
Timurlenk Bozkırın Son Göçebe Fatihi eseri, Amerikalı kadın tarihçi Beatrıce Forbes Manz tarafından kaleme alınmış, çevirisini Zuhal Bilgin hanımefendi yapmış olup, Kronik kitap tarafından 2006 yılında basılmıştır. Yazar; Göçebeler ve Timur hanedanlığı konusunda uzmanlaşmış bir Orta Doğu ve Orta Asya Tarihçisidir. Eserinde sekiz bölüme, üç ek bilgi bölümüne, kronolojiye, kaynakçaya ve dizin bölümüne yer vermiştir.
Kitabın ilk bölümü Timur’la ilgili genel incelemeleri ve yazarın kitabını yazmasındaki amacını anlatırken; gelişme bölümü Çağatay Hanlığı ve aşiret yapısıyla, Timur’un ordusu ve fetihleri ile devam etmektedir. Sonuç bölümünde ise taht kavgaları aktarılmış ve eser müstesna bir biçimde sonlanmıştır. Yer yer Türk-Moğol aşiret konfederasyonundan, coğrafyadan, kentsel- kırsal topluluklardan da bahsedilmektedir.
Ülkesinin sınırları Hindistan’dan Ege Denizine Rusya’dan İran’a İran’dan Çine kadar uzanan dünyanın belki de gelmiş geçmiş en iyi hükümdarlardan biri olan Emir Timur’u inceleyeceğiz. Bozkırın son göçebe Fatihini tanımadan evvel Cengiz Han imparatorluğunu, Çağatay Hanlığını, göçebe kültürünü hatta Moğolları da kavramamız gerekmektedir.
Cengiz Han’ın ölümüyle dağılma süreci başlayan Moğol imparatorluğunda parçalanmalar hızlanmış ve bu durum devletin zayıflamasına güç kaybetmesine sebep olmuştur. Şarkî Türkistan’daki göçebe ahali, kendisine Moğol adını verdiği halde, Timur hükümeti göçebelerine Çağatay deniliyordu. [1] Çağatay Hanlığı içerisinde yaşayan Türk ve Moğol boyları tüm karmaşalara rağmen varlıklarını sürdürmeye devam etmekteydiler. Timur tam olarak bu kaotik ortamda dünyaya gelmiş, Babası Taragay; oğluna ‘’Demir’’ anlamına gelen Timir/ Timur ismini vermiş. Timur; yaşadığı coğrafyada taht kavgalarına şahit olmakla beraber Çağatay ve Moğollar arasındaki çatışmalara katılmıştır. Örgütlenmeye oldukça erken yaşlarda başlamış, aşiretlerin başına geçmiş. Çağatay ulusunun dizginlerini eline almış, önderlik yapmış ve dünyanın büyük bölümünü fethetmeyi gaye edinmiştir. Yazar eserinde Timur’un Bozkırda çok at oynattığını fakat hiçbir zaman ona hükmetmeye niyetlenmediğinden bahsetmektedir. İslam dünyanın batı kanadının Osmanlı fetihleriyle yükselmeye başladığı dönemde kendisi de Doğu kanada hükmetmiş hatta Osmanlı Devletiyle benzer olguları yansıtmıştır.
Timur; kumandan anlamına gelen ‘’Emir’’ unvanını kullanmış, bununla birlikte Cengiz soyundan gelen bir prenses olan Güregen Hatunla evlenerek ‘’güvey’’ unvanına da sahip olmuştur. Zîra Cengiz geleneklerinin hüküm sürdüğü bozkır da ‘’han’’ ve ‘’hakan’’ unvanlarını, sadece Cengiz soyundan gelenler kullanmaktaydı. Almış olduğu eğitimleri günümüzde de çokça konuşulmakta olup bilinenin aksine okuma ve yazmaya dahi hâkim olmadığını, okuryazarları kullandığını, işlerini yürütecek kadar Türkçe ve Farsçayı öğrendiğini eserimizden öğrenmekteyiz. Yazarımız onun olağanüstü ve entelektüel bir zekâya sahip olduğunu da söylemektedir. Askeri bir deha olması, askerleri üzerinde olağanüstü denetim sağlaması onun fetihlerinde başarıya ulaşmasına yol açmıştır. Göçebelerin desteğini almış, siyaset yapmanın nerdeyse imkânsız olduğu bu kaygan zeminde siyaset yapmış, eşi benzeri görülmemiş büyüklükte bir fetih ordusunu kurup onu çok başarılı bir şekilde yönetmiştir. Cengiz hanla boy ölçüşebilmek daha da güçlü olmayı sağlamak için acımasız ve gaddar olmayı ilke edinmiştir. Zîra korku insanı çok çabuk ele geçiren ve kontrolü zor olan bir duygudur. Timur da bunu çok iyi bilmekte ve düşmanına önce korku salmakta, direnen şehirleri cezalandırmakta, teslim olanlara dahi ağır fidyeler ödemeye mahkûm etmekteydi.
