Hüseyin Gazi Menteşeoğlu ile Giresun Basın Tarihi (1908–2004) Üzerine Bir Söyleşi

Ahmet Şahin: Yarım kalmış bir arşiv çalışmasının tamamlanması sürecinde hangi metodolojik ilkeleri benimsediniz? Ömer Erden Menteşeoğlu’nun notlarını kitaba dönüştürürken karşılaştığınız temel zorluklar nelerdi?
Hüseyin Gazi Menteşeoğlu: Öncelikle elimimizde bulunan dosyaya sadık kaldık. İçindekiler bölümünü inceledikten sonra konularla ilgili daha eski verileri yani dönemin gazete ve mecmualarını tekrar inceledik. Yeni bulgularla konu içlerinde kısa geçilmiş bölümlere eklemeler yaparak zenginleştirmeye çalıştık. Dosyadaki gazete, mecmua ve fotoğraflar dışında yeni ulaşılan özellikle Osmanlı Türkçesi gazete, mecmua ve fotoğrafları ekledik. Bunların Künye bilgilerini vererek sahibi, ilk sayının yayınlandığı tarihi, basıldığı matbaa, satış fiyatı ve abonelik ücretleri gibi verileri kesin olarak belirledik. Neredeyse 40 yıl önce hazırlanmış olan biyografiler bölümünü güncellemek için hayatta olanlarla yeniden görüşmeler yaptık. Ayrıca yeni biyografiler ekleyerek bu bölümü de zenginleştirmeye çalıştık.
Kitaplaşma aşamasında beni en çok zorlayan 1910-1928 yılları arasında Giresun’da yayımlanan gazete ve mecmualara ulaşma süreci oldu. Bir başka zorluk ise Osmanlı Türkçesinden günümüz Türkçesine çevirilerin yapılması konusuydu. Bu süreçte Giresun Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Prof.Dr. Sezai Balcı hocamız büyük özveri gösterdi ve tüm çevirileri yaptı. Son olarak dönem fotoğraflarında yer alan kişilerin tespit edilmesi süreci gündeme geldi. Bu konuda da Yeşilgiresun Gazetesi arşivlerinde yer alan fotoğraflarla karşılaştırma yaparak süreci tamamlamış olduk.
Ahmet Şahin: Osmanlıca belgeler ve arşiv materyalleri ile çalışırken günümüz araştırmacılarının yaşadığı başlıca sıkıntılar nelerdir? Siz bu noktada nasıl bir yöntem izlediniz?
Hüseyin Gazi Menteşeoğlu: Bizim için en büyük sorun dönemin gazete ve mecmualarına ulaşmaktı. Kendi kişisel arşivimiz çok kapsamlı olsa da sadece birkaç sayı yayımlanan bazı yayınlar için farklı aile arşivlerine başvurduk. Bu vesile ile elimizde ve çeşitli kütüphanelerde olmayan birçok materyale ulaştık. Bu ailelere ulaşmak, diyalog kurmak ve arşivden faydalanmak uzun bir zaman aldı.
Ahmet Şahin: Yerel bir basın tarihini inşa ederken kullanılan kaynak türlerinin çeşitliliği – gazete, dergi, kitap kapağı, künye, klişe, biyografi – bu çalışmayı nasıl derinleştirdi? Bu çeşitliliği oluştururken nasıl bir arşivsel politika izlediniz?
Hüseyin Gazi Menteşeoğlu: Dosyada 1910 yılından itibaren Giresun’da kurulan matbaalar, sonrasında Gazeteler, mecmualar ve biyografiler olarak bir ayrım yapılmıştı. Bizde bu sıralamayı bozmadık. Öncelikle tüm yayınların birinci sayılarına ulaşmaya çalıştık çünkü en doğru bilgiler bu sayının künyesinde saklıydı. Yine 1910-1928 yılları arasında yayınlanan 12 kitaba ve bunların künye sayfalarına ulaştık ki burada da yazarından basıldığı matbaanın adına, sayfa sayısından konu başlıklarına kadar net bilgiler elde ettik. Örneğin Işık mecmuasının 11 Temmuz 1923 tarih ve 61. Sayıdan itibaren 12 sayfalık mecmua formatından 4 sayfalık gazeteye dönüştüğünü gördük. Yine mecmua ve gazete sürecinde Işık’ın (1918-1925) 3 farklı şekilde isim klişesi kullandığını tespit ettik. Rahmi Korkut Öğütçü’nün el yazması defterlerinde biyografisi yer alan bazı kişilerle ilgili bilgilere ulaştık. Kısaca kişisel arşivimiz, Yeşilgiresun Gazetesi arşivleri ve aile arşivleriyle tüm konu başlıklarını desteklemeye çalıştık.
Ahmet Şahin: Eserde kullanılan 114 gazete ve derginin 87’si Osmanlıca. Osmanlıca süreli yayınların tanıklık ettiği kültürel ve toplumsal dili bugünün okuruna aktarmada nasıl bir yaklaşım benimsediniz?
Hüseyin Gazi Menteşeoğlu: Çevirileri herkesin anlayabileceği arı bir Türkçeye dönüştürmek zor bir süreçti. Babam tarafından çevirileri verilen metinlere müdahale etmedik. Bizim eklediğimiz yayınlardaki çeviriyi ise yabancı ya da herkes tarafından anlaşılamayan kelimeleri de çözümleyerek anlaşılmaz olmaktan kurtardık. Kendini son derece geliştirmiş bir akademisyen olarak Prof. Dr. Sezai Balcı zorlandığımız metinleri herkesin anlayabileceği hale dönüştürdü. Fakat şunu belirtmekte fayda görüyorum o yayınlardaki haber ve makalelerde karşılaştığım kelime haznesinin beni gerçekten şaşırtacak derece genişlik arz ettiğini ifade etmeliyim.
Ahmet Şahin: Eserde biyografileri verilen gazeteci ve yazar sayısının 24’ten 48’e çıkarılması, yerel basın tarihçiliği açısından nasıl bir katkı sunmaktadır? Biyografi yazımında temel aldığınız kriterler nelerdir?
Hüseyin Gazi Menteşeoğlu: Araştırmalarımız sonunda ulaştığımız dönemin gazeteci, yazar ve şairleri yanında teknik anlamda matbaa çalışanlarının da birer basın emekçisi oldukları düşüncesiyle biyografilerine yer verdik. Herhangi bir kitap yayımlamamış ama yüzlerce şiiri ya da köşe yazısı bu gazete ve mecmualarda yer almış şair ve yazarları da okuyucu ile buluşturmaya çalıştık. Bu vesile ile saklı kalmış ve isimleri unutulmuş birçok kişiyi yeniden gündeme taşımış olduk. Eserlerinden örnekler vererek şehrin sosyokültürel yaşantısını da gözler önüne sermeye çalıştık. Ana kıstas olarak Giresun basın organlarının birinde şiirleri, öyküleri yada köşe yazıları dahil olmak üzere haber servisinden spor servisine kadar her hangi bir alanda isminin geçiyor olmasına özen gösterdik.
Ahmet Şahin: Giresun’da basın tarihine damga vurmuş isimlerin yaşam öyküleri üzerinden yerel basının düşünce iklimine dair hangi eğilimler tespit edilebilir? Giresun basını ne tür düşünsel gelenekleri barındırdı?
Hüseyin Gazi Menteşeoğlu: Cumhuriyet öncesi yayınlarda eğitim ve öğretim konusu oldukça fazla işlenmiştir. Millî Mücadele yıllarında yayınlanan gazetelerin ise tamamı Millî Mücadele’ye destek vermiş ve halkı uyarıcı yayınlar yapmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra yeni yönetim şeklinin getirilerinin farkında olan ve bu getirileri yayınlarıyla tüm şehre duyurmaya çalışan bir yazar gurubu karşımıza çıkmaktadır. Çalışmak ve çalışkanlık konusu sürekli gündemdedir. Özellikle eğitim ve öğretim alanında öne çıkan haberler ve yazılar dikkat çekmektedir. Bunun yanında şehrin tek geçim kaynağı olan fındık konusuna büyük önem verildiği, tarımsal üretimin artırılması ve kaliteli ürün konusunda uyarıcı ve eğitici yazılar da bir hayli yer tutmaktadır.
Ahmet Şahin: Kitapta yer alan genç kuşaktan gazetecilere de yer verilmesi, süreklilik fikri ve hafıza aktarımı bakımından nasıl bir perspektif sunuyor? Yerel basında kuşaklar arası aktarım nasıl gerçekleşiyor?

Hüseyin Gazi Menteşeoğlu: Giresun basınında genel olarak gazete ve ya mecmua sahipleri ya da sorumlu müdürleri gençleri yazmaları konusunda yönlendirmiş ve desteklemiştir. “Genç kalemler” köşesi birçok yayında karşımıza çıkmaktadır. Gençleri yazmaya özendiren bu köşeler yeni şairlerin, öykücülerin ve gazetecilerin yetişmesine vesile olmuştur. Gazete ve mecmua idarehanelerinde haftanın belli bir gününde buluşan üstatların, şehrin sorunlarını da tartıştığı kültür, sanat ve edebiyat ağırlıklı sohbetleri meraklı genç neslin dinleyerek öğrendiği bir okul olarak kabul görmüştür. Bu vesile ile kuşaklar arası aktarım kesintisiz olarak devam etmiştir.
Ahmet Şahin: 1910’dan 1992’ye kadar faaliyet gösteren matbaaların teknik altyapısı, personel yapısı, yayın kapasitesi hakkında ne tür veriler ortaya kondu? Bu matbaalar bölgesel modernleşme bağlamında nasıl bir rol oynadı?
Hüseyin Gazi Menteşeoğlu: 1910 yılında kurulan Giresun matbaası klişe ve hurufat açısından zengindir. 1923 yılına kadar bütün yayınlar burada basılmıştır. 1923 yılında kurulan Yeniyol Matbaası 1924 yılında Nuri Ahmet Bey tarafından satın alınmıştır. İlk kurulan matbaanın da 1927 yılında Nuri Ahmet Bey tarafından satın alınması ile Işık matbaası bölgenin en önemli ve en büyük matbaalarından birine dönüşmüştür. Gazete, mecmua ve kitap gibi yayınların yanında Ankara hükümeti tarafından gönderilen makbuzlar, dekontlar ve benzeri kıymetli evraklar burada basılmıştır. Ayrıca komşu şehirlerdeki bazı yayınlar yine dizgileri burada hazırlanarak basılıp ilgili şehirlere gönderilmiştir. Matbaanın; makine dairesi, dizgi dairesi ve cilthane gibi bölümleri olup ayrı ayrı çalışanları bulunmaktadır. El değiştiren ya da yeni kurulan her matbaa genel olarak makinelerini yenilemiştir. Yeşilgiresun gazetesi 1974 yılında Hasan Öğütçü tarafından satın alındığında İstanbul’dan getirilen yeni baskı makinesi Karadeniz Bölgesi’ndeki ilk son sistem makine olma özelliğini taşımaktadır. Yine 2004 yılında değişen makine ile Yeşilgiresun Gazetesi ofset baskıya geçmiştir. Şehrin basına olan ilgisi matbaa sahiplerini yenilikleri takip ve temin etme konusunda teşvik edici rol oynamıştır.
Ahmet Şahin: Klişe, mürekkep, baskı kalıpları gibi detaylara yer verilmesi, teknik tarih yazımı açısından ne tür katkılar sağlıyor? Söz konusu teknik ayrıntıların yerel basın kültürüyle ilişkisini nasıl kuruyorsunuz?
Hüseyin Gazi Menteşeoğlu: Dönemin baskı tekniklerini ve kullanılan hurufat ve klişeleri anlatmadan gazete ve mecmua yayınlamanın zorluklarını aktarmamız mümkün değildi. İçi gözlerle dolu bir çekmeceden tek tek harfleri alarak üstelik ters şekilde dizip bir gazete veya mecmuayı hazırlamak saatler alan bir uğraşı gerektiriyordu. Kullanılacak kâğıt, mürekkep ve klişeler İstanbul’dan deniz yolu ile Giresun’a geliyordu. Bu ayrıntıları aktarmadan, gelişen teknoloji ile kaybolan bu yayın kültürünü canlı tutmamız mümkün değildi.
Ahmet Şahin: Sizin gözleminize göre, Giresun’daki matbaacılık faaliyeti, dönemin diğer Karadeniz şehirleriyle karşılaştırıldığında nasıl bir görünüm arz ediyor?
Hüseyin Gazi Menteşeoğlu: Giresun o yıllarda küçük bir Karadeniz şehri olmasına rağmen 1850’li yıllardan itibaren yoğunlaşan fındık ticareti ile birçok ülkenin konsolosluklar kurduğu, önemli ticari kuruluşların şubeler açtığı sosyal ve kültürel açıdan çok zengin bir şehir. Trabzon ve Samsun gibi merkezlere 1869’dan sonra matbaa ne yazıkki Giresun’a 1910 yılında kurulabilmiştir. Ancak bu şehir 1910-1928 yılları arasında 25 civarında farklı gazete ve mecmua yayınlayarak basına verdiği önemi göstermiştir. Birçok Karadeniz şehrinde Osmanlıca sadece birkaç yayın yapıldığını düşünürseniz şehirdeki matbaacılık sektörünün ne kadar geliştiğini buradan anlayabilirsiniz.
Ahmet Şahin: Giresun basınının 1908–2004 arasındaki dönemlerde toplumsal, siyasi ve kültürel olaylara yaklaşımı nasıldı? Hangi temalar ağırlıktaydı?
Hüseyin Gazi Menteşeoğlu: Şehir haberleri, İl dışı haberler, siyaset, eğitim, sağlık, kültür ve edebiyat Giresun’da yayınlanan tüm gazete ve mecmualarda verilen ana konulardır. Olaylara sükûnetle yaklaşılmış, ancak Cumhuriyet değerlerinde taviz verilmemiştir. Bütün milli bayramlarda özel sayfalar ve hatta özel sayılar hazırlanmış şehrin dünü ve bugünü sorgulanmıştır. Yapılmayan veya geciken yatırımlar gündeme alınmış ve haberleştirilmiştir.
Ahmet Şahin: Yapıtta incelenen gazetelerde millî mücadele, tek parti dönemi, çok partili hayata geçiş ve 1980 sonrası gibi kırılma anları nasıl yankı buldu? Giresun basını bu dönemlerde nasıl pozisyon aldı?
Hüseyin Gazi Menteşeoğlu: Millî Mücadele döneminde yayınlanan gazetelerin tamamı bu şanlı direnişe destek vermiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında ve sonrasında yayınlanan gazetelerde cumhuriyet değerlerine ve devrimlerine sadık kalmıştır. Çeşitli ihtilal dönemlerinde ajanslardan gelen ulusal haberlere daha çok yer verilmiş yerel haberler azalmıştır. 1980’li yıllardan sonra yayın çeşitliliği artmış belli bir siyasi görüşü destekleyen yayınlar ve seçim dönemi gazeteleri de Giresun basını içinde yer bulmuştur.
Ahmet Şahin: Kent kimliği, hemşerilik duygusu ve yerel aktörlerin görünürlüğü açısından Giresun basınının özel bir işlevi oldu mu? Bu durum kitapta nasıl belgeleniyor?
Hüseyin Gazi Menteşeoğlu: Daha öncede söylediğim gibi özellikle Yeşilgiresun gazete ve matbaasında; gazete yazarları, edebiyatçılar ve öğretmenlerden oluşan önemli bir gurup haftalık sohbetlerle şehirle ilgili her konuda fikir alışverişinde bulunmuş, görüşmeleri yazılarına konu ederek, şehrin dinamiklerini canlı tutmaya çalışmışlardır. Etkili ve ilkeli habercilik özellikle Yeşilgiresun gazetesinde kendini göstermiş halk desteği ile yüzüncün yılını tamamlayarak Anadolu’daki nadir gazetelerden biri olma özelliğini üstünde toplamıştır.
Ahmet Şahin: Giresun Belediyesi’nin bu çalışmayı yayınlaması, yerel yönetimlerin kültürel hafızaya katkısı bağlamında nasıl değerlendirilmelidir? Bu destek süreci nasıl işledi?
Hüseyin Gazi Menteşeoğlu: Belediyelerin önemli işlevlerinden biride şehrin tarihi ve kültürel değerlerine sahip çıkmaktır. Kültür yayınları belediyelerin gelecek nesillere bırakacağı çok önemli belgelerdir. Her zaman gazete ve mecmuaların şehir tarihini bağrında gizleyen çok kıymetli yayınlar olduğunu dile getiren biri olarak 120 yıllık basın geçmişi olan bir şehirde alanında ilk çalışmaya Giresun Belediyesi’nin sahip çıkması beni çok mutlu etmiştir. Üstelik bu çalışmayı duyarak yayınlama teklifinin direk belediyeden gelmesi de son derece önem arz etmektedir. Her türlü haberden, resmi ve özel ilanlara, ihale duyurularından nişan ve nikâh tebriklerine, esnafların adreslerinden tayin olan kurum müdür ve memurlarına kadar her türlü veriyi barındıran bu yayınlar yıllarca şehre hizmet etmişlerdir. Giresun Belediyesi tüm matbaalar, bu matbaalarda yayımlanan gazete ve mecmualar ve hatırı sayılır bir sayıda basın emekçisini biyografisinin yer aldığı bu eseri yayınlayarak şehrin tarihine sahip çıkmış, Giresun basınına olan vefa borcunu bir nebze de olsa ödemeye çalışmıştır.

Ahmet Şahin: Kültür yayıncılığı alanında yerel yönetimlerin bu tür belgeli tarih çalışmalarına yönelmesi için ne tür stratejik önerilerde bulunursunuz?
Hüseyin Gazi Menteşeoğlu: Şehir tarihleri ve arşivciliği konusunda çalışma yapan kişi sayısının az olması bu tür çalışmaları kıymetli kılan kriterlerden biridir. Osmanlı ve Cumhuriyet Arşivleri yanında aile arşivlerine indirgenen ve alan çalışması ile sözlü tarihle de desteklenen bu tür araştırmalar şehirlerin sosyal ve kültürel geçmişini gözler önüne sermektedir. Özellikle halk bilim çalışmaları gelenek ve göreneklerimizin gelecek nesillere aktarılması konusunda son derece önemlidir. Şehir ve köy kültürüne ait belge, fotoğraf ve objeleri sergilediğimiz kent müzeleri gibi bu tür yayınlarda farklı yollardan ulaştığı okuyucuya şehri tanıtan önemli yayınlar olarak karşımıza çıkar. Sosyal ve kültürel belediyecilik açısından düşündüğümüzde olmazsa olmaz diyeceğimiz unsurlardan biri de belediye yayınlarıdır diyebiliriz. Şehirler misafirlerini bu tür yayınlarla geçmişe götürür, kıyaslama şansı verir ve yeni araştırmalara ve bilinmeyenlere ulaşmayı sağlar. Bu kazanımlar dikkate alındığında kültür yayınları belediyenin önemli hizmetlerinden birine dönüşmektedir.
Ahmet Şahin: Kitabınızda sık sık “vefa” ve “teşekkür” kelimeleri geçiyor. Bu, sadece tarih yazımında değil, aynı zamanda hafızayı korumada da bir sorumluluk alanı gibi görünüyor. Sizce yerel tarih yazımında vefanın yeri nedir?
Hüseyin Gazi Menteşeoğlu: Konunuzu destekleyerek yolunuzu aydınlatan ve belgeler içeren her çalışmaya saygı duymak bir zorunluluktur. Yerel tarih çalışmalarında ulaşabileceğiniz kaynaklar ise sınırlıdır. Bu nedenle sizden önce yapılmış çalışmalar büyük önem taşır. Emek verilmiş bu çalışmalar sayesinde eseriniz genişler ve zenginleşir. Birincil kaynağa inmeye çalışmak ve onu gündeme taşımak okurun bilgi aktarımı konusundaki tereddütlerini ortadan kaldırır. İşte eserinize bu yönde katkı sağlayan her çalışmaya ve bu çalışmayı yapana kişiye teşekkür etmek ve vefa göstermek gerekir. Etik olan budur.
Ahmet Şahin: Babanız Ömer Erden Menteşeoğlu’nun bıraktığı izden yürüyerek kitabı tamamlamak sizin için kişisel ve entelektüel olarak nasıl bir deneyimdi? Bu çalışmanın sizin akademik ya da yazınsal yönünüz üzerindeki etkileri neler oldu?
Hüseyin Gazi Menteşeoğlu: Rahmetli babam Ömer Erden Menteşeoğlu şehir tarihi ve halk bilimi alanında yaptığı bu çalışmaları titizlikle yürütürdü. Gündüz topladığı bilgileri akşamları daktilo eder, sonrada dosyada ilgili yerlere yerleştirirdi. Bir konu hakkında birkaç kişi ile görüşür net bilgilere ulaşmayı hedeflerdi. 1975’li yıllarda başladığı araştırmalarında 2000’li yıllara geldiğimizde neredeyse kaynak kişilerinin tamamı vefat etmişti. Kısaca hiç kimsenin artık bu bilgilere ulaşma şansı kalmamıştı. O, “Kaynak kişilerimden sağladığım her bilgi mezara gitmesini önlediğim kültür kırıntılarıdır.” Derdi. Bu nedenle son derece kıymetli bilgilerin dosyalarda kalmasına gönlümüz razı olmadı. Ayrıca yazar başta olmak üzere kaynak kişilere şehir olarak bir vefa borcumuz vardı. Öncelikle Giresun Basın Tarihi dosyasını ele aldık. Eklediğimiz metin ve görsellerle katkı sunduk ve genişlettik. Cümleler kurduk tekrar okuduğumuzda beğenmedik yeniden düzenledik. Giresun’un Millî Mücadelede ’ki yeri ile ilgili kitaplar yayınlamış, yıllarca Yeşilgiresun gazetesinde köşe yazarlığı yapmış ve dosyalar dolusu alan çalışmasıyla usta bir kalem haline gelmiş Erden hocanın cümlelerine ise hiç dokunmadan aktardık. Cümleleri ve paragrafları onun gibi akıcı ve arı bir Türkçeyle kurmak elbette zor bir işti. Yine vefayı kitabın adında da dile getirmek istedik. Ve o yüzden “Ömer Erden Menteşeoğlu Giresun Basın Tarihi” koyduk.
Yazar: Ahmet Şahin
