İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN KÜÇÜK EFENDİSİ KARA KEMAL: HAYATI VE MİLLÎ İKTİSAT MÜCADELESİ
İttihat ve Terakki, son dönemlerde giderek popülaritesini arttıran bir cemiyet konumuna gelmiştir. Bilhassa yeni neslin mefkûre arayışı, onların yolunu İttihat ve Terakki ve İttihatçılar ile kesiştirmektedir.
İttihat ve Terakki denince akla genel olarak Talat, Enver ve Cemal Paşalar gelmektedir. Bu genel ezber, kısmen cemiyetin özetidir. Şüphesiz ki Talat ve Enver Paşaların cemiyetin içerisindeki nüfûzu Cemal Paşa’nın çok daha önündedir. Zirâ Talat ve Enver Paşaların cemiyet içerisinde kendilerine ait fraksiyonları bulunmaktadır. Enver Paşa’nın fraksiyonu ordu ve fedâi zabitân etrafında şekillenirken, Talat Paşa’nın fraksiyonu siviller üzerinden şekillenmiştir. Talat Paşa’ya bağlı sivillerin en yüksek mertebesinde ise Kara Kemal bulunmaktadır. Hayatı; komitacılık ve devlet işleri ile geçen Kara Kemal’in biyografisini kaleme alan veya ondan bahseden araştırmaların sayısı oldukça azdır. Bu, Kara Kemal’in Türk tarihindeki önemine binaen büyük bir eksiktir. Bugün bu eksikliği kısmen giderebilmek ve Küçük Efendi‘yi (Kara Kemal) daha geniş kitlelere tanıtmak amacıyla Alperen Gökçe ile, hazırlamış olduğu İttihat ve Terakki’nin Küçük Efendisi Kara Kemal: Hayatı ve Millî İktisat Mücadelesi nâmlı eserin röportajını gerçekleştirip, ona kitabın ana hatlarına dair bazı sorular soracağız.
*****
Biliyorsunuz ki İttihat ve Terakki Cemiyeti; Talat, Enver ve Cemal Paşaları dahi aşan çok kompleks bir cemiyettir. Kara Kemal de bu cemiyetin çok önemli bir dişlisidir. Bize kısaca Kara Kemal’i tanıtır mısınız?
İttihat ve Terakki Cemiyeti, hem zihniyet hem de insan yapısı olarak çok çeşitliliğe sahiptir. Saydığınız paşalar dışında Cavid Bey, Dr. Nazım, Mithat Şükrü Bleda, Ziya Gökalp, Hüseyin Cahit, Dr. Rusuhi, Hacı Adil, Bahaeddin Şakir gibi pek çok alanda farklı isimler bulunmaktadır. Kara Kemal de bu isimlerden biridir. Kendisinin ehemmiyeti; ketum kişiliği, etrafında kenetlenen ve onun vasıtasıyla teşkilatlanan kalabalık çevresi, pratik zekâsı ve iktisadi pratiğinden gelmektedir. Kemal Bey’in ketum kişiliği, hayatı hakkında bilgi sahibi olmayı zorlaştırmıştır. Hakkındaki çoğu bilgiyi mahkeme tutanaklarından, kendisinin takip ettirildiğini anladığımız raporlardan, hatıratlardan veya gazete satırlarından edinmekteyiz. Kendisinin yaşıyla ilgili bilgilere dahi mahkemedeki ifadelerinden ulaşmaktayız. Aslen Maraşlı olduğu bilgisi de yine başka kaynaklardan bize ulaşır. İstanbul’da doğar, uzun yıllar Posta İdaresi’nde farklı yerlerde çalışır. Bu çalışmaların akabinde, İstanbul’a sonradan gelmesine rağmen sokaklara hâkim olması onun teşkilâtçı yanını gösterir. İlerleyen yıllarda ekonomik alandaki teşkilatçılığı da bu görüşü kuvvetlendirir.
Cemiyetin İzmir örgütlenmesinde aktif rol alır. Her ne kadar Kazım Karabekir’in hatıratında Meşrutiyet’in ilanından sonra Cemiyet’e dâhil olduğu aktarılsa da ilk İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin üyesidir. Nitekim Talat Bey’in 1907’de İstanbul’a gelişinde ilk temas kurduğu kişilerdendir. Zaten bir cemiyette liderden sonra ikinci adam hüviyetinde, liderin bir gölgesi gibi yani “küçük efendi” olarak görülebilmeniz için de uzun bir süre ve mesâi gerekir.
Peki Kara Kemal aynı dönemde yaşadığı kişiler tarafından nasıl görülmektedir?
Kara Kemal’in kendisine ilişkin görüşler çeşitlilik arz etmektedir. Kendisine ilişkin olumsuz intibâlar savaş döneminde iaşe temini için kendisi ve ekibi hakkındaki söylentilerden kaynaklanmaktadır. Aslında kendisi ve ekibinden ziyade iaşe işinde pek çok ekip vardı ve topyekûn söylentiler genelde Cemiyet’e, özelde ise iaşe işini üstlenen isimlere yönelikti. Fakat kendisi ile bire bir vakit geçirip yahut temas kurup olumsuz düşüncesi müspet bir görüşe evirilmeyen de yok gibidir. Özellikle Malta sürgününü konu alan hatıratlar ve yazılar bunun en güzel örneklerindendir. Küçük Efendi olarak görülmesi zaten Cemiyet içerisindekilerin görüşünün bir tezahürüdür. Bunun yanında “gedik efendisi” denilmesi de sokakta esnaflar arasındaki konumu ve statüsünün yansımasıdır. Tabii özel yakın çevresiyle ilişkisi çok farklıdır. Pek çok hatıratta bu ilişkiden bahsedilirken; adeta o yakınlarının bir mürit, kendisinin de onların üzerinde tesiri olan bir şeyh havasında olduğu bir intiba vurgulanır.
İnsanlar hakkındaki görüşler ve düşünceler konjonktüre göre değişmektedir. Bu durum her şeyin kaydedilebildiği bugün için bile fazlasıyla geçerlidir. Kemal Bey de bir iş imkanı sağladığı kişi tarafından farklı görülebilecekken, İttihat ve Terakki muhalifi tarafında ise çok farklı görülecektir. Cumhuriyet dönemi bambaşka. Gazi Paşa’ya suikastla itham edilen ve hüküm giydirilen birine o dönemi yazılarında müspet görüş bildirmek zor bir iş. Türk edebiyatında Kara Kemal incelemesine yönelmemizin sebebi de bu aslında.
Kara Kemal’in cemiyet içinde sivrildiği dönem hangisidir? Cemiyetin karar mekanizması olan Merkez-i Umumi’de bulunmuş mudur?
Kara Kemal 1912 kongresinde Merkez-i Umumi’ye dahil olur fakat daha öncesinde pek çok özel karar toplantılarında çekirdek ekipten olduğu da aşikardır.
Kitabınızı okurken Mehmet Akif-Kara Kemal ilişkisi dikkatimi çekti. Akif’in Türk milleti nezdindeki yeri malûmunuz, müstesnadır. Okurlara kısaca bu ikili arasındaki ilişkiden de bahsedebilir misiniz?
Mehmet Akif her ne kadar bir dönem içinde bulunsa da belli bir dönem sonra İttihat ve Terakki’ye kızgın ve mesafelidir. Fakat buna rağmen Kara Kemal’in ona olan güveni ve itimadı tamdır. Muhalif zararlı bir cemiyet ihbarı yapılıp da içinde Mehmet Akif’in de olduğunu duyunca “onun olduğu yerde fesatlık olmaz” diyecek kadar muhabbet besler. İnsan kime muhabbet duyuyorsa aslında ruhundan da bir ipucu vermiş olur. Kara Kemal ve Mehmet Akif ile ilgili o iki anekdot bu yüzden benim için önemliydi.
Talat Paşa’nın kendi fraksiyonunu oluşturmasında Kara Kemal önemli bir yer tutmaktadır. Peki, Kara Kemal sivilleri kendi etrafında nasıl toplamaktadır? Bunu nasıl başarabilmiştir?
Talat Paşa, Cemiyet’te söz sahibi ve sivil gücü elinde tutarken Enver Paşa ise askeri kanadı elinde tutmaktaydı. Talat Paşa’nın, Kara Kemal’in Merkez-i Umumi’ye dâhil olması aslında bir anlamda sivil kesimi güçlü tutmak manasına geliyordu. Kemal Bey’in, önceden de dediğimiz gibi sivil kesimden güçlü bir ekibi vardı. Sokaktaki gücünü, doğudan göç eden ve hamallık yapan insanlar oluşturuyordu. Bunun dışında örgütlenmeleri de vardı. Bu örgütlenmeyi de 1910’da giriştiği esnaf örgütlenmeleri vasıtasıyla gerçekleştirmiştir. Memduh Şevket Bey, Hamal Ferit, Fetullah Bey, bu örgütlenmelerde aktif rol almışlardır. Böyle bir sivil güç o dönemin şartlarında kalkışma yapabilecek bir güç anlamı ihtiva ediyordu.
İttihat ve Terakki denince akla mutlaka komitacılık gelir. Bu komitacılığın iki zirve noktası vardır: Hürriyetin İlanı ve Babıâli Baskını. Hürriyetin İlanı evresinde daha çok ordu aktiftir. Fakat Babıâli Baskını’nda sivil kanadın da sahada olduğu net şekilde görülmektedir. Kara Kemal, Babıâli Baskını sırasında bir görev üstlenmiş midir?
Öncelikle Kemal Bey hükümeti devirmeye yönelik bu Merkez-i Umumi toplantısına iştirak eden ekibin içerisindedir. Bab-ı Ali Baskını; Kemal Bey’in kontrolündeki esnaf ve zabitle olmak üzere iki kuvvet tarafından gerçekleştirilir. Örgütlü esnaf kahvehanelere yerleştirilerek sokağa hakim olunur, Posta ve Telgraf İdaresi de ele geçirilince geriye çok bir iş kalmaz. Kemal Bey için bu anlamda kendisinin gücünün de bir gösterisi olur.
Buraya kadar Kara Kemal’in 1914’e kadarki konumundan kısaca bahsedebildik. 1914 ile beraber Osmanlı için çoğu şey değişti. Bilhassa ekonomik bakış açısı değişime uğradı. II. Meşrutiyet’in ilanıyla beraber “Liberalizm” yanlısı olan cemiyet, Cihan Harbi ile beraber “Milli İktisat”a evrilmek zorunda kaldı. Bize “Milli İktisat”ı özetler misiniz? İş neden bu noktaya geldi?
Aslında milli iktisat eylem ve söylemleri Avusturya’nın Bosna-Hersek’i ilhakıyla başlar. Bulgarların bağımsızlık ilanıyla devam eder. Bu iki hadise karşısında esnaflarla organize bir şekilde boykotlar icra edilir. Milli iktisat söylemlerine giden zihni dönüşüm Balkan Harbi sonrası kuvvetlenir. Fakat uygulama imkânını en çok Cihan Harbi sırasında oluşan şartlardan yararlanarak elde eder. Çünkü savaşla birlikte ithalat bitme noktasına gelir. Bu ortam, ithalatı duran ürünlerin ülke içinde üretimini gündeme getirir. Bu üretimin de milli sermaye teşekkül ettirilmesi, gayrimüslim sermayenin tasfiyesi ve böylelikle Türk tacir, sanayici ve iş adamları ile Türk burjuvazisi oluşturması sonucunu doğurması beklenmekteydi. Tabii bu zihni dönüşüm uzun ve meşakkatli bir araştırma konusu. Zira karşımıza pek çok sonuç çıkarabilir bir çalışma olacaktır. Rahmetli Zafer Toprak’ın Türk milliyetçiliğinin başlangıcını iktisadi liberalizme bir başkaldırı minvalindeki yorumları da bu anlamda üzerine düşülmesi gereken bir konudur.
Milli İktisat görüşüyle beraber Kara Kemal yeni bir misyon yükleniyor ve onun öncülüğünde bazı şirketler kuruluyor. Bize bunlardan bahsedebilir misiniz?
İaşe sorunu sırasında Kemal Bey ihtikâr ve suiistimallere yönelik yerinde tespitler yapar aslında. Özetle der ki; tüccar zorunlu tüketim mallarını temin etmekten ziyade daha çok kâr getirici malların teminine yönelmektedir. Dolayısıyla iaşe temin işi tüccarlara bırakılmamalıdır.
Kemal Bey şöyle bir yöntem bulur; esnaf örgütlenmelerinin örgütlü yapısından istifade ederek Anadolulu tüccardan mamul alır. Alınan mamul yine bu cemiyetler vasıtasıyla taksim edilir. Bu taksim sırasında birim başına fazla para alarak tüccarı da sermaye birikime dolaylı olarak zorlar. Akabinde ise milli şirketler teşekkül ettirilir. Ankara-Konya hattındaki tüccarlar da bu oluşuma dâhil edilir. Şirket kârlarıyla yeni şirketler kurulur. Ve bunlara da esnaflar ortak edilirler. Bu şirketler esnafla rekabet için değil, esnafı organize etmek için kurulmuş şirketlerdir. Diğer yandan bu şirketler Anadolulu tüccarın mamul ve mahsulünü hak ettiği değerden alarak Alman ve Avusturyalı heyetlerin fiyat kırmasının önüne geçer. Özetle bu şirketler vasıtasıyla Kemal Bey, İstanbul’daki zanaat erbabını ve tüccarı ticarete sokarken, Anadolu’daki üretici ve tüccarla da bağ kurmuş ve ülke çapında bir ekonomik organizasyon gerçekleştirmiştir.
Kara Kemal bir dönem iaşe nazırı oluyor. Bu nezaret/bakanlık ne işlerle meşgul olmuştur? Görev tanımı nedir ve Kara Kemal bu nazırlığı esnasında ne gibi faydalar sağlamıştır?
İaşe sorunu Cihan Harbi’nin başlaması sonrasında ithalatın durmasıyla ortaya çıkan bir sorundur. Fakat pek çok istismara da açık bir sorundur. Ordu ve sivil kanadın en çok gerildikleri konuların başında gelir. Çeşitli denemelerden sonra bu sorunun bakanlık düzeyinde ele alınması gerektiği fikri hâkim olur. Böylelikle iaşe faaliyetlerinden askeri de uzak tutmak hedeflenir. Nezaret ile amaçlanan, ordunun ve halkın iaşesinin teminidir. Tüketime yönelik plan ve organizasyondan da bakanlık sorumludur. İhracata yönelik izinlerin sağlanması konuları da bakanlığa devredilir ama çok aktif bir ömrü olmaz bu yapının. Çünkü bir buçuk ay sonra savaş biter ve Kara Kemal’in görevi sona erer.
Cihan Harbi bitiyor, yeniliyoruz fakat Osmanlı’nın altın nesli teslim olmak niyetinde değil. Bunlardan biri de Kara Kemal. Kara Kemal’in Milli Mücadele’ye bakış açısı nedir ve bu süreci nasıl geçirmiştir?
Talat Paşa, Enver Paşa ve Cemal Paşa’nın yurt dışında gitmeleri ile birlikte Kara Kemal; işgale uğramış İstanbul’u esnaf cemiyetleri vasıtasıyla kontrol altında tutmaya çalışır. Ve bu cemiyetleri, işgale karşı örgütler. Karakol Cemiyeti bu anlamda işgale karşı kurulmuş ilk örgüttür. Sadece istihbarat anlamında değil, mitinglerle halkı organize etmeyi ve halkın moralini yüksek tutmayı da amaçlar. Ayrıca Karakol Cemiyeti diğer cemiyetlere de rol modeli olur. İttihat ve Terakki’nin asker ve sivil kanadının bir arada bulunduğu cemiyet olma özelliğini de taşır. Bunun dışında Kara Kemal’in Malta’dan pek çok kişiyi kaçırması da bu sürecin kayda değer faaliyetlerindendir.
Milli Mücadele sonrası yeni bir dönem: Cumhuriyet devri. Bir diğer adıyla da Kemalist dönem. Kara Kemal bu dönemde yeniden siyasete girmeyi düşündü mü?
Kara Kemal siyasetten uzak kalmayı amaçlasa da İttihat ve Terakki’nin önemli isimlerinden biri olması sebebiyle devamlı şüpheyle bakılan birisi olur. Tevfik Çavdar da 1923 seçimleri sırasında siyasete gireceğine yönelik haberleri yalanladığını ve aktif siyasette yer almadığını söylediğini aktarır ama böyle bir cemiyette Küçük Efendi olarak anılıyorsanız buna maalesef kimse inanmaz.
Geliyoruz Kara Kemal’in kader anına: İzmir Suikastı Davası. Malûm, bu dava ilk etapta İzmir’de görülüyor fakat sonrasında iş farklı bir boyuta evrilerek İttihatçıların tasfiyesine dönüşüyor. Bu davada belki de üzerine en çok gidilen kişi Kara Kemal. Bunun sebebi nedir?
Cumhuriyetin ilk yıllarında Ankara, İstanbul’a hakim değildir. Orada siyasi egemenlik kaygısı taşımaktadır. 1923 seçimlerinde sokakların kontrolü Kara Kemal ve esnaf cemiyetlerindedir. Kara Kemal harp öncesinde esnaf cemiyetleri, mütareke döneminde Karakol Cemiyeti ile İstanbul’da her daim güç sahibi olmuştur. En önemlisi de sahip olduğu ekonomik organizasyon ve bunun getirdiği iktisadi güç. Mala mülke sahip olma anlamında bir iktisadi güç değil, o organizasyon sayesinde ekmek yiyebilen bir insan kitlesi anlamında da büyük bir güç. Zira Damat Ferit bile ilk olarak şirketlere el koymuştur. Böyle bir anlam ifade eden bu güç Kara Kemal’i, muhalefetin tasfiyesinin amaçlandığı bir ortamda suikastın başzanlısı haline getirir.
Kara Kemal’in ölümüyle ilgili iki senaryo var. Birisi çatışma sebebiyle ölüm diyor, diğeri intihar. Bununla ilgili net olarak söyleyebileceğimiz bir şey var mı?
Gerek raporlarda gerek pek çok hatıratta intihar olarak zikredilir. Ama bazı kaynaklarda ona yönelik “vurduk” gibi sözler dile getirilir, özellikle Yalman’ın ve Apak’ın anlatımında. Bu mevzu artık bugünden açıklığa kavuşturulabilecek bir mevzu değil ama dönemin gazetelerinde, Atatürk’e suikast düzenleyecek birisini “öldürüldüğünde”, “onu ben vurdum” diyemeyecek biri yoktur diye düşünüyorum. Tabii dediğim gibi elimizde nakledilenler ve polis raporu dışında bir veri de yok.
İttihat ve Terakki bir dönemin hikayesiydi ve Kara Kemal de bu hikayenin önde gelen kahramanlarındandı. Hazin bir son ile hayata gözlerini yumdu. Türkiye Cumhuriyeti’nin yararlanmayı tercih etmediği üç büyük İttihatçı biliyorum: Dr. Nazım, Cavit Bey ve Kara Kemal. Bunlar belki de çoğaltılabilir. Eseriniz ilim camiasına hayırlı olsun, istifade edeni bol olsun.
Alperen Gökçe, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2023, 224 Sayfa, ISBN: 9786254085383
Yazar: Burak CANDEMİR

