Osmanlı Modernleşmesinde Yabancılar: Leh ve Macar Mültecileri – Musa Gümüş

Göç ve mültecilik; tarihin, günümüzün ve şartlar olumlu olmadığı takdirde geleceğin mühim meseleleri arasındadır. Ortaya çıkış biçimi ve sonrasında büründüğü kolektif kimlik, göç olgusunu ciddiyetle irdelenmesi gereken bir mesele hâline getirmektedir. Zira yalnızca göç alan teşekküller/bölgeler değil, göç verenler de bu durumun neticelerinden nasiplenirler ki; bu nasip içtimaî, siyasî, iktisadî, askerî pek çok alanda kendisini gösterir. Hatta mülteci konumundaki şahsiyetin temsil ettiği güç, makam veyahut tehdit potansiyeli, iki devleti “savaş hâline” bile getirebilir. Nitekim “İhtilâller Çağı” sürecinin bir parçası hüviyetindeki 1848 İhtilâlleri’ne sembol olmuş olan Leh ve Macarların Osmanlılar ile temasa geçmeleri, bu hususta verilebilecek en önemli örneklerdendir. “Osmanlı Modernleşmesinde Yabancılar: Leh ve Macar Mültecileri” adını taşıyan ve yazımıza konu olan eser, bahse konu mültecilerin gelişlerini ve Osmanlı modernleşmesine olan katkılarını ele almaktadır.

            Musa Gümüş tarafından kaleme alınan Osmanlı Modernleşmesinde Yabancılar: Leh ve Macar Mültecileri; müellifin 2007 yılında ortaya koyduğu “1848 İhtilâlleri Sonrasında Osmanlı Devleti’ne Sığınan Leh ve Macar Mültecilerinin Osmanlı Modernleşmesine Etkileri” başlıklı yüksek lisans tezinin kitaplaştırılmış hâlidir. Osmanlı topraklarına “mülteci” sıfatıyla gelen ve devlet kademesinde önemli görevlere bile getirilmiş olan Lehlerin ve Macarların “Osmanlı modernleşmesindeki katkılarını” irdeleyen eser; yazarın literatüre dair genel bir değerlendirmesini ihtiva eden “Önsöz” ile başlamaktadır. Konun tespitine, çalışmanın önemine ve konuyla ilgili yapılmış çalışmalara değinen müellif; okurunu oldukça uzun bir “Giriş” bölümüne hazırlamaktadır.

            Mahiyeti itibarıyla uzun ve girift meselelere temas etmesinden ötürü; Giriş kısmı (s.17-52), içerisinde muhtelif alt-başlıklar barındırmakta ve dağınık bir hâlde bulunmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nda ıslahata duyulan ihtiyaçtan Avrupa’daki dengelere; Osmanlı’ya dışarıdan gelen uzmanlardan İhtilâller Çağı’na; 1848 İhtilâlleri’nden mülteci olarak Osmanlı’ya sığınan Leh ve Macarlara kadar pek çok mesele, burada ele alınmıştır. Konuya girerken Osmanlı modernleşme çabalarının geçmişine kısaca değinilmiş ve bu mesele, 1848 İhtilâlleri’nin ortaya çıkması ve ihtilâle katılanların Osmanlı’ya sığınmaları bahsi ile birleştirilmeye çalışılmıştır. Ülkeye gelen mültecilerin kaç kişiyle geldikleri ve ülke genelinde nerelere gönderildikleri hakkında düzenlenmiş olan birkaç tablo, okura sunulmuştur. Ardından, mültecilerin “siyasî suçlu oldukları” gerekçesiyle iade edilmeleri taleplerine ve Sultan Abdülmecid’in, kendisine sığınmış olanları teslim etmeme gayretlerine temas edilmiş ve eserin ilk bölümünün temelleri atılmaya çalışılmıştır.

