Muhammet Yalçın Azizoğlu – Cüzzam

Kıymetli hocam röportaj bölümümüze katıldığınız için teşekkür ederiz. Sizleri kısaca tanıyabilir miyiz ?

Kendimi tanıtmak gerekirse, 1977 yılında vişnelerin al al olduğu, harmanların kurulup başakların bereket saçtığı sarı sıcak yaz akşamlarının yaşandığı bir salı sabahı dünyaya ağlayarak merhaba demişim. Başlamam gereken yaştan bir yıl evvel başladığım eğitim hayatımın ilk, orta ve lise eğitimlerini Elâzığ’da üniversite eğitimlerimi Muğla Sıtkı Koçman ve Elâzığ Fırat üniversitesinde yaparak noktaladım. Bunların yanında farklı eğitim kollarından sertifikasyon seviyesinde eğitimler de aldım.

Sevgili Azizoğlu sizce yazmak nedir? Sizi roman yazım serüvenine iten ne oldu?

Yazım serüvenim lise eğitimleri gördüğüm zamana kadar uzuyor. Üniversite eğitimlerim ve sonrasında nesir üstüne yazılar kaleme almışlığım vardı. Profesyonel roman yazım süreci 2015 yılında cüzzam hastaları ile tanışma evrem onların hayat hikâyelerine kulak vermemle başladı.  Roman yazım evresine ilk adımlarımızı attığımızda yazım konusunda eksikliklerimizi yıllar içinde tanıdığım, tanış olduğumuz, kişilik ve fikirlerini benimsediğim fuarlarda çokça denk geldiğim bazı roman yazarı üstatlarla giderdim. Bende heyecanla derleme yazma aşkı onlarda ise sabırla inşa ettikleri yaşamsal tecrübeler vardı bunu fırsata çevirmeye odaklandım.

Kıymetli hocam Cüzzam adlı romanı yazma esini ilk ne zaman geldi ?

2015 yılında çalıştığım gazetede güncel haberler kovalarken ülkemizin kurulmuş üç adet cüzzam hastanesinden ilki hüviyetini taşıyan Elâzığ cüzzam ve lepra hastanesine adım atmamla başladı.  Konuştuğum hastaların hastanede kalma süreleri ( elli ila yetmiş yıl) dahi ilginç şaşırtıcı pek inanılması güç uzun yıllar içeriyordu. Sonra küçük parçalar halinde dinlediğim yaşam serüvenleri içinde ciğerleri parçalayan dramlar, toplumsal şiddetin dik alasını yaşamaları, aile özellikle anne baba konularında bilinen yargıları alt-üst eden yaşanmışlıkları dinleyince bu çalışmaların haberden daha öte öykü roman olarak yazılması kanaati bende uyandı. Samimiyetine bilgisine güvendiğim hocalarımla istişare sonucunda Cüzzam / Duvarlar Yıkılırken romanı yazım süreci başlamış oldu.

Bu süreçte nasıl bir çalışma ve yöntemi kullandınız? Yaşadığınız pozitif ve negatif eylem ve duygulardan bahsedebilir misiniz?

İlk iki yıl sadece hastanede yaşanan olaylara odaklanıp onun üstüne dinlemeler bilgi ve belgeler topladım. Sabri karakteri ile yaptığım soru cevaplardan notlar çıkarıyor eksik parçaları tamamlamaya çalışıyordum. Bu aşamada ara ara bilgisine başvurduğum Ertuğrul hocamla bir fuar günü yazım ile alakalı detaylıca hasbihal ettikten sonra hocamın farklı konular dâhilinde, hastanede başlayıp hastane dışında cereyan eden olaylarında eklenme önerileriyle hastane dışında olup bazı olayların kahramanlarının da dinlenmesi gerekliliği oluştu.  Cüzzam hastanelerinde yaşayan hastaların ilki olma hüviyeti taşıyan cüzzamlı hasta ile iletişime geçmenin yolunu bilgi ve belgeleri paylaşımı için uğraşlar verdim. Bu sürekte kurguladığım romanın kurgusu tamamen değişime uğradı. Derleme ile birlikte yazım süreci dört yılımı aldı.

 Bu süreçte yaşadığın aşırı hüzünler ile psikolojik destek almaya başladım neredeyse dinlediğim her anı içinde büyük dramlar acılar içermekteydi. Dinlediğim her hasta saatlerce gözyaşı döküyordu, bu evrede iç dünyamda bir savaş çıktı. Bir roman için bu hastaları geçmişte yaşadıkları acı olayları anımsatıp gözyaşı dökmelerine vesile olmak bende ağır depresyonlarla kendini gösteriyordu. Bu kadar acı bir hikâyeyi yazıya dökerken üç dört defa kayıt cihazından dinlemek bence en negatif eylem kendi kendime verdiğim işkence cezası. Bunun yanında insanımın elinde ki bir fotoğrafı tanık olduğu bir bilgiyi paylaşmakta bayağı cimri.  Bu çalışmanın bana kattığı hiç bilmediğim bir hastalık ve bu hastalığın pençesinde yaşam mücadelesi veren insanları yakından tanıma olanağı buldum. Aslında farkında olmadan bakir bir konu, ülkemizde yazılmayan bir roman konusu ile pozitif kazanımlara sahip olmuştum.

Muhammet Yalçın Azizoğlu

Sizce Cüzzam bir belge roman mıdır yoksa tarihi roman mıdır?

