Talha Burak Ünlü – İttihatçı Bir Fedai Mülâzım Atıf Kamçıl

Hiç şüphesiz ki bir vatanın fiilî ve manevi düşmanlardan kurtarılmasında rol oynayan en önemli etmen fertlerin yüreklerindeki vatan sevgisidir. Bu sevgi kimi insanlarda ilmî, kimi insanlarda ise fiilî alanlarda tezahür eder. Türk tarihini irdeleyerek incelediğimizde her alanda, vatan sevgisiyle dolup taşarak hizmet etmiş birçok kişiye rastlarız. Bu kişilerden çoğu hatta ve hatta en önemlileri ittihatçılardır. İttihatçılar kelimesi geçtiğinde genellikle insanların aklına gelen isimler Mustafa Kemâl, Enver, Tal’ât ve Cemâl Paşalar olur. Kimi zaman akla gelen kişi ise -romantikler arasında fazlaca abartılan lâkin yine de öneme sahip olan- Yakup Cemil’dir. Bu isimlerin yanı sıra Osmanlı ordusunda ve İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin faaliyetlerinde önemli rol oynamış lâkin yeni dönemlerde vuku bulup revaçta olan popüler ittihatçılığın (!) istediği hamasetvari niteliklerden yoksun olduğu için hakkı verilmeyen, araştırılmayıp geri planda bırakılan daha birçok önemli mensup vardır. Bunlardan birisi de Fedâi Zâbitan üyesi Mülâzım Atıf Kamçıl’dır.

Geçtiğimiz günlerde, Timaş Yayınlarından pek kıymetli Talha Burak Ünlü’nün 2019 senesinde sunduğu “II. Meşrutiyet ve Erken Cumhuriyet Dönemlerinde İttihatçı Bir Fedai ve Milletvekili Atıf Kamçıl” isimli yüksek lisans tezi eser haline getirilerek “İttihatçı Bir Fedai Mülâzım Atıf Kamçıl” ismiyle yayın hayatına katıldı. Ünlü, bu eserinde İSAM, ATASE, TBMM Arşivi, Cumhurbaşkanlığı Osmanlı ve Cumhuriyet Arşivi gibi birçok arşivden, literatürde bulunan çoğu kitap, tez ve makaleden, yabancı basına yansıyan haberlerden ve yabancı arşivlerden derin bir şekilde yararlanmıştır. Ayrıca Atıf Kamçıl’ın torunu ile bizzat temaslarda bulunup, onunla ilgili daha önce görülmemiş çeşitli belge ve fotoğraflar ile eserine renk katmıştır.

Mülâzım Atıf Kamçıl, diğer ismiyle Bigalı Atıf, Osmanlı’nın çalkantılı dönemlerinde önemli imzalara sahip tüm subaylar gibi 1880 yılında dünyaya gelmiştir. Atıf Bey, Soğukçeşme Askeri Rüştiyesinde okuduktan sonra Mektebi Şâhâne İdadisine gitmiş ve son olarak hedeflediği Harbiye Mektebine 1902’de girmiştir. Başarılı bir şekilde eğitim hayatına devam eden Atıf Bey, Makedonya’daki Bulgar isyanlarının doğurduğu asker ihtiyacı sebebiyle piyade mülazımı rütbesi ile erken mezun edilmiş ve Manastır/Makedonya’daki 3. Ordu’da görevlendirilmiştir. Kısa bir süre sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katılmış, ardından Kazım Karabekir tarafından da sadece cemiyetin merkez yönetiminden emirler alan ve kim olduklarına dair keskin bir gizlilik şartı bulunan “Fedâi Zâbitan” şubesi üyeliğine alınmıştır.

Ünlü’nün, “Acısı Bol Bir Makedonya Salatası” olarak nitelendirdiği bölgedeki sıcak gelişmeler birbirini takip ederken ve Reval Mülakatı da gerçekleşmişken bu durumdan canı bir hayli sıkılan İttihat ve Terakki Cemiyeti, II. Meşrutiyet’i ilan edebilmek için çalışmalarını hızlandırmaya koyuldular. Bulgar ve Arnavut çetelerinin isyanlarının daha da artması sonucu Resneli Niyazi Bey, II. Abdülhamit’e isyan ederek dağa çıktı. Abdülhamit bu isyanı bastırmak ve meşrutiyetin ilanını geciktirmek için elindeki son koz olan Şemsi Paşa’yı bölgeye yolladı. Cemiyetin Şemsi Paşa’yı öldürme teklifine Fedâi Zâbitan şubesinden bir tek Mülâzım Atıf Kamçıl cesaret etti ve Şemsi Paşa’yı öldürerek II. Meşrutiyet’in ilanına giden yolda büyük bir rol oynadı.

Daha sonrasında Hareket Ordusu’nda yer almış, Meclis-i Mebusan’da iki dönem Çanakkale, ardından bir dönem Ankara mebusluğu yapmıştır ve Trablusgarp’ta diğer önemli subaylar gibi çarpışmıştır. Teşkilat-ı Mahsusa’nın başkanı Süleyman Askerî Bey’in yardımcılığını yapmış ve İTC Merkez-i Umumi’sinde yer almıştır. I. Dünya Savaşı’nda gönüllü Osmanlı askerlerinin sevk ve idaresinde görev almıştır. Mondros Mütarekesi’nden sonra İngilizler tarafından Bekirağa Hapishanesinde hapsedilip, daha sonra tüm ittihatçılarla Malta’ya sürgün edilmiştir. Erken Cumhuriyet döneminde Çankırı, Eskişehir ve İnebolu Reji Müdürlüğünde çalışıp, Tütün İnhisârı Müdürlüğünde müfettişlik ve depo amirliği yapmıştır. İsmet İnönü döneminde iade-i itibar politikası sayesinde siyasete atılarak CHP’den Çanakkale milletvekili olup bir kez daha aynı ilden seçilmiştir. Hayatının son dönemlerini İstanbul’da geçirip İstanbul Sular İdaresinde görev yapan Kamçıl, 21 Ocak 1947’de Kadıköy/Moda’daki evinde hayata gözlerini yummuştur.

Ünlü, Mülâzım Atıf Kamçıl’ın doğumundan önceki ve onu gençliğe hazırlayan yıllarda Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu durumları ve bu durumların ortamda yeni yetişen subaylar üzerinde yarattığı etkiyi kitabının giriş kısmında açık bir şekilde aktarmıştır. Daha sonrasında Atıf Bey’in doğum yeri, doğum tarihi, ailesi ve eğitim hayatını detaylı bir şekilde aktarmıştır. “Atıf Bey’in Askeri ve Siyasi Faaliyetleri” bölümünde Makedonya’nın iç durumundan, Avusturya ve Çarlık Rusyası’nın tutumu ile İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kuruluşu, Fedai Zabitan şubesinin görev ve yetkileri ve Atıf Bey’in bunlara katılımını aktarmıştır. “Şemsi Paşa Suikastı (7 Temmuz 1908)” bölümünde, Şemsi Paşa Suikastı ve Meşrutiyet’in ilanına kadar giden dönemde yaşanılan; Çarlık Rusyası ve Avusturya’nın gözünü Makedonya’ya dikmesi, Resneli Niyazi Bey’in ilk isyanı başlatarak dağa çıkması, Enver Bey’in katkıları, Şemsi Paşa’nın bölgeye gönderilmesi, bölgeye ulaşmadan önce neden Firzovik’e gittiği, Cemiyetin Şemsi Paşa’yı öldürme kararı ve sonrasında gelişen tüm mühim olaylar telgraf, mektup ve yabancı basına yansıyan haberler ile zenginleştirilerek aktarılmıştır. ‘‘II. Meşrutiyet Dönemindeki Faaliyetleri’’ bölümünde Atıf Bey’in Hareket Ordusu faaliyetleri, jandarma ve polis zabitliği görevleri, Biga mebusluğu ve Trablusgarp’taki faaliyetleri aktarılmıştır. Ayrıca kendisi adına açılan iptidai mektebe ve Enver Bey’in harbiye nazırı olmasındaki etkisine de değinilmiştir. “Teşkilat-ı Mahsusa, Dîvân-ı Harb-i Örfî Yargılanması ve Malta Sürgünü” bölümünde Atıf Bey’in, Enver Paşa tarafından kurulan Teşkilat-ı Mahsusa’nın, başkanı Süleyman Askeri Bey tarafından başkan yardımcılığına getirilmesi, İttihatçıların Dîvân-ı Harb-i Örfî’deki yargılanmaları, yargılanma kayıtları ve Malta sürgünündeki esaret günleri aktarılmıştır. “Cumhuriyet’in İlanından Sonraki Faaliyetleri” bölümünde bir grup ittihatçı gibi Atıf Bey’in de gözden düşerek Cumhuriyet’in ilanından sonraki yaşantısı, daha sonra 1939-43 ve 1943-46 dönemlerinde yaptığı Çanakkale mebusluğu dönemleri, hayatının son dönemi, vefatı ve mezarı aktarılmıştır. Kitap sonuç, bibliyografya ve dizin bölümleriyle sonlandırılmıştır.

İncelemesini ele aldığım eser, tarih alanında yazılmış akademik bir yapıt olmasına rağmen dili çoğu romandan daha açık ve sürükleyicidir. Ayrıca nedeni hala çözülememiş olan “akademik eserin dili anlamsız, katı ve sıkıcı olmalıdır” şiarına keskin bir balta vurmaktadır. Eserin en çok hoşuma giden yönü akıcı dilinden ziyade anlatımda romantikliğe kaçılmaması ve akademik ilkelerin tamamıyla yerine getirilmiş, objektif bir şekilde sunulmuş olmasıdır. Ünlü, olayları bir anda sunmak yerine başlıklara ayırarak, konunun gerektirdiği yerde kesip tekrar anlatıma devam etmiştir. Sanıyorum bu, öğretmenliği sebebiyle kazandığı dil ve anlatım yapısı sonucu ortaya çıkan bir özelliğidir. Kaynakça, titiz bir şekilde sayfa altlarına ve kitabın sonuna eklenmiş olup kitap içinde sıklıkla göreceğiniz belge ve özel fotoğraflar ile, kitabın kilit rolünde Mülâzım Atıf Bey bulunsa da II. Meşrutiyet’e ve Cumhuriyet’e giden yolda emeği geçen birçok mihenk taşına rastlayacaksınız. Herkese keyifli okumalar dilerim.

Talha Burak ÜNLÜ

Timaş Yayınları, 2021, 1. Basım, 352 sayfa, ISBN: 9786050842821

Yazar: Tuğçe YAVAŞLAR

5 8 kere oylandı
İçeriği Değerlendir