Siyasi yapılanmasına bakacak olursak. Hükümet sistemi bir teokrasidir. Yasası (Cengiz’in kanunu) kaldırmış yerine şeriatı koymuştur. [2] Askeri teşkilatlanmada ise ulusunda kırk umak (klan, asil hanedan) vardı. Bu umaklar ise Türk ordusunu teşkil etmekteydi. [3]
Eserimizde Çağatay ulusuna, aşiret yapısına ve Timur’un başa geçmek için izlemiş olduğu siyasete fazlasıyla yer verilmektedir. Maverahünnehir bölgesinde Turagaylardan Emir Hüseyin’le ittifak kurmuş, varlığını tam anlamıyla sağlamlaştırmak için çeşitli boylarla da ittifak kurup kendisine bağlamıştır. Sabırla ve dikkatle ilerlemiş, Türk boylarını birleştirmiş, güçlü bir askeri yapı inşa etmiştir. Sistan bölgesine Türk beyleriyle görüşmeye gittiği esnada bir çatışma çıkmış, bu çatışmada okla kolundan ve bacağından yaralanmış ve bu onun aksak (topal) kalmasına sebep olmuştur. Bu durum onu yıldırmadığı gibi kendisine farsça da topal anlamına gelen ve oldukça aşalayıcı bir ifade olan ‘’-lenk’’ yani ‘’aksak’’ denmesini istemiştir. Timurlenk olarak anılmaya başlanmıştır.
Toplamda on yedi sefer gerçekleştirmiştir. Bunlardan üçü Anadolu coğrafyasına olmuştur. Timur Anadolu’ya ikinci gelişinde Kadı Burhaneddin Devleti’nin başkenti olan Sivas’ı ele geçirmiş, Yıldırım Bayezid’e bir mektup göndererek Osmanlı’ya sığınmış olan Bağdat Beyi Ahmet Celayir ile Karakoyunlu Beyi Kara Yusuf’un kendisine teslim edilmesini talep etmiştir. Fakat Yıldırım Bayezid ise son derece sert ve hakaret içeren bir mektupla bu isteği reddetmiş; sığınmacıları iade etmeyeceğini belirterek Timur’a açıkça meydan okumuştur. Bunun üzerine 1402 yılının Temmuz ayında Ankara’nın Çubuk ovasında Timur ve Yıldırım Bayezid arasında kanlı mücadele başlamış. Timur; ordusundaki fillerin üzerine kurulan düzenekle Osmanlı ordusuna ateş topları gönderiliyor, okçular yağmur yağdırırcasına ok atıyordu. Osmanlı ordusu güç ve yandaş kaybetmeye başlamıştı, I. Bayezid’in etrafında bulunan beyler taraf değiştirmiş ve Osmanlı Sultanı savaş meydanında eşi bile birlikte yalnız kalıp Timur’a esir düşmüş ve bunun sonuncunda Osmanlı ordusu büyük bir mağlubiyet almıştır. Tarihe Ankara savaşı olarak geçen bu savaş sonrasında Timur’un ordusu İzmir’e kadar girmiş ve sonrasında aynı güzergâhtan Anadolu’yu terk etmiştir. Emir Timur, 69 yaşında Çin seferine giderken Otrar’da hastalanarak 1405 yılının Şubat ayında hayatını kaybetmiş böylelikle Otuz altı yıllık saltanatı da son bulmuştur.
Timur’dan sonra ne kaldı diye soracak olursak kocaman bir belirsizlik diyebiliriz zîra oğulları ve torunları arasında yaşanan taht kavgaları devletin dağılmasına sebep olmuştur. Bozkırın son göçebe fatihi ardında kalıcı bir devlet bırakma gayesinde değildi. Tek arzusu isminin ve yaptıklarının dilden dile dolaşması onun için yeterliydi. Timur; Bozkır yüzyılları dediğimiz yüzyıllar içerisinde, Oğuzların ortaya çıkışından ateşli silahların bulunmasına kadar olan süre içinde, son ve en büyük Fatih olmakla beraber Türk-Moğol İslam sentezinin de doruk noktasına ulaştırmıştır.
Eserimizin sonuç bölümünde Beatrıce Forbes Manz çalışmasıyla ilgili genel değerlendirmeler yapmış ve sonrasında, ek kaynak bölümleriyle devam etmiştir. Bu bölümlerde;
‘’Çağatay ulusundaki güçler’’
‘’Timur ailesinin üyeleri’’
‘’Resmi idari yapılanmalar’’ dan detaylıca bahsedilmektedir.
Eser Kronoloji, Kaynakça ve dizin bölümleriyle sona ermektedir. Akademik çalışma yapacak olanlar için oldukça faydalı bir kaynak olup, Timur ve Orta Asya dünyasını tanımak isteyenlere de rehberlik etmektedir.
Yazar: Gamze Çetin. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Tarih Bölümü, Tarih Öğretmeni. İletişim: gmzctn93@gmail.com
Timurlenk Bozkırların Son Göçebe Fatihi. Beatrıce Forbes Manz. Çeviri, Zuhal Bilgin, Kronik Kitap. İstanbul, 348 sayfa. ISBN 978-9752430-02-0
1. Halil İnalcık Akademik Ders Notları (1938-1986) sf.22
2. Halil İnalcık Akademik Ders Notları (1938-1986) sf.25
3. Halil İnalcık Akademik Ders Notları (1938-1986) sf.25
