Kızıl Elma- Türk Cihan Hakimiyeti Ülküsü – Tufan Gündüz

Kızılelma, Türk Cihan Hâkimiyeti Ülküsü. Prof. Dr. Tufan Gündüz tarafından kaleme alınmıştır. Bu eser Yeditepe Yayınevi tarafından 2023 yılında neşredilmiştir. İki yüz sayfadan oluşan bu müstesna eser epeyce derinliği mevcut olup genel Türk tarihi açısından da önemli bilgiler vermektedir. Türklerin geçmişten günümüze yaşayışları, siyasetleri, askeri eğitimleri, kültürleri Prof. Dr. Tufan Gündüz tarafından; şiirler, türküler ve dâhi hikâyelerle bezenmiş ve okuyucusuna sunulmuştur. Önemli Türk liderlerinin, komutanlarının ve bilim insanlarının sözleriyle de bezenmiştir.

Kitap iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm; on sekiz alt başlıktan oluşup, Türklerin Kökleri hakkında detaylı bilgi verirken; ikinci bölümde ise; yirmi altı alt başlık bulunmakta ve Kızılelma Neresidir? Sorusuna cevap aranmaktadır. Hocamız eserinin son bölümünde edebiyata olan ilgisini de biz okuyuculara hissettirmiş ve Ziya Gökalp’in Kızılelma şiiri ve Ömer Seyfettin’in Kızılelma Neresidir? kitabından küçük bir bölüm eklemiş ve bununla yetinmemiş, Osmanlı padişahlarından görsellerde ekleyip kitabını oldukça renklendirmiştir.

Kaleme alınan eserin önsöz bölümünde Ziya Gökalp’ten, Ömer Seyfettin’den ve Hüseyin Nihal Atsız’dan bahsedilmektedir.

İlk bölüm Türk Şad’ın “Uzak doğudan batı ucuna kadar tüm dünya bana açıktır” sözüyle başlamaktadır[1].

Bu bölümde Türklerin yönleri coğrafi olarak konumlandırılmış, Mete Han’ın babasıyla girmiş olduğu mücadeleler, Hunların dağılışı, dişi kurdun çocukları, Oğuzların tarih sahnesine çıkışından ve Türklerin akıl, bilgi ve erdem sahibi oluşu, İslam’ın kılıcına hâkim olmaları ve dâhi Anadolu’ya giriş süreci detaylı bir biçimde aktarılmaktadır. Ayrıca Türklerin kurdu çok iyi gözlemlediğini ve zaman içerisinde kurt gibi yaşayıp, kurt gibi düşündüklerine dönemin atasözleriyle değinilmiş ve bol örneklerle sunulmuştur. Türk devlet adamlarının, komutanların tarihe damga vurmuş sözleri, şiirlerine de epeyce yer verilmiştir. Kaşgarlı Mahmut’un ölümsüz eseri Divanu Lügati’t Türk’ten, Yusuf Has Hacib’in mutluluk veren bilgisi Kutadgu Bilig’den ve Türklerin devletleşme sürecinden detaylıca bahseden Gündüz; İslamlaşma sürecini de ilk Türk-İslam devletlerinden olan üç büyük devletin; Karahanlılar (840-1212) Gazneliler (963-1186) ve Selçukluların (1040-1157) fetih siyasetinin farklı yönde olduğundan bahsetmiştir. Karahanlıların Asya’ya, Gaznelilerin Hindistan’a ve Selçukluların İran üzerinden batıya yöneldiklerini aktarmıştır. Kitabın içerisinde Malazgirt Zaferi’nden önce tüm İslam beldelerindeki camilerde okunan “Malazgirt Duaları” bölümü de yer almaktadır. İlk bölüm, Sultan Alparslan’ın sözleriyle sonlandırılırken; Anadolu’nun Türkleşmesinde etkili olan beyler; Danişmend Gazi, Artuk Gazi, Mengücek Gazi, Saltuk Gazi gibi beylerden de kısaca söz edilmiştir.

İkinci Kısım Kızılelma neresidir? [2] Sorusuyla açılırken;

Suzi Çelebi’nin;

Bu Türk azdır deyu etme bahane

Od’un bir şu’lesi besdir cihane

(Biz Türkler sayıca azız diye çekinme!

Ateşin bir kıvılcımı, dünyayı yakar!)

Beyit’i ile giriş yapılmıştır. Anadolu’nun bölge bölge ve beylik beylik Türkleşme sürecinden detaylı bir biçimde bahsedilmektedir. Osmanlıların 1353’te Rumeli’ye geçmesiyle Türk tarihinin seyrinin değiştiğini ele alan Gündüz; Türk fetih literatüründe ilk defa Kızılelma tabirinden bahsedildiğini hikâyesiyle okuyucularına sunmaktadır. Hocamız; dönemin Türk aydınlarının, Kızılelma’yı arayışa girdiğini ifade ederken, Kızılelma tabirinin dilden dile dolaşmaya ve merak uyandırmaya başladığından da bahsetmektedir. Bunun üzerine bir bölge veyahut bir konum aranmaya ve tasvir edilme sürecine girildiğini okumaktayız.

Kitapta; Ebû’l Hayr-ı Rûmî’nin eseri Saltıkname’de geçen kehanetten, akıcı ve anlaşılır ifadelerle bahsedilmektedir. Kızılelma’nın bir şekle veyahut bir cisme benzetilmediğini, fethedilecek bir bölge, ulaşılması zor bir yer olduğu tahayyül edilmiş ve Osmanoğulları; fetih politikasını Kızılelma minvalinde şekillendirmişler ve Kızılelma ülküsü böylelikle meydana gelmiştir. Bu ülkü yeni ve güçlü bir birlik olarak açılan, Yeniçeri Ocağı’nın gözü kara ve maharetli askerlerinin savaş azmini arttırmış ve bu bağlamda Konstantinopolis’in fethedilmesi düşüncesi ilk hedef olmuştur. Fakat kader Yıldırım Beyazıt ile Timur’un yolunu kesiştirmiştir ve Ankara Savaşı kaçınılmaz olmuş, akabinde gelen mağlubiyet ve fetret devriyle geriye doğru bir gidişat yaşanmıştır.

Kitabın ilerleyen bölümlerinde II. Mehmet’in saltanatı “Âleme Nizam Vermek” başlığı ile başlayıp, Konstantinopolis’in fethedilme süreci ve Türklerin güçlü ayak sesi ile devam etmektedir. Gündüz din yolunda savaşmak için alınan risklerden de bahsetmiş ve bu riskin en büyüğünü Yavuz Selim’in aldığını dile getirmiş, aynı zamanda Mısır Seferi’nin başlangıcından bitişine kadar Osmanlı askeri stratejisine aykırı bir harekât olduğunu da eklemiştir ve Yavuz’un yazdığı şiirlerle de eserini süslemiştir.

Kanuni Sultan Süleyman’ın aktarıldığı bölüm kitabın en uzun ve detaylı bölümü olmakla birlikte; Kızılelma tabirinin Avrupa’ya taşınan bölümüdür. Gündüz Bartholomaeus Georgievits’in Kızılelma’ya dair duyduğu hikâyeden (kehanet) bahsettiği eserine de yer vermiş hatta Osmanlı tarihçisi Peçevi’nin de kehanetlerinden alıntılar yapmıştır. Sadece bununla da kalmamış, Kanuni’nin Fransa Kralı Francisco’ya ve Avusturya Kralı Ferdinand’a yazdığı mektubun bir kısmına da eserinde yer vermiştir. Kitabın başında geçen Göktürk beylerinden Türk Şad’ın “Doğudan batıya bütün memleketler bize açıktır.” ifadesinin yeniden şekillendiğini ve bu ifadenin Sultan Süleyman’la somutlaştığını “Gece ve gündüz atımız eyerlenmiş, kılıcımız kuşanılmıştır” şeklinde yeni bir forma kavuştuğunu görmekteyiz[3].  Tufan Gündüz Kanuni Sultan Süleyman’ın Osmanlı Devleti’ne muhteşem bir dönem yaşatmasının akabinde yaşanan kayıpları da kaleme almıştır. XVIII. yüzyılda yapılan yenilik hareketleri, savaş sistemlerinin değişmesi, açılan askeri okullar, yeniden yapılandırılan ordu dahi Osmanlı’nın gerileme ve çöküşüne çare olamamıştır. Türk milleti bu zaman dilimi içerisinde, Kızılelma ülküsünden oldukça uzaklaşmış ve güç kaybetmiştir. 

Türkler anavatanlarının, yangın yerine çevrildiği gerçeğiyle yüzleşmişler ve bu dönemde ortaya çıkan fikir akımları etrafında toplanmaya başlamışlardır. Gündüz de eserinde Türkçülük fikri önderlerinden olan Ziya Gökalp’e genişçe yer vermiştir. Bu bağlamda Kızılelma ülküsü yeniden şekil almış ve Türklere yeni bir ufuk açmıştır. Anadolu coğrafyasında yeniden inşa edilecek olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve kurucu Önder’i Mustafa Kemal, Türklerin yeni ışığı olmuş ve Türkler büyük önderleri etrafında toparlanıp, eski gücüne kavuşmuş ve dâhi gücünü tüm dünyaya kanıtlamışlardır. Gündüz kitabını şu ifadelerle sonlandırmıştır.

Yeni Türk Devleti Ergenekon’dan çıkar gibi doğmuştu ve şimdi ona yol gösterecek olan Bozkurt da Mustafa Kemal’di[4]

Yazar: Gamze Çetin, Tarih Öğretmeni, gmzctn93@gmail.com

Kızıl Elma- Türk Cihan Hakimiyeti Ülküsü, Tufan Gündüz, Yeditepe Yayınları, İstanbul, 2024, 200 Sayfa


[1] Tufan Gündüz, Kızılelma – Türk Cihan Hâkimiyeti Ülküsü, Yeditepe Yayınevi, 2024, s. 11

[2] A.g.e. s. 55

[3] A.g.e. s. 113

[4] A.g.e. s. 139.

5 7 kere oylandı
İçeriği Değerlendir