Arda Karani – Hu-Man – Sapiens mi, Adem mi?

Felsefe ve ilahiyat fakültelerinden lisans mezunu, tasavvuf anabilim dalında yüksek lisans yapmış ve iletişim fakültesinde doktora dersleri almış olan Arda Karani; din, bilim, felsefe, şiir ve roman yazarlığı yapmaktadır. İç İşleri Bakanlığı bünyesine “Kozmik Büro”, “Bilgi İşlem” ve “Strateji Geliştirme” ofislerinde çalışmıştır. Aynı zamanda Millî Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığının “Yayın ve Denetleme Kurulu” İstanbul ofisinde uzun dönem görev almıştır. Bazı gazetelerde ise köşe yazarlığı yapmaktadır.

Yazarımızın son eseri “Sapiens mi, Adem mi?” Mavi Nefes Yayınlarından 224 sayfa olarak çıkmıştır. Yazarın yedinci eseri olan kitap, yedi bölüm altında kaleme alınmıştır. İlk üç bölümünde din içerisindeki problemleri, din ile bilim arasındaki ilişkileri ve insanlık ödevlerini incelenmiştir. Sonrasında ise maalesef ki hiç anlamadığımız ya da anlamaya yanaşmadığımız evrim teorileri, din açısından ne gibi sorunlar oluşturacağı incelenerek neşredilmiştir. Beşinci bölümde ise yazarın ifadesi ile Hu-Man (Hu ile başlayan insanlık) teması ele alınmıştır. İnsanın yaratılışı ve âdem hakkında bilgiler içeren, bahsi geçen bölüm derin muhtevasıyla gündeme getirilmekten çekinilen birçok meseleyi açıklığa kavuşturmuştur. Altıncı bölüm evrenler bilimi olan kozmolojiyi içermekte olup, okuru yaratılışın o engin dehlizlerine sürükleme görevini üstlenmiştir. Son olarak insanın biyolojik evreleri incelenerek, insanlık ve insan arasındaki o muazzam ilişki anlatılarak eser tamamlanmıştır.

Özellikle dilin bu kadar sade olması insanı cezbeden önemli faktörlerden birisidir. Teşbihte hata olmamakla beraber müellif, deyim yerindeyse okurunun kafasına vura vura anlatıyor din ve evrim ilişkisini. Tabii başlarken “Akıl insanın gönlündedir.” demeyi de unutmuyor.

Evrim süreçleriyle ilgili İslam dünyasında çok seslilik mevcuttur. Bu çok seslilik hâli aynı zamanda bilimle ters düşen kaotik bir durum oluşturmaktadır. Oluşan bu ortam ise, karşısında sağlam ve karakterli bilgiler görmek isteyen insanoğlunu bocalatmaktadır. Yeryüzünde kat’i bilgilerin olmaması gerçeği, tabiat kanunları dışında, hepimizde vicdani bir boşluk uyandırmakta ve düşüncelerimizi işgal etmektedir. Bu süreçte, bilim ve evrim konularını İslami açıdan değerlendirmeye çalışan fakat bir türlü beceremeyen birçok yazarla tanıştık maalesef ki… Durumun özellikle Türk-İslam kanadında ise neredeyse yok denilecek kadar az sayıda eser ve fikir mevcut. Olan eser ve fikirler ise ne yazık ki yeni baskıları bulunamadığından nitelikli okura kavuşamamaktadır.

Yazarın, kitapta en çok şikâyet ettiği konulardan biri de bu noktada ortaya çıkmaktadır. Metodoloji diye bildiğimiz araştırma dallarının yegâne terazisi, ülkemizde doğru kullanılamaması, özellikle bu alanda çok eksik olmasının oluşan bu kaotik ortama ircasından bahsedilir. Yine epistemoloji ilminin mantıki çevrelerde yapılmadığı ve bizi birçok problemle baş başa bıraktığı gibi bir iddiası bulunur.

