Yavuz Akpınar tarafından hazırlanan ve yukarıda künyesi verilen eser, İsmail Gaspıralı Seçilmiş Eserler serisinin dördüncü çalışmasıdır. Daha önceki seriler, İsmail Gaspıralı’nın Seçilmiş Eserleri 1-Roman ve Hikâyeleri, Seçilmiş Eserleri 2-Fikri Eserleri, Seçilmiş Eserleri 3-Dil-Edebiyat-Seyahat Yazıları adı altında okuyucu ve araştırmacılara sunulmuştur.

Söz konusu çalışma; Giriş, I. Bölüm: Tercüman’da Eğitim İle İlgili Yazıları, II. Bölüm; Kitapları ve Konferansı ve Ek Metinler başlıklı toplamda dört bölümden oluşmaktadır. Toplamda 590 sayfa olan eserde, metinlerin içerisinde geçen önemli isimler hakkında açıklamaların yer aldığı “Şahıs Adları” adlı faydalı bir bölüm de dikkat çekmektedir. Bunun dışında ayrıntılı bir “Dizin” de mevcuttur. Bütün bunlar, okuyucu ve araştırmacılar için kolaylıklar sağlayan fiziksel özelliklerdir.

Gerçekten sizlerin de takdir edeceği gibi başta Yavuz Akpınar olmak üzere bu ve daha önceki serilerde emeği geçen herkese büyük bir minnet borcumuz olduğu düşüncesindeyim. Her ne kadar araştırmacılar eski Arab harfli Türkçe metinleri okuma mecburiyetinde olsalar da, bu durum bazen zamanın verimli kullanılması konusunda, oldukça negatif bir etki meydana getirebilir. Bu açıdan Tercüman gibi Türk dünyasının en büyük hizmetkârı olan bir gazetenin, İsmail Bey Gaspıralı’nın eserlerinin bir vesile ile günümüz alfabesine aktarılması, bence büyük bir hizmet ve bahtiyarlıktır. Bu sayede büyük bir zaman tasarrufunun kazanıldığını belirtmek gerekmektedir. Bununla birlikte araştırmacıların, bilhassa Tercüman gazetesi üzerinde çalışanlar için gazetenin orijinal halini görmek elzem olsa gerekir. Bu kısımda sözü fazla uzatmadan, Yavuz Akpınar tarafından hazırlanan bu son eser, daha öncekiler gibi bir kaynak eser konumundadır. Bu durum söz konusu çalışmanın en büyük özelliklerinden biri olsa gerekir.

Eserin muhtevasına geçmeden önce bir noktanın aydınlatılması zaruridir. Her şeyden önce İsmail Bey Gaspıralı bir dava, düşünce ve fikir insanıdır. Bir düşünürdür ve özelde Rusya Müslümanları-Türkleri, genelde ise dünya Müslümanları-Türkleri için bir dizi fikre sahiptir. Bu camianın sorunları ve bu sorunların çözümü ile uğraşmış, sadece olumsuz yönde eleştiren olmamış, çözüm odaklı fikirler sunmuştur. Bu sebeple, onun, değerlendirmesini yapmaya çalıştığımız eserdeki yazıları bir amaç doğrultusunda yazılmış kelimelerden oluşmaktadır. Gaspıralı İsmail Bey XIX. Yüzyılın en yoğun döneminde yaşamış bir aksiyon insanıdır. Onun çağında imparatorluklar devrilmiş, rejimler değişmiş, dünya kutuplara ayrılmıştır. Onun çağı Türk dünyasının en sıkıntılı zamanıdır. Daha gençlik yıllarında koskoca Türkistan Çarlık botları altında ezilmektedir. Ehl-i İslam’ın ve Türk’ün en büyük iftihar sebebi Osmanlı Devleti yarı müstemleke halde, ölümünü beklerken, bir uzvu olacak olan yeni Türk devletinin de sancılarını yaşamaktadır. Onun çağında artık ne Semerkant’ın ne Buhara’nın ne de başkalarının adı anılır olmuştur. El ve ağız birliği yapılır gibi bütün Türk dünyası cahilliğin içindedir.