            Birinci Bölüm (s.53-135), “Yapısal Dönüşüm” başlığını taşımakta ve kendi içerisinde “Ordu ve Askerlik” ile “Tıp ve Sağlık” olmak üzere iki kısma ayrılmaktadır. Başlıklara bakıldığında; Osmanlı İmparatorluğu’ndaki modernleşme çabalarının genel olarak ele alındığını ve bu çabalarda Leh ve Macar mültecisi olan şahsiyetlerin etkilerinin değerlendirildiği düşünülebilir. Ancak, durum tam da böyle değildir; eserin her iki ana bölümü, “yalnızca” irdelediği konular hakkında Osmanlı İmparatorluğu’na hizmette bulunmuş olan Leh ve Macar mültecilerinin biyografilerini içermektedir. Öyle ki; “Ordu ve Askerlik” kısmında biyografileri verilen mülteciler şunlardır: General Josef Zachariasz Bem, Michal Czaykowski, Seweryn Bilinski, Wladyslaw Czaykowski, Wladyslaw Koscielski, Alfred Bilinski, Anoni Aleksander İlinski, Karol Brzozowski, Ömer Naili Paşa, General György Kmety, General Baron Maximillian Stein, Richard Debaufre Guyon, Theofil Lapinski, Wojciech Chrzanowski, Tadeusz Orzechowski, Marian Langiewicz, Jaroslaw Romer Merczynski, Monastyrski-Sas Ludwik. Görüldüğü üzere; kitabın en hacimli kısmı olan “Ordu ve Askerlik”, bünyesinde 18 adet biyografiyi barındırmaktadır. Bölümün bu kadar kalabalık oluşu; 1848 İhtilâlleri’ne katılan ve hatta ihtilâl hareketlerinin organizesinde görev alan şahsiyetlerin büyük bir bölümünün asker veya askerlikle ilişkili olmasındandır. Leh ve Macar hükûmetlerinin Osmanlı İmparatorluğu’na baskı yapmış olmalarının bir sebebi -belki de en önemlisi- bu hususa dayanmaktadır. Fakat kendilerine sığınanları teslim etmeme çabasında olan Sultan Abdülmecid, askerlik alanında yetkin olup “Türk modernleşmesine katkı sağlayabilecek” bu şahsiyetleri değerlendirmiştir. Kimisi bu yolda Müslüman olmuş, kimisi kendi dininin mensubu olmaya devam etmişse de ortak olan bir özellikleri vardı: Müslüman isimleri almaları… Devletin bir Şeriat devleti olması dolayısıyla atılan bu adım, Osmanlı’ya önceki asırlarda hizmet etmiş olan yabancı uzmanlarla hemen hemen aynı gerekçeleri taşıyordu.

Birinci Bölüm’ün ikinci ve son kısmı “Tıp ve Sağlık” başlığını taşımakta ve 7 adet biyografiyi bünyesinde barındırmaktadır. İhtilâl hareketlerinden ötürü ülkelerini terk eden ve doktorluk mesleğini icra etmekte olan bu yedi isim, şunlardır: Dr. Karl Edvard Hammerschmildt, Bonkowski Paşa, Tabip Murad Bey, Wladyslaw Jablonowski, Tabip Hüseyin Bey (Scneider), Stanislaw Drozdowski, Rudolf Gutowski. Kendi alanlarına dair ülkelerinde ve Avrupa’daki diğer ülkelerin önemli üniversitelerinde öğrenim görmüş olan bu şahsiyetler; Osmanlı tıbbîyesinin modernleşmesi hususunda çalışmışlardır. Bölüm; isimleri zikredilen şahsiyetlerin eserleri ve icra ettikleri hizmetler hakkında pek çok bilgi içermektedir. 

            Eserin İkinci ve son ana bölümü “Fikrî Dönüşüm” başlığını taşımakta ve Osmanlı’ya sığınan Leh ile Macar mültecilerinin, fikrî açıdan kurdukları ilişkilere değinmektedir. Burada Konstanty Borzecki, Karol Karski ve Kont Leon Valerian Ostrorog hakkında bilgiler verilmiş ve bu şahsiyetlerin fikrî temelli projeleri de münferit alt-başlıklar hâlinde ele alınmıştır. Osmanlı’ya geldikten sonra Mustafa Celâleddin Paşa adını alan Konstanty Borzecki; iyi bir öğrenim görmüş, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde bulunmuş, ihtilâllere askerî alanda dâhil olmuş ve Osmanlı’ya geldiğinde de askerlik alanında hizmet etmeye devam etmiş bir şahsiyettir. Uzun yıllar askerlik mesleğinde vazife etmiş olan Paşa, aynı zamanda ilmî özellikleri bulunan ve Türk milliyetçiliğine dair birtakım araştırmalarda bulunan bir kimliğe sâhiptir. Bu konulara uzun uzun değinen müellif; Paşa’nın “Les Turcs Anciens et Modernes” isimli bir kitap kaleme aldığını, kitabını yazarken pek çok yabancı kaynaktan istifade ettiğini ve kitabını Sultan Abdülaziz’e (1861-1876) ithaf ettiğini belirtmektedir (s.154-155). Ardından “Polonyalı Hayreddin” olarak tanınan Karol Karski hakkında bilgiler verilmiş ve kendisinin Türk-Alman ilişkilerindeki faaliyetleri ile Türklerin yeni bir alfabeye, Latin alfabesine geçmesi hususundaki fikirlerine temas edilmiştir. Sonrasında, bir başka şahsiyete Kont Leon Valerian Ostrorog hakkında bilgiler verilmiş; konferansları, Türklüğe dair görüşleri ve çıkarımları, inkılâp hareketleri hususundaki tespitleri incelenmiştir. İmparatorluk’tan Cumhuriyet’e miras kalan bir şahsiyet olan Ostrorog, Türkiye Cumhuriyeti’nin inkılâp süreci hakkında birtakım fikirler beyan etmiş ve konferanslar vermiştir. Konferanslarından ve eserlerinden uzun uzadıya alıntılar içeren bu kısım; okuru, eserin sonuna hazırlamaktadır. Zira bu kısmın ardından başlayan ve iki buçuk sayfalık bir hacme sâhip olan “Leh-Macar Mültecileri (Genç Osmanlılar, Jön Türkler ve İttihat ve Terakki)” başlıklı kısım (s.224-226), bünyesinde genel-geçer ifadeleri barındırmaktan öteye gidememiştir. Nitekim mültecilerin, Yeni Osmanlılar Nizamnâmesi’nin hazırlanmasına ve Galatasaray Lisesi’nin kurulmasına önayak oldukları ve Mustafa Celâleddin Paşa’nın “Yeni ve Eski Türkler” başlıklı eserinin de Yeni Osmanlıları etkilediği ifadeleriyle yetinilmesi, tespitimizi doğrular niteliktedir. Kitapta biyografileri verilen ve askerî alanda da faaliyet gösterdikleri vurgulanan şahsiyetlerin yalnızca bu kadar tesir meydana getirebilmeleri veya dönemin aydın kimseleriyle olan ilişkilerinin bunlarla sınırlı olduğu yaklaşımı “akla-mantığa hitap eden” cinsten değildir.