Bahsedilen bu problem ve iddialar din ve bilim arasındaki ilişkiyi bir hayli zedelemektedir. Bilimi kabul etmeyen bir din, dini kabul edemeyen bir bilim meydana çıkmaktadır. Bilimin süreçle gelişiyor, değişiyor; bazen gerileyip bazen de ilerliyor olmasına karşın, dinin mutlak yargılarının olması da bu ilişki içerisinde oluşturduğu paradoksları çözmeyi becerememektedir. Nitekim yazarın da kitabında alıntı yaptığı, Mustafa Ergün’ün “Bilim Felsefesi” üzerine notları derlemesinden bunu gayet sarih bir şekilde anlayabiliyoruz:

“Din ile bilim tarih boyunca birbiriyle çatışma halinde olduğu düşünülen iki düşünce biçimidir. Genel anlamda her ikisi de evreni açıklama amacı güder; fakat kullandıkları yöntemler ve bağlı oldukları dünya görüşleri çok farklıdır. Daha önceden de belirttiğimiz gibi bilim olguları saptama ve açıklamada gözlem ve gözleme dayalı mantıksal düşünmeyi kullanır. Oysa din, metafizikten pek farklı olmayarak, sevgi, inanç ve duygu ile karışık, olgulardan kopuk bir akıl yürütmeye dayanır. Dünya görüşü bakımından bilim gerçekçi-rasyonalist, din ise mistik-rasyonalisttir.”

İnsan tanımı üzerine yazılıp çizilen birçok analoji duyduk. “İnsan insanın kurdudur” ve “İnsan insanın umududur.” gibi yakıştırmalara Arda Karani de “Elbise Kuramı” ile katılmaktadır. Bir düşüncenin üzerine giydirilmiş et parçaları olarak görülüyor bu kuram. İnsanı hayvandan, bitkiden, uzaydan ayıran şeyin elbise olduğu kanıksatılmaya çalışılıyor böylelikle…

Evrim konusu ise kitabın ana başlığına tekabül etmektedir. Lamarck, Sheldrake, Gould gibi bilim insanlarının evrim kuramlarına karşın, konuyu en çok irdeleyen, araştıran ve geliştirmeye açık bırakan Darwin’in aradan sıyrılması, bizde evrim denince akla gelenin Darwin olması, konunun gönyesinin Darwin olarak belirlenmesine sebep olmaktadır. Oysaki Darwin insan dâhil bütün türlerin birbirinden bağımsız olarak çeşitlendirilmediğini, ortak bir atadan geldiğini, dünyadaki yaşamın zamanla çeşitlenerek geliştiğini ortaya atmaktadır. Burada bir galat-ı meşhura da dur demiş olunmaktadır. İnsanoğlunun maymundan geldiği gibi bir ön yargı ve propaganda oluşturmanın, evrime en büyük hakaret olduğu Karani tarafından birçok kez dile getirilir. Evrim-Darwin-Maymun üçgenin İslam dünyasında yaratmış olduğu muğlak tartışmalar sebebiyle, din adamları tarafından yazılan reddiyelerin bilime ters düşüşü ve konunun kökten kapatılmış olması da İslam dinini bilimle karşı karşıya getirmekte ve ondan ayrıldığı, onu reddettiği gibi bir portre olduğu algısını oluşturmaktadır. Arda Karani ise; bu görüşe tam ters noktadan, din ile bilimin anlaştığını, alanları her ne kadar farklı olsa da birbirlerini çürütmeye yönelik tezlerinin söz konusu olmadığını belirtmektedir.

Bilimin sürekli değişiyor ve yenileniyor oluşu onun kesinlik hükmünde kalmasına engel olmaktadır. Yarına neyin bilim olacağını kimse doğru tahmin edememektedir. Din ise aynı kalacaktır. Fakat aralarındaki bu fark onları ezeli düşman yapacak delillerin peyda olmasına neden olmaz. Her son bir başlangıç olacaktır bu âlemde. Nitekim bu eserin de son yaprağıyla birlikte, İslam dünyasında bir başlangıç tevdi etmesi temennimizdir.

Arda Karani

Mavi Nefes Yayınları, İstanbul, 2022, 224 Sayfa, ISBN:978-625-580-544-60

Yazar: Hamza ERGEN

5 1 oy
İçeriği Değerlendir