Yarbay Tverdohbelov -Gördüklerim Yaşadıklarım

Tarih, geçmişte yaşanan olayları ve geçmiş dönemin kendine has olgularını tarafsız bir şekilde ele almayı düstur edinen bir ilimdir. Geçmişi sevabı ve günahıyla irdeleyen, yâni “tam anlamıyla” değerlendirmeyi uygun gören tarih ilmi; ele alınan döneme ilişkin her türlü kaynağın ve farklı fikirlerin bir arada, “çapraz” olarak okunmasını zarurî kılmaktadır. Hele ki; tarihin belleğinden izleri silinemeyecek derecede tarihe kazınmış olan ve popülaritesini her daim devam ettirebilecek mahiyeti haiz bulunan meseleler, bahsedilen zaruretin tecelli ettiği yerler olmalıdır. Bu, tarihçinin en temelde bulunan ve aslîyet arz eden vazifelerinden bir tanesidir.

Tarihçiler, akademik eserler veya yaşananları “oldu-bitti” şeklinde ele alan resmî evrak üzerinde çalışırlarken daha rahat hareket edebilme imkânına sâhiptirler. Zira bu tür metinler, genellikle “etliye-sütlüye bulaşmayan” ve “herhangi bir maddî-manevî kaygı” gütme emeli olmayan eserlerdir. Zaten farklı emellerle yazılmış olan ve “gerçekleri perdeleme” amacına hizmet etmeyi gâye edinen eserler, alanının otoriteleri tarafından hemen değerlendirilirler ve böylesi eserleri yazanların da “iplikleri pazara çıkarılmış” olur. Ancak, bu nevi’ resmî ve akademik eserlerin yanı sıra; eserde anlatılmakta olan olayı, meseleyi, dönemi yaşamış olan veya “yaşamadığı hâlde oradaymış” gibi hava estiren eserler de tarihçilerin mesai harcamasına muhtaçtırlar. Genellikle hâtıra ve günlük türünde bulunup belirli bir amaç ekseninde yazılan bu tür eserler; eseri meydana getiren şahsiyetin tarihe not düşmesi, yeri geldiğinde kendisini savunması, ömrü süresince müdâhil olduğu meseleler hakkında aktardığı bilgiler dolayısıyla da vefatından sonraki süreçte kendisinin “anlaşılması” gibi gerekçelerle oluşturulurlar. Yaşadıkları dönem içerisinde önemli görevlerde bulunan ve pek çok insanın hayatına değen insanlar, genellikle böylesi bir amaçla günlük tutup hâtıra yazarlar. Nitekim 1917-1918 tarihî aralığında Erzurum’da bulunan Rus Yarbay Tverdohlebov’un “Gördüklerim Yaşadıklarım” başlığında yayımlanan hâtıraları da böylesi bir emelle yazılmış ve bir “Rus komutanın” gözünden Ermeni meselesinin, Türk-Ermeni ilişkilerinin nasıl değerlendirildiğini öğrenmemize olanak sağlamıştır.

Yarbay Tverdohlebov’un “Gördüklerim Yaşadıklarım” başlıklı eseri, sayfa sayısı itibarıyla küçük bir eser olmakla beraber; içerisinde aktardığı anekdotlar göz önüne alındığında tam tersi bir mahiyete bürünmektedir. Toplamda 187 sayfadan oluşan eser, Rusça yazılmış “küçük bir risale” olduğundan ötürü; eserin ilk 44 sayfası metnin Türkçe çevirisini, sonraki 43 sayfası metnin İngilizce versiyonunu ve en son kısmı da metnin Fransızcaya uyarlanmasını teşkil etmektedir. Kitabın son kısmı ise (s.129-188); risalenin ATASE Arşivi’nde bulunan orijinal el yazmasının görüntüleri içermektedir. 

Gördüklerim Yaşadıklarım; şu notla başlamaktadır: “Rus Devrimi başlangıcından 12 Mart 1918 tarihinde Erzurum’un Türk birlikleri tarafından alınmasına kadar geçen sürede Ermenilerin Erzurum şehri ve civarındaki yerleşim birimlerinde yaşayan Türklerle ilişkileri hakkındaki notlar” (s.3). Risalenin başında verilen bu tek cümle bile, içerisinde aktarılan malûmatın ciddiyetini gösteren bir yapıdadır. Zira bahse konu süreç; Rusların devrim sürecinin çalkantılarıyla uğraşıp I. Cihan Harbi’nden çekildikleri ve önemli mevkide kalan malzemelere sâhip çıkmak, askerî misyonları sürdürmek ve sınırları etrafında yaşananlara bigâne kalmamak amacıyla da bir miktar subayın “görev yerinde kalması” gayretini gösterdikleri bir dönemeçti. O dönemde hâkimiyetimizde bulunmayan ve Doğu Anadolu’daki önemli serhat şehirlerimizden olan Erzurum’da görevli Yarbay Tverdohlebov; bölgeden bir “bozgun” hâlinde geri çekilen Rus ordusundan arta kalan subaylardan bir tanesiydi. Neden diğerleri gibi bölgeden “kaçmadığını” şöyle anlatmaktadır: “Müstahkem mevkideki topların sayısı 400’den fazlaydı. Topları bölgeden çekecek kuvvet yoktu. Toplar, öylece mevzilerde kalmışlardı. Subaylar, vazifelerine duydukları vicdani görev bilinciyle topların başında kalmışlardı” (s.14). Bahse konu 400 top; Rusların bölgeden çekilmesinin ardından geride kalan Rus subaylarının emrine verilen 400 kadar Ermeni “çapulcusuna” bırakılamayacak kadar önemli olup “ülkesinin malı” hüviyetinde idi. Dolayısıyla; Yarbay Tverdohlebov, eldeki topların muhafazası ve yapılabilirse, ülkelerine nakli hususunda çalışmalar yürütmekte ve Rus ordusunun “bölgedeki yetkilisi” sıfatıyla da Ermeniler ile bölgede yaşamakta olan Türkler ve Kürtler arasında denge kurmaya çalışmakta idi.

            I. Cihan Harbi yıllarında İtilâf Devletleri nezdinde birtakım görevlere tâlip olan Ermeniler; Ruslara asker ve komiteci, İngilizlere Osmanlı’ya dair siyasetlerinde (özellikle vilâyât-ı sitte meselesi, ıslahat çalışmaları vb.) destek olan, Fransızlara da “gönüllü jandarma” olarak destek vermekteydiler. Öyle ki; düvel-i muazzamaya “gönüllü maşalık” yapan ve kendi devletlerine sırt dönmek suretiyle “millî devlet” teşkil etmeye çalışan Ermeniler, bir Rus yarbayının gözünden şöyle tanımlanmaktaydılar: “Rus birliklerindeki Ermeni askerler, en aşağılık, en adi sınıftan sayılmışlardır. Bunlar, her zaman geri hizmetlerde görev yapmak için gayret göstermişler, cepheden kaçmışlardır” (s.4). Benzer ifade ve düşüncelerin Rus ordusunda yaygın bir kanaat olarak vücut bulduğuna değinen Tverdohlebov; “Ermeniler iyi insanlar, Türkler bunları biraz kesmişler ama iyi kesememişler; topunu kesmeleri lazımmış” (s.4) ifadesini sarf etmiştir. Bu, yalnızca Rusların Ermenilere bakışını gösteren bir ifade değil; Ermeni diasporasının Ruslar nezdinde meydana getirdiği “Türkler bizi öldürüyor” propagandasının ne denli yayıldığını da belirten bir ifadedir.

            Gerek Osmanlı Arşiv evrakına ve gerekse hâtırat literatüründe bulunan eserlere göre; Ermeniler, özellikle I. Cihan Harbi’nin sonlarına gelinen süreçte afakî katliamlar yapmıştırlar. Bu durum, dönemin canlı tanıklarına ve bizatihi Ermenilerin zulmüne maruz kalan Türklerin ve Kürtlerin ifade tutanaklarına ilâveten; yabancı gözlemci, gazeteci, asker vb. şahıslar tarafından -her ne kadar silik de olsa- da dile getirilmiştir. Şüphesiz ki; yaşanan zulmün artmasındaki en büyük faktör, bölgedeki Rus askerlerinin çekilmesi neticesinde ortaya çıkan otorite boşluğuydu. Zira Ermenileri dizginleyip sindiren bir Rus otoritesi bulunmadığı gibi Mart 1918’e değin bölgede tesis edilen bir Türk hâkimiyetinden de söz edilemeyecekti. Tarih bünyesinde kendi konumunu tayin etme gayesinde olan Yarbay Tverdohlebov; yaşanan otorite boşluğundan peydahlanan teröre dair “gücünün yettiği kadarlık” bir mücadele başlattığı intibaını vermekte ve bölgedeki Müslümanlara karşı yaklaşımını “yaşadığı olaylar” üzerinden sıklıkla dile getirmektedir. Bahse konu yaşanmışlıklardan birkaç tanesi önemli olduğundan ötürü, özet olarak paylaşılması gerekmektedir:

  1. Erzurum’un Ilıca mevkiinde Ermeniler tarafından büyük bir katliam gerçekleştirildiği ve bu katliamda Müslüman kimliğinde bulunan masum kadın, çocuk ve erkek, yaşlarına bakılmaksızın katledilmiştiler. Yaşanan vahşetin büyüklüğü o denlidir ki; Ilıca’ya varıncaya değin naaşla karşılaşmak mümkündür. İşin daha da “gayriinsanî” durumu ise; Rus Yarbay Gryaznov’un yanına çağırmış olduğu iki adet Ermeni kızın, yaşanan vahşeti görünce “gülme krizine” tutulmalarıdır (s.8-9).
  2. 7 Şubat günü, Rus Topçu Teğmeni Lipsky tarafından telefonlara aranan Yarbay Tverdohlebov’a “Ermeni askerlerin 6 tane Türk erkeğini toplayıp kışlaya götürdüklerini ve büyük ihtimalle bu erkekleri öldürecekleri” haberi vermiş ve bu haberi olan Tverdohlebov, alelâcele kışlaya giderek olaya el koymuştur (s.17).
  3. 12 Şubat’ta istasyonda beklemekte olan 10-12 kişilik Müslüman topluluğu, Ermeniler tarafından kurşuna dizilmişler ve Ermeniler, bu olaya şâhit olup müdahale etmek isteyen düşük rütbeli Rus subaylarını “ölümle” tehdit etmişler (s.21).
  4. Şehirlerde yaşamakta olan ve Ermenilerin zulmüne maruz kalan sivil, silâhsız Türklere yardım eden Rus subayları, “insanlık görevi” olarak icra ettikleri bu vazifede yer yer Ermenilerle boğuşmaktan geri kalmamışlardır (s.22).

Sonuç itibarıyla; Yarbay Tverdohlebov, I. Cihan Harbi yıllarında Rus ordusuna mensup bulunan, Doğu Anadolu’daki Rus-Ermeni faaliyetlerine ve bu faaliyetlerin içyüzüne vâkıf olan bir askerdir. Zira Ermeni Meselesi’nin başka mecraa kaydığı ve Ermenilerin, kendilerinden olmayan insanlara karşın alenen kıyım yaptıkları 1917-1918 tarihî aralığında bölgede bulunan Yarbay Tverdohlebov; Erzurum’daki müstahkem mevkiin ve yine Erzurum’da faal bulunan 2’nci Ermeni-Rus Kale Topçu Alayı’nın yetkin bir komutanıdır. Yâni; sıradan bir şahsın, askerin veya gazetecinin kolaylıkla elde edemeyeceği veya can tehlikesinden ötürü uzun müddet gözlemleyemeyeceği pek çok hususu rahatça irdeleyebilme imkânına sâhip olmuştur. İmkânını değerlendirme noktasında “isabetli bir adım” atmış olan Yarbay Tverdohlebov; şehâdet ettiği, yazılı evraktan edindiği ve Türk, Kürt, Rus, Ermeni kimliğini taşıması dolayısıyla meselelere farklı perspektiflerden bakan pek çok kimse (asker-sivil) vâsıtasıyla işittiği malûmatı yazıya geçirmiştir. Bunun neticesinde ise; gerek Avrupa’da ve gerekse ABD’de yaygın bulunan ve birtakım lobicilik faaliyetlerinin tezahürü olarak peydahlanan “Ermeni mağduriyeti”, “Ermenilere yönelik saldırganlık” gibi fikirlerin ne denli “uydurma” ve “iftira” olduğunu bir Rus askerinin gözünden görmek mümkün olmuştur. Sarf etmiş olduğumuz tüm bu hususlar göz önüne alındığında; Rus Yarbay Tverdohlebov tarafından kaleme alınan ve Ahmet Tetik tarafından yayına hazırlanan Gördüklerim Yaşadıklarım (Erzurum 1917-1918), yayın tarihi eski (2007) olmasına rağmen elân geçerliliğini koruyan ve Ermeni Meselesi ile terör bağlamında okunup düşünülmesi gereken eserlerden bir tanesidir, diyebiliriz.

Yarbay Tverdohbelov, Gördüklerim Yaşadıklarım, Yay. Haz. Ahmet Tetik, Ankara, Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı (ATASE) Yayınları, 2007, 188 Sayfa, ISBN: 978-975-409-439-8.

Yazar: Samet Yıldız. Yüksek Lisans Öğrencisi, Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Bornova/İZMİR, E-Posta: sametyildiz.iletisim@gmail.com, ORCID: 0000–0003–4098–2718.

5 6 kere oylandı
İçeriği Değerlendir