            Daha önce de belirtildiği gibi; eser, 2007 yılında, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı’nda hazırlanmış olan “1848 İhtilâlleri Sonrasında Osmanlı Devleti’ne Sığınan Leh ve Macar Mültecilerinin Osmanlı Modernleşmesine Etkileri” başlıklı yüksek lisans tezinin kitaplaştırılmış hâlidir. Yazıldığı tarihten 12 yıl sonra, Libra Kitapçılık ve Yayıncılık markasıyla “kitap” olarak basılan tez, birtakım noksanları bünyesinde barındırmaktadır ki; bu noksanları “metodolojik” ve “yazım ve imlâ” olmak üzere iki başlık altında değerlendirmek de gayet mümkündür. Metodolojik olarak gördüğümüz noksanları şöyle ifade edebiliriz: Eserin “Giriş” bölümü oldukça uzun (s.17-52), farklı konuları ele alan ve dağınık bir mahiyete sâhiptir. Bir diğer noksan, kitabın bünyesinde ana metin kadar alıntıya yer verilmesidir. Blok alıntı şeklinde derç edilen alıntılar, okumayı zorlaştıracak ve yer yer konu bütünlüğünü dağıtacak şekildedir. Her ne kadar akademik bir eser olsa da böylesi alıntıların bir seviyede olması gerektiği kanaatindeyiz. Ayrıyeten; 99. sayfanın 2. paragrafında geçen “Sultan IV. Murat” ibaresi -dalgınlık olsa gerek- “V. Murad” olarak değiştirilmeli ve 101. sayfanın ilk paragrafında yer alan “tuğgeneral (miralay)” eşleştirmesi, “askerî terminolojiye uymaması” dolayısıyla -zira miralay; tuğgeneral (mirliva) ile yarbay (kaymakam) arasında olup “albay” rütbesine denk gelmektedir- “albay (miralay)” olarak güncellenmelidir. Bunlarla birlikte; eserin en büyük sorunlarını teşkil eden bir diğer mesele, yazım ve imlâ sorunudur. Eserin okunması noktasında ciddî sıkıntıları meydana getiren bu durum; eser bünyesindeki ilgi çekici mahiyette bulunan kısımların “hakkıyla anlaşılamamasına” sebebiyet verebilir. Bu yüzden; eserin yeni baskıya hazırlanması durumunda, ciddî bir editör desteğine ve redaksiyon işlemine başvurulması tavsiye olunur. Eserin “Ekler” kısmı, birtakım arşiv evrakının tercümesiyle birlikte yayımlanması ve eser dâhilinde adı geçen şahsiyetlere dair görsel materyal bulundurması bakımından gayet doygundur.

Netice itibarıyla; Musa Gümüş tarafından kaleme alınan Osmanlı Modernleşmesinde Yabancılar: Leh ve Macar Mültecileri, Avrupa ve Türk tarihini yakından ilgilendiren 1848 İhtilâlleri’ni konu almakta ve “Türk modernleşmesi” literatüründe bir yer tutmaktadır.  

Yazar: Samet Yıldız, Yüksek Lisans Öğrencisi, Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Bornova/İZMİR, E-Posta: sametyildiz.iletisim@gmail.com, ORCID: 0000–0003–4098–2718.

5 4 kere oylandı
İçeriği Değerlendir