Roman, tarihi mi yoksa psikolojik mi konusunda samimi olmak gerekirse yazım aşamasında böyle olsun, şu tarzda olsun planları içinde olmadın. Elli yıl önce yazılmış hasta mektuplarından bazılarını okurla paylaşma gereksinimini kendimde hissedince bir kısmını okurla paylaştım. Bazı resmi belge, fotoğraf paylaşmam, kronolojik bir tarih ile olayları sıralamam, hastane başhekimlerinin görev sürelerine değinmem o dönemin yazılı basınından faydalanmam olay örgüsü romanın temasıyla yapılan akademik çalışmalar ışığında tarihi roman diyebiliriz.  Eserle alakalı ciddi çalışmalar var, akademisyen yazar Dr. Galip Çağ,  Tarihçi Yazar Zafer Saraç, Psikolog Canan Özelli’nin yayımlanan makaleleri Prof. Dr. Veysel Şahin hocamın önderliğinde kitapla alakalı yapılan tez çalışmaları var. Bu ve benzeri çalışmalar paralelinde televizyon ile gazetelerde kitapla alakalı verdiğimiz röportajlar, yapılan haber hüviyetli çalışmalarla Cüzzam romanı daha farklı bakış açıları ile değer kazanıp farklı hüviyetler elde edebilmiştir.

Roman yakın bir tarihi olayı anlattığı göz önüne alınacak olursa hala görüştüğünüz kişiler var mı?

Cüzzam romanın derlenme aşamasında 1940 yılından başlayıp 1980 yılına kadarki sürece ışık tutup o tarihlerdeki olayları derleme çabasında oldum. Konuştuğum hastaların bir kısmı maalesef şu anda hayatta değil.  Konun daha iyi kavranması bir hastalık ve bunun akabinde ülkede kurulup şimdilerde kapanmış olan hastanelerin tarihinin en kötü unutulmamasına olanak sağlayacak bu çalışmanın devam etmesi niyeti ile 1980 sonrasını derliyorum. Bu münasebetle iletişim kurduğum hastanede kısa süre kalmış kişiler var kısa dediğim süre on yıl, on beş yıl.

Yeni eser ilk eserin devamı mı?

Hayır, hayır ilk esere nokta koyduk ikinci eser başka konulara ışık tutacak başka roman kahramanları ile roman örgüsünü inşa edeceğiz. Bu süreçte ilk romanın derleme süreci aksine daha fazla olaylar var daha fazla anlatıcı var. İlk eserin verdiği olumlu güven duyguları mevcut, özel durumları kişisel verilerin korunması mahremiyet gibi konularda çok titiz davranıyorum. Çok yakın tarih daha cüzzam hastanelerinin değişen tabelalarının gölgesinde yıllardır kronikleşmiş olarak hastalığı üzerinde taşıyan o hastalıkla yaşayan hastalar var, hastane de o hastalığı taşırken evlilik yapmış canların sağlıkla büyüyen çocukları var. İlk romandan bazı olaylara açıklık getirecek üç beş paragraf olabilir.

 Romanın okurdan aldığı övgü eleştiri sizleri konunun devamı niteliğindeki eseri yazma konusunda hangi eylemlere sevk etmiştir.

İlk roman basım aşamasında ufak bir hata ile matbaaya girdi. Bundan mütevellit yazım ve imla kuralları konusunda okurdan eleştiriler aldım.  Yazınsal konularda da eksik olmam, ilk romanın vermiş olduğu dezavantajlar oldu. İkinci eserde daha dikkatli daha titiz çalışıyorum. Olumlu eleştirinin beni zirveye bir adım daha yaklaştırdığını biliyorum. Yakın tarihe ışık tuttuğumuzu belirtmiştim bu konjonktürde konu, olay, olay kahramanı çevresel faktörler, olayların hatırlanış oranı, olayların tazeliği, vermiş olduğu duygusal kazanım ve çöküşler, belgelerde seçiciliğe daha özen gösteriyorum. Bu titiz ve özenli çalışmanın elbette bir bedeli var ödüyorum. Daha fazla zaman harcıyorum, daha fazla seyahat etmem gerekti, daha fazla insan dinleme ihtiyacı hâsıl oldu. Gittiğim okullarda ki söyleşilerde, fuarlarda sohbet ettiğim okurlarda ve sosyal medya üzerinden aldığım dönütler içeriği olumlu yahut olumsuzda olsa bana mutluluk veriyor. İlgisi olmayan okumayan okurun eleştiri sunması olanaksız aldığımız dönütlerin fazlalığı kitaba ilginin fazlalığını gösteriyor. Kitabın birinci baskısı bitti. Kısmet olursa hatalardan arındırılmış şekilde yeni baskısı başka bir yayın evi imzasıyla yapılacaktır.

Son olarak neler ifade etmek istersiniz ?

Öncelikle sizlere, sizler vasıtası ile geçmişten günümüze bu eserin oluşmasında katkısı olan her cana sonsuz şükranlarımı arz ederken cüzzamla alakalı bilgi belgesi olanların elindeki verileri bizimle paylaşmasını rica ediyorum. Hülasa mutlu, aydın, dürüst, üreten, sorgulayan estetiğe aşık kendisi ve toplumla barışık insanlardan oluşan  bir ülkede kızıl bayrak gölgesinde kardeşçe türküler dinlemek şiirler okumak sanat icra etmek; edebiyata, iletişime değer katan matbu eserlerin daha fazlalaştığı bir zaman dilimi olması dileğiyle…

Yazar: Hamza Ergen

5 4 kere oylandı
İçeriği Değerlendir