Bu çalışmada İsmail Bey Gaspıralı’nın “Eğitim Yazıları-Usûl-i Cedit Hakkındaki Yazıları, Eserleri” ele alınmıştır. 95 adet yazının yer aldığı bu eserde, yazıları konularına göre sınıflandırmak mümkündür. Birinci sınıflandırma “Usûl-i Cedit” üzerine yapılabilir. Eserin pek çok yerinde yeni eğitim metodu denilen Usûl-i Cedit ile ilgili yazılar bulunmaktadır. Bu yazılarda söz konusu sistemin neden ibaret olduğu, hangi ihtiyaç sonucunda ortaya çıktığı, bu sistemin mektep ve medreselerde nasıl bir düzenlemeyi beraberinde getirdiği, sisteme yönelik olumlu ve olumsuz eleştirilerin neler olduğu, karşılaşılan zorluklar ve alınan desteklerin neler olduğu… gibi çok sayıda sorunun cevabını bulmak mümkündür. Bu yazılarında, bir nevi kendi mahsulü olan yeni eğitim metodunun tanıtılması ve yaygınlaştırılması amaçlanmıştır dersek yanlış olmayacaktır. Bunun yanında bir başka sınıflandırma ise “Türk Dünyası’nın Eğitim Problemleri Üzerine” başlığı altında verilebilir. Bu sınıflandırmaya dâhil edebileceğimiz yazılarından, dönemin sadece Rusya Müslümanlarının değil bütün dünya Müslümanlarının ve Türklerinin eğitim durumlarının haritasını çıkarmak mümkündür. İstanbul’dan Kaşgar’a, Sibirya’dan Hindistan’a, Moskova’dan Mısır’a kadar nerede Müslüman ya da Türk varsa, yazılarda bulabiliriz. Bu yazılarında Müslümanların eğitime bakış açıları, İslam’ın eğitimle olan ilişkisi, kadınların eğitim hakları, kız çocuklarının kötü kaderi, eğitim verilen mektep ve medreselerin fiziki halleri, vakıf sistemi ile yürütülen eğitim işlerinin durumu, eski  ve yeni eğitim şekli arasındaki farklar, verilen dersler…gibi çok sayıda konunun karşılığını vardır. Son olarak “Diğer Eğitim Konuları”  başlığı altında bazı yazılarını sınıflandırabiliriz. Çünkü eğitim sadece okul için düşünülmemiştir. İsmail Bey Gaspıralı’nın eğitim anlayışı salt bundan oluşmamaktadır. O, bu doğrultudaki yazılarında sanayiden ticarete, dergiden gazeteye kadar çok farklı alanlarla ilgili yazılarına yer vermiştir. O, Müslümanları geliştirecek, cahillikten kurtaracak, modern çağa uyum sağlattıracak her alanda eğitimin destekleyicisi olmuştur. Bu sınıflandırma içerisine Gaspıralı’nın, Rusya Müslümanları üzerine yöneltilen Rus eğitim siyaseti ile ilgili olan yazılarını eklemek mümkündür. Çarlık Rusya’nın Rus potası içerisinde eritmek emeliyle ortaya koyduğu faaliyetlere dikkat çekilmiş, öz kimliklerinden ayrıştırılıp Rus ve Ortodoks yapılmak istenen Türk halkları uyarılmış, Çarlık Rusya’nın iktidar makamına ve misyoner görevlilerine bu emellerinden vazgeçmeleri gerektiğinin ikazı verilmiştir.  Çarlık Rusya vatandaşı olan ve hatta gayr-i Rus olan birisinin bu satırlar doğrultusunda yazılar yazması sizlere garip gelebilir. Çarlık Rusya’yı eleştirmek mümkün müdür? Sorusunu sorabilirsiniz. Evet. Özellikle 1905 sonrasında, eli kalem tutanlar daha açık ve korkusuz olarak bu sorunları dile getirdiler. Rus-Japon savaşı sonrasında Çarlık Rusya, Meşruti Monarşi ilan etmek zorunda kalmış, bir miktar da olsa bir serbestlik ortamı doğmuştur. Zaten dikkat edilirse Gaspıralı’nın yazılarının 1905 sonrası tarihlerde daha cüretkâr olduğu saptanabilir.

Belirtmekte fayda vardır ki; bu eserin tanıtımı sayfalarca sürebilir. Fakat bu hazinenin kapağını daha fazla açmadan, siz okurlara bırakıyorum. Son olarak İsmail Bey Gaspıralı’nın ifadelerini buraya almanın zorunluluğunu kendimde buldum. Bu satırları bir nasihat ya da vasiyet olarak telakki etmek de bizlere/sizlere kaldı:

“Ey bunca ümidim ve her vakit iftiharım olan yaş urum (genç kuşak) ve yaş dostlarım, vatanın selameti muradınız ise  iki ellep (iki elle) marifge yapışınız; milletimizin terakkisi ve hoş hâli efkâr-i âliyeniz (yüce fikirleriniz; idealiniz) ise maarif yolunda ayrılmanız; maarif neşrine cehd ediniz! Zamanımız maarif zamanıdır, âlem ise maarif meydanıdır, ârif olmayan meydana çıkamaz… Bilirim sizler azsız velakin korkmanız; zaman bizimdir, meydan bizimdir. Çoğalırmız, azalmayız. Maarif manevi bir kuvvettir. Maddi eşya gibi çokluk, köplük ile ölçülmez. Maarif, bir kuvvettir ki andan hâsıl olan bir efkâr-i âlîyye (yüce düşüncelere) milyonlar ile insanlar tâbi olurlar…Korkmanız…”[1]

[1] İsmail Gaspıralı, Seçilmiş Eserleri 4: Eğitim Yazıları, Haz. Yavuz Akpınar, Ötüken Neşriyat, İstanbul, Ekim 2017, s.69

 Haz. Yavuz Akpınar, Ötüken Neşriyat, İstanbul, Ekim 2017, 590 Sayfa, ISBN 978-605-155-617-8

Yazar: Emre ÖZSOY

0 0 kere oylandı
İçeriği Değerlendir