Şaban Çetin – Sıradışı Bir Eğitimci: İbrahim Çiçek (1927-2021)

-Şaban Hocam, bizi kırmadığınız için teşekkürler. Sizi kısaca tanımak isteriz.

Ben de bana bu imkânı verdiğiniz için sizlere çok teşekkür ederim Necdet Hocam.  Konya Selçuk Üniversite’sinde tarih okudum. Mardin ve Bursa’da MEB’de tarih öğretmenliği yaptım. Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Yüksek Lisansımı tamamladım. 1998 yılından beri MCBÜ Demirci Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Anabilim dalında Öğretim Görevlisi olarak çalışmaktayım.  Birçok Ulusal ve Uluslararası sempozyumlarda yerel çalışma sunumları yaptım.  “Kurtuluş Savaşı’nda Manisa” araştırmasına sözlü tarih çalışmasıyla destek verdim. Rahmetli İbrahim Çiçek Hocamla birlikte “Tarih İçinde Adala ve Köyleri (dünü-bugünü)” adlı ortak bir çalışmamız da bulunmaktadır. Demirci merkezli Halıkent Müstakil Bölge Gazetesi ile Salihli Sektör Gazetesi’nde köşe yazarlığı, Kula Salihli Unesco Global Geopark’ı alan kılavuzluğu, yüksek irtifa dağ tırmanışları ve seyahat etmek hobilerim arasında yer almaktadır.

-Hocam, İbrahim Çiçek hocanın geride çok büyük bir miras bıraktığı açık. Siz eserinizde İbrahim Bey ile ilgili daha pek çok lisansüstü tezler, çalışmalar yapılacağını ifade ediyorsunuz. Aslında sizlere iki soru birden soracağım. İbrahim Çiçek Hocayı nasıl tanıdınız? Bu çalışmayı hangi sebeplerden ötürü yapmayı düşündünüz?

Öğretmenliğin bitmeyen öğrencilik olduğuna düşünüyorum.  Bu nedenle Öğretmenlerimiz arasında her yönüyle üretken olanları hep yakından tanımak istemişimdir. Yerel çalışmalara da hep meraklı olduğumdan. İbrahim Çiçek Hoca’nın ilk kitabı olan “Her Yönüyle İlçemiz Salihli” kitabını Salihli’de İstasyonda bir büfede gördüm, satın alıp okudum. Tabii ki yazarını tanımıyordum. İsmi hep aklımdaydı. Bursa’da bir tarihçiler toplantısında onu yakından tanıyan Salihli’de tarih öğretmenliği yapan Önder Hoca’ya sordum, adresini aldım. İki binlerin başında, tanışma imkânı buldum. Köy Enstitüsü mezunu emekli bir ilkokul öğretmeniydi. Emekli olunca kendini kahve köşelerine atmamıştı, kitap yazımıyla meşguldü. Kendi kendine Osmanlıca öğrenmeye çalışıyordu.  Böylece tanıştıktan sonra vefat edinceye kadar, çeyrek asır süren dostluğumuz devam etti. Yaptığı araştırmaların tümüne yakından şahit oldum. Ona hayranlığım daha da arttı.

 O çok yönlü bir eğitimciydi, araştırmacılığının yanında, ciltçilik, matbaacılık, ressamlık ve koleksiyonerlik yapmaktaydı. Bütün bunları kendi çabalarıyla öğrenmişti. İleri yaşlarda ehliyet aldı, bilgisayar öğrendi. Böyle çalışkan bir eğitimcinin unutulmasına gönlüm razı gelmedi. Gelecek nesillere örnek olması, kültürümüze yaptığı katkıların unutulmaması düşüncesindeydim. Böylece uzun bir çalışma sonucunda bir vefa borcu olarak düşündüğüm “Sıra Dışı Bir Eğitimci İbrahim Çiçek” biyografisi ortaya çıktı.

-İbrahim Çiçek Hoca’nın çocukluğu oldukça zor geçmiş. İzmir’e trenle giderken gördükleri, düşündükleri ve devamında yaşadığı maceralar oldukça önemli. Nasıl bir çocukluk ve gençlik yaşamış?

O, Manisa ilinde İç Ege sınırları içinde yer alan yörük bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Kırsal köylerde doğan bütün köy çocukları gibi O da sıkıntılar içerisinde bir çocukluk geçirmiştir. Köylerinde ilkokul bulunmadığından karda kışta sekiz on km. uzakta bulunan, bugün Demirköprü Baraj Gölü altında kalan eski Borlu’ya gelip giderek okulunu bitirmiştir. Yazın çobanlık yapmış, okul bitince de köyde kalıp aileye yardım etmesi kararı alınmıştır. Ama O okumak istemiştir. Babasıyla yaşanan gerginlikten sonra, evden kaçıp İlkokul öğretmenine sığınmıştır. Öğretmeni zorla babasını ikna etmiş, sınavlara katılmıştır. Sonunda Enstitüsü sınavlarını kazanmıştır. Palamut kamyonunun üzerinde virajlı yolları aşarak Salihli Tren İstasyonuna gelmiş, oradan da kara trene binerek İzmir’e gitmiştir. İlk kez tren görmüş, ilk kez yuvadan ayrılmıştır.

Şaban Çetin

-Memuriyet hayatını yazarken en çok dikkatiniz çeken, söylemek istediğiniz hususlar nelerdir?

O Kızılçullu Köy Enstitüsünden mezun olduktan sonra Borlu, Gördes, Soma ve Salihli’de öğretmenlik yapmıştır. Araştırmam esnasında onun görev yaptığı tüm köyleri ve okulları gezdim. Köylülerle ve öğrencileriyle görüşüp konuştum. Birçok öğretmen, doktor, polis, iş adamı vb. genç yetiştirmiş. Öğrencileriyle irtibatını hiç koparmamış, onları aileden birisi gibi görmüş, ömrünün sonuna kadar öğrencileriyle iletişim halinde olmuştur. Öğrencileri bazı eserlerinin basılmasında sponsor bile olmuşlardır. Müfettişlerle ve okullarla ilgili birçok hatırasına biyografisinde yer vermeye çalıştım.

-Salihli, potansiyeli oldukça yüksek olan büyük bir ilçemiz. Salihli üzerine hocanın aydınlattığı meseleler nelerdir? Mesela ben Alaşehir Kongresine katılmış isimlerle ilgili yaptığı çalışmayı büyük bir keyifle okudum. Hem kısaca eserlerinden, eserlerinin öneminden hem de kent tarihi özelinde hocanın çalışmaları hakkında ne demek istersiniz?

Hocanın yayınlanmış on adet kitabı vardır. O Gördesli şehit Makbule Hanım hakkında ilk kalem oynatanlardandır. Borlu Tarihi, Adala tarihi, Durasıllı tarihi, Salihli ve Alaşehir Kuvayımilliyecileri vb… özellikle Demirci Akıncıları ve Kurtuluş Savaşı yıllarında savaşıp da sağ olan gazilerle hayattayken yaptıkları sözlü tarih çalışmaları son derece kıymetli olup, yeni araştırmacılara da kaynaklık etmektedir. Eğer bu anılar derlenmemiş olsaydı unutulup gidecekti. Bu çalışmalar hem yerel tarih hem de ulusal tarihimiz bakımında son derece önemlidir. Bilindiği gibi mahalli tarihler yazılmadan genel tarihler yazılamaz.

-Hocanın oldukça dolu dolu çalışmaları var. Bu çalışmalardan pek çok örnek de kitabınızda mevcut. Akademik anlamda Kurtuluş Savaşı’nı, Gördesli Makbule’yi, Salihli ilçesini çalışanlar en çok hangisi veya hangilerinden faydalanıyor?

Bu alanlarda çalışmak isteyenler ya da yüksek lisans öğrencilerinin yolu bir şekilde onunla kesişiyordu. Onun çalışmaları öncelikle kurtuluş savaşı bölümleri olmak üzere çok zengin malzeme ihtiva eden hazine durumundadır diyebiliriz.  Neredeyse yazılmış bütün Makbule kitaplarında hocanın “Gördesli Mücahide Makbule ve Silah Arkadaşları” eseri ana referans durumundadır. Bu nedenle MCÜBÜ tarih bölümü başkanı sayın Prof. Dr. Nurettin Gülmez’in “Biz bu konularda çalışma verdiğimizde öğrencilerimizi mutlaka İbrahim Çiçek’e yönlendiriyorduk” ifadesi, onun akademiye katkılarını da çok güzel ifade etmektedir.

-Onu diğer yerel çalışmacılardan ve kent tarihi çalışanlardan ayıran nedir? Benim en çok dikkatimi çeken hususlardan biri araştırdığı bölgeyi didik didik gezen, meraklı insanların elinden tutan ve sanatla (yağlı boya) haşır neşir olan bir isim olduğunu gördüm. Ne dersiniz?

Çok haklısınız. Birçok yerel araştırmacı, hiç sahaya inmeden, belki de araştırdığı mekânı hiç görmeden, masa başında kaynak ve belgeleri okuyarak eser üretiyor. İbrahim Çiçek, belgelerin yanında, Salihli-Gördes-Borlu üçgeni arasında yer alan tüm mekânların neredeyse eski yeni tüm köylerini, kalıntılarını, aşiretlerini, yaylalarını, eski mezralarını ve yaşlılarını görüp konuşmuştur. Özetle O, sahada çalışarak araştırmalarını gerçekleştirmiştir. Onun çalışma yöntemlerini kitapta detaylı bir şekilde örneklerle açıklamaya çalıştım. Biraz önce de ifade ettiğim gibi o çok yönlü birisiydi. Osmanlıca öğrenmek gibi, resim yapmayı da kendi çabalarıyla öğrenmiş, primitif ressamlar arasında yerini almıştır. Birçok genç araştırmacı da ondan kaynak kişi olarak istifade etmiştir. Bildiklerini paylaşmayı severdi.

-Son olarak söylemek istediklerinizi alabiliriz.

İbrahim Çiçek gibi çok yönlü ve çalışkan insanlara, eğitimcilere çok ihtiyacımız var. Bu vesileyle merhum Çiçek Hoca’nın çalışmalarının eğitim camiasına ve genç nesillere örnek olmasını temenni ediyorum. Kültürümüze katkı sağlayan böyle bir değerin geniş kitlelerce tanınmasına katkı sağladığınız için sizlere de çok teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim Necdet Hocam.

Röportaj: Necdet Cura

4 3 kere oylandı
İçeriği Değerlendir