabey vardı, saat 05.00’de çörek (simit) satmaya gelir, tek katlı toprak evlerin penceresinin önünde durur, çocuklar uyanarak ağlayana kadar gür sesi ile Çörek diye bağırırdı. çocuklar uyanır ve annelerin çörek isterler, Emine abla da her gün sabah güneş doğmadan İsmet ağabeyden çörek alır ve çocuklarını susturur. bir gün dayanak İsmet ağabeyin babası Hafız emmiye şikayet eder: ” Hafız emmi, senin bu oğlun sabah erkenden gelerek bağırıyor, çocukları uyandırıyor, çocukları susturmak için her gün çörek almak zorunda kalıyorum. Şu deli oğluna söyle de her gün gelerek bizi rahatsız etmesin.” Hafız emmi: ” Gız emine, bizim deli bağırmazsa, çocuklarınız uyanmazsa çörekleri kime satacak?” deyince Emine abla: ” Hafız emmi, sen oğlundan daha betermişsin haberimiz yokmuş.” diyor.
6- Şimdiki Tarsus’u nasıl buluyorsunuz?
1991 Ekonomik krizinden sonra tüm fabrikalar ve elliden fazla çırçır Fabrikası kapandı, pamuk ekimi kalmadı, tarım alanlarına yeni mahalleler kuruldu, tarım arazisi azaldı, işsizlik had safhaya ulaştı, tarım bitti, çiftçi emeğinin karşılığını alamaz oldu, köyler boşaldı üretim azaldı, tarihi mahalleler sit alanı ilan edilince eski tarihi evler ve konaklar harabe haline geldi, şehrin doğusu virane batısı da betonarme oldu, eski tabii güzellik kalmadı, yeşillik anca birkaç parkta kaldı, ırmaklar kapatıldı, ırmaklar ve parklar şehri yok edildi1950-196’lı yıllarda çok sayıda tarihi eserler yıkıldı, yerine beton yığını çirkin binalar inşa edildi.
7- Gelecek için Tarsus’ta neler yapılabilir?
Ekonomik önden gelişebilmesi için Tarsus plajının halka açılması, bunun için tesisler ve ırmak üzerine yeni bir beton köprü, oto park yapılması gerekir. Tarsus üç kutsal dinin önemli merkezlerinden biridir, bu nedenle İnanç turizmi yanında yayla turizmi geliştirilmelidir, Kar Boğazı mevkiinde kayak merkezi, Çamlıyayla’da spor tesisleri kurulmalıdır. tarihi sokaklarda bulunan eski evler ve konaklar restore edilerek, apart otel, pansiyon şeklinde hizmete sunulmalıdır.
Yazar: Necdet